<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Tarihe bilimsel bakış..</title>
	<atom:link href="http://tarihvebilim.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tarihvebilim.wordpress.com</link>
	<description>Tarih dersleri</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Jan 2012 03:26:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='tarihvebilim.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Tarihe bilimsel bakış..</title>
		<link>http://tarihvebilim.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://tarihvebilim.wordpress.com/osd.xml" title="Tarihe bilimsel bakış.." />
	<atom:link rel='hub' href='http://tarihvebilim.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>DP&#8217;li Amerikancı ve diyalogcu bir hür adam Saidi kürdi</title>
		<link>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/12/19/dpli-amerikanci-ve-diyalogcu-bir-hur-adam-saidi-kurdi/</link>
		<comments>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/12/19/dpli-amerikanci-ve-diyalogcu-bir-hur-adam-saidi-kurdi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 20:20:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tarihvebilim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saidi Kürdi]]></category>
		<category><![CDATA[Saidi Nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvebilim.wordpress.com/?p=1378</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye, 1950’den sonra ABD çıkarları doğrultusunda “değiştirilip”, “dönüştürülmeye” başlanmıştır. Soğuk Savaş döneminde ABD’nin en büyük korkusu olan “komünizm” tehdidi ve tehlikesi, bu tehdidin burnunun dibindeki Türkiye’yi ABD için “çok stratejik” ve “çok önemli” bir ülke haline getirmiştir. Komünizm tehdidine karşı İslamı “kalkan” olarak kullanmak isteyen ABD, Türkiye ve Afganistan gibi Müslüman ülkelerin önderliğinde bir “Yeşil [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1378&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><a href="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/hur-adamneredeydi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1379" title="hur-adamneredeydi" src="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/hur-adamneredeydi.jpg?w=600" alt=""   /></a>Türkiye, 1950’den sonra ABD çıkarları doğrultusunda “değiştirilip”, “dönüştürülmeye” başlanmıştır. Soğuk Savaş döneminde ABD’nin en büyük korkusu olan “komünizm” tehdidi ve tehlikesi, bu tehdidin burnunun dibindeki Türkiye’yi ABD için “çok stratejik” ve “çok önemli” bir ülke haline getirmiştir. Komünizm tehdidine karşı İslamı “kalkan” olarak kullanmak isteyen ABD, Türkiye ve Afganistan gibi Müslüman ülkelerin önderliğinde bir “Yeşil Kuşak” oluşturarak, Kominizi İslamla vurmak istemiştir.<span id="more-1378"></span></span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">ABD, komünizm tehlikesine karşı kalkan olarak kullanmayı düşündüğü Türkiye gibi ülkelere, II. Dünya Savaşı’ndan sonra kesenin ağzını açmıştır: Marşal Yardımı, Truman Doktrini, NATO’ya üyelik gibi konular bu çerçevede değerlendirilmelidir. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Komünizme karşı İslam” stratejisiyle yola çıkan ABD, İslam ülkelerindeki “Komünizm karşıtlığını” körüklemek için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Bu doğrultuda İslam ülkelerindeki “çağdaş”, “laik”, “sosyalist” yapılanmalara ve kişilere darbe vurarak, “İslamcı”, “şeriatçı” yapılanmaları ve kişileri ön plana çıkarmaya çalışmıştır. Özetle; II.Dünya Savaşı sonrasında İslam dünyasında birden bire başlayan “dincileşme” hareketlerinin arkasında, komünizmi İslamla durdurmak isteyen ABD vardır. Rus-Afgan Savaşı’nda ABD’nin Afganistan’a yardım etmesi ve Türkiye’nin Kore’ye asker göndermesi karşılığında ABD’nin isteğiyle NATO’ya alınması hep bu stratejinin ayaklarıdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">SAİD-İ NURSİ DP’Yİ DESTEKLEMEDİ Mİ?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">ABD”nin Komünizme karşı İslam” stratejisi, Türkiye’de 1950’de “dinsel bir söylemle” iktidara gelen Adnan Menderes’in Demokrat Partisi’ni (DP) ve yasaklı din adamı Said-i Nursi’yi desteklemeyi ve onlardan “yararlanmayı” gerekli kılmıştır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">1950’de yoğun bir “dinsel söylemle” iktidara gelen DP’nin ilk politikaları da “din” alanında olmuştur. DP iktidara gelir gelmez, Atatürk döneminde Türkçeleştirilen ezanı,yeniden Arapçalaştırmıştır. Atatürk devrimlerini, “Halka mal olanlar ve olmayanlar” diye ikiye ayıran, milletvekillerine “Siz isterseniz Hilafeti bile geri getirebilirsiniz” diyen DPlideri Adnan Menderes, 1951’de İzmir’de, DP Kongresi’nde, şunları söylemiştir: “Şimdiye kadar baskı altında bulunan dinimizi baskıdan kurtardık. İnkılap softalarının yaygaralarına ehemmiyet vermeyerek ezanı Arapçalaştırdık. Türkiye bir Müslüman devlettir ve Müslüman kalacaktır, Müslümanlığın bütün icaplarını yerine getirecektir.” </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Menderes’in 1951 yılındaki bu sözleri, Türkiye’nin bugünlere nasıl geldiğinin çok iyi bir göstergesidir. Menderes’in, “Müslümana Müslüman propagandası” yaparak “oy uğruna” İslam dinini istismar ettiği çok açıktır. DP dönemine kadar İslamın baskı altında olduğunu  söylemesi, ezanın Arapçaya çevrilmesini “Müslümanlığa dönüş” diye adlandırması ve DP’yi “İslamın bayrağı” gibi tanımlaması, bugün AKP’nin “din politikalarını” ve “din istismarını” çağrıştırmaktadır. Demek ki, “siyasal İslamcı iktidarların” ortak yönlerinden biri, aradaki zaman farkına rağmen, benzer bir “söylem” kullanmalarıdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">***</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">1948’de 20 aya mahkum olan Said-i Nursi, Nur talebeleriyle birlikte Afyon hapishanesine konulmuştur. O sırada hükümete başvurarak “Bolşeviklere karşı birlikte mücadele etmeyi” önermiştir:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Beni serbest bırakınız. El birliğiyle Komünistlikle zehirlenen gençlerin ıslahına ve memleketin imanına Allah’ın birliğine hizmet edeyim.”[1]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi, DP iktidarına yedi ay kala, 20 Eylül 1949’da hapishaneden çıkmış ve 20 Kasım 1949’da Emirdağ’a sürülmüştür.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">14 Mayıs 1950 seçimlerini DP kazanınca Said-i Nursi Celal Bayar’a bir kutlama telgrafı göndermiştir:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Cenab-ı Hak sizi İslamiyet, vatan ve millet hizmetinde muvaffak eylesin.”[2]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Said-i Nursi’nin bu telgrafına: “Samimi tebriklerinizden fevkalade mütehassis olarak teşekkürler ederim” diye, nazikçe bir cevap vermiştir.[3]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">1950’de DP tarafından serbest bırakılan Said-i Nursi, kendisine tahsis edilen bir otomobille propaganda gezilerine çıkmıştır</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">DP, 1950’de iktidara gelince Said-i Nursi de Ankara’ya gelmiştir. Kendi anılarına göre Ankara Üniversitesi’nde bir konferans vermiştir. Konferansını, yerli ve yabancı profesörlerle bazı milletvekilleri izlemiştir![4]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">1950’lerin sonunda ekonomik durumun bozulmasına paralel güç kaybeden DP,“İslamı  daha çok kullanmaya ve ödünler vermeye başlamıştır. 1957 seçimlerinde dinsel sloganları ağırlıklı kullanırken, Nurcularla da seçim ittifakına girmiştir. 1958’de ise yine Nurcuların anti-laik propagandalarına göz yumulurken radyodaki dini programlar artırılmıştır…. Başbakan Menderes, 19 Ekim 1958’de Emirdağ’da yeşil tuğralı bayrakla ve Said-i Nursi tarafından karşılanmaktan memnuniyet duymuştur…”[5]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi, 1956’da DP’yi desteklediğini açıklayan bir “manifesto” yayınlamıştır. Bu arada Afyon Mahkemesi de Nur risalelerinin zararsız olduğuna karar vermiştir.[6]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">1950’lerde Said-i Nursi DP’yi, DP de Said-i Nursi’yi desteklemeye başlamıştır. DP milletvekili Tahsin Tola, Said-i Nursi’nin risalelerinin Latin harfleriyle basılmasınıönermiş, bunun üzerine DP lideri Adnan Menderes de Diyanet idaresine talimat vermiştir. Bu talimatı alan Diyanet İşleri Başkanı A. Salih Korur: “Bu eserlerin neşredilmesi için Said-i Nursi’nin ismi kafi değil mi?” demiştir. Ve Nur Risaleleri Latin harfleriyle basılmıştır.[7]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi, 1957 seçimlerinde DP’den aday olan Senirkentli Tahsin Tola’nın desteklenmesini istemiştir.[8]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi, 27 Ekim 1957 seçimlerinde Isparta’dadır. Oy kullanmak istediğini bu nedenle seçim sandığının kendisine getirilmesini istemiştir! Sandık başkanı bu isteği reddedince yanına Zübeyir Gündüzalp’i alarak sandığa gidip göstere göstere DP’ye oy vermiştir.[9] </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Bütün bu girişimlerine karşın Said-i Nursi anılarında, “siyasete girmemiş olduğunu”iddia etmiştir. Said-i Nursi’yi parlatmak için kitap yazanlar da bu iddiadan hareketle“Said-i Nursi siyasetle ilgili değildi, hiçbir partiyi desteklememişti” demişlerdir. Ancak bu doğru değildir; yukarıda da görüldüğü gibi Said-i Nursi ayan beyan bir şekilde DP’yi desteklemiştir. Milletvekili olmamasının nedeni ise diplomasızlıktır; çünkü o zamanki yasaya göre en az ilkokul diploması sahibi olanların milletvekili olması mümkündü. Ayrıca kendisi de milletvekili olmak istememişti zaten…</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">AH CEMAL KUTAY AH!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi, 1950’lerde Amerikan destekli yerli işbirlikçilerle parlatılmaya başlanmıştır. DP’nin iktidar olduğu ve “Karşı Devrimin” başladığı o yıllarda Amerikan eksenli tüm politikaları basın yayın yoluyla halka benimsetmeye çalışan gazeteci, yazarCemal Kutay, Cengiz Özakıncı’nın deyişiyle: “Said-i Nursi’yi sindiği köşede bulup çıkarıp Amerika’nın izniyle Türk gençliğinin düşünsel önderi olarak parlatılıyordu. Çünkü Amerika, dünya üzerinde eskiden Almanya çıkarına çalışan bütün ajanları toplayıp kendi hizmetine koşmaya başlamıştı. Türkiye’de yapılan buydu”[10]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Cemal Kutay, Said-i Nursi’yi parlatmak için yazdığı “Çağımızda Bir Asrı Saadet Müslümanı Bediüzzaman Said-i Nursi” adlı kitabında, bir taraftan Said-i Nursi’yi överken,  diğer taraftan DP iktidarının isteği doğrultusunda Said-i Nursi’yi nasıl arayıp bulduğunu, nasıl ortaya çıkartıp nasıl Amerikan isteklerine uygun bir din adamı olarak tanıttığını anlatmaktadır.[11]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Kitabında, Emirdağ’a giderek Said-i Nursi ile görüştüğünü ve elini öptüğünü yazan Cemal Kutay, yıllar sonra Emirdağ’a gitmediğini açıklayacaktır.[12] Dahası, kitabında Said-i Nursi’yi yere göğe sığdıramayan Cemal Kutay, (Mustafa Yıldırım’ın iddiasına göre) yıllar sonra bu kitabı 100 bin lira karşılığında yazdığını itiraf edecektir.[13]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Cemal Kutay’ın tamamen Said-i Nursi’nin yazdıklarına, anılarına ve bazı başka anılara dayanarak kaleme aldığı, anılar dışında neredeyse hiçbir kaynak kullanmadığı “Çağımızda Bir Asrı Saadet Müslümanı Bediüzzaman Said-i Nursi” adlı kitabı, sonraki bütün Said-i Nursi kitaplarının “ana kaynağı” olmuştur. Prof. Şerif Mardin bile “Bediüzzaman Said-i Nursi Olayı” adlı kitabını yazarken “temel kaynak” olarak Cemal Kutay’ın bu propaganda kitabını kullanmıştır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Aynı Cemal Kutay’ın 12 Eylül sonrasının “ateşli Atatürkçülerinden” biri olması da çok düşündürücüdür! 12 Eylül’de “içi boşaltılan Atatürkçülüğü” topluma benimsetme görevi de yine Cemal Kutay’a verilmiştir belli ki. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">1950’lerde sadece Said-i Nursi değil, daha önce Türkiye’deki Hitler örgütlenmesinde görev alan Alman güdümlü Cevat Rıfat Atilhan da Almanya yenilince rotayı Amerika’ya doğrultmuş ve 1950’lerde Amerikan güdümlü İslam çalışmalarına katılmıştır.[14]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Soğuk savaş döneminde Amerika’nın, kırk yıl önce Almanya için “cihat fetvası” yazanSaid-i Nursi gibi İslamcılara çok ihtiyacı vardı. Amerika, bu İslamcıları şimdi de “Amerikan malı cihat fetvası” yazmaları için kullanacaktı. Cengiz Özakıncı bu geçeği, “Said-i Nursi hem eski Almancı, yeni Amerikancı, hem İslam birliği yandaşı, hem Osmanlıcı, hem Kürt, hem hilafetçi olması bakımından Amerika’nın Bullit tarafından kurallaştırılan soğuk savaş stratejisinin Türkiye’deki kanaat önderi ve ruhani lideri olup çıkmıştır.”[15] diye ifade etmiştir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">SAİD-İ NURSİ ABD ETKİSİNE GİRMEDİ Mİ? </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Türkiye’yi II. Dünya Savaşı’nda Sovyet saldırısından Kuran’ın koruduğunu ileri süren[16] Said-i Nursi’ye göre Komünistler, “serserilere ve fakirlere zenginlerin malını peşkeş çekilmektedirler.”[17]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi, 1950’lerde açık bir ABD taraftarıdır. Anlaşıldığı kadarıyla İslam dünyasınıkominizim tehlikesine karşı ABD’nin koruyacağını düşünmektedir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Şu sözler Said-i Nursi’ye aittir:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Küre–i Arz’ın şimdiki en büyük devleti Amerika’nın bütün kuvvetiyle din hakikatlerine taraftar çıkması ve İslamiyetle Asya ve Afrika’nın saadet ve sükunet ve müsamaha bulacağına (barış bulacağına) karar vermesi ve yeni doğan İslam devletlerini okşaması ve teşvik etmesi ve onlarla ittifaka çalışması, kırk beş sene evvel olan müddeayı ispat ediyor, kuvvetli şahit olur.”[18] Yani, Said-i Nursi, “Dünyanın şu anki en büyük devleti Amerika’nın  bütün kuvvetiyle dini hakikatlere sahip çıktığını, Amerika’nın, Asya ve Afrika’da İslamiyetle beraber huzur ve saadet geleceğine karar verdiğini, Amerika’nın yeni doğan İslam devletlerini okşadığını ve onlarla ittifak ettiğini” bütün dünyaya ilan ediyor! </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Nursi’nin bu sözleri, bugün onun yolundan giden Fethullh Gülen’in sözlerine ve yaşam biçimine nasıl da güzel örnek oluşturuyor.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi’ye göre kominizim tehdidi nedeniyle ABD ve Avrupa, Müslümanları desteklemek zorundadır:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “…<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Rehber risalelerindeki Leyle-i Kadir meselesi: şimdi hem Amerika hem Avrupa’da eseri görülüyor. Onun için şimdiki bu hükümetimizin hakiki kuvveti, hakiki Kuran’iyeye dayanmak ve hizmet etmektir… Eskiden Hıristiyan devletleri bu İttihad-ı İslama taraftar değildiler.Fakat şimdi komünistlik ve anarşistlik çıktığı için hem Amerika hem Avrupa devletleri Kuran’a ve İttihad-ı İslama taraftar olmağa mecburdurlar…”[19]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi, anılarında DP’ye, ABD’yi desteklemesi yönünde akıl verdiğini iddia etmiştir. Necmetin Şahiner bu konuda şu bilgileri vermiştir:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Üstad’a, Tahsin Tola geliyor. Ankara’ya gidiyormuş. Üstad: ‘Hemen git Menderes’e, İngiliz ve Fransız elçisini reddedip Amerikan elçisinin dediğini kabul etmesini söyle’diyor. Tahsin Tola hemen gidiyor. Menderes o sırada İngiliz elçisiyle konuşuyormuş. Biraz sonra Fransız elçisi geliyor. Daha sonra Amerikan elçisi geliyor. Tahsin Tola içeri girip de Menderes’le bir türlü konuşamıyor.”[20]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">24 Şubat 1955’te ABD’nin isteğiyle Türkiye, İran, Irak, Pakistan ve İngiltere arasında ortak güvenlik ve savunma kuruluşu CENTO kurulmuştur. O günlerde Said-i Nursi,Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a ve Başbakan Adnan Menderes’e birer mektup göndererek komünizme karşı Hıristiyan ve İslam dünyasının birlikte hareket etmesininiyi olduğunu belirtmiştir. [21]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">ABD’ye yaranmak için kurulan Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin oluşturulmasında ve çalışmalarında Said-i Nursi talebelerinin çok önemli katkıları vardır. Bu gerçeği Fethullah Gülen şöyle anlatmıştır:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “ <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">İsmi Ali’ydi. Bir arkadaşı İzmir’e gönderip tüzük getirttik. Ben bir vaazdan sonra anons ettim ve gençlerle Caferiye Camii’nin (Erzurum) önünde toplandık. Gayemiz komünizme karşı örgütlenmekti. Dernek ve cemiyet işlerinden anlayan bir akrabam vardı. O gelip bizi uyardı, bize yol gösterdi… Arkadaşlar da benim derneklerle bu kadar içli dışlı olmamı biraz fazla buluyorlardı. Benim hareketlerimden rahatsız oldular. ‘Bu Komünizmle Mücadele Derneği’ de nerden çıktı? Sen Nur’ları oku. Bundan iyi mücadele olmaz’ dediler. Daha sonra da ‘Meğer biz yanılmışız’ diyecekler ve Komünizmle Mücadele Derneği’ni onlar kuracaklardı.”[22]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">DP iktidar olduktan sonra Türkiye büyük bir hızla ABD etkisine girmeye başlamıştır.   (Aslında Türkiye’nin ABD etkisine girme süreci İsmet İnönü döneminde, 1946 anlaşmalarıyla başlamış, 1950’den sonra DP ve Menderes döneminde bu süreç hızlanmıştır). 1950’lerde NATO’ya girmek için çırpınan Türkiye, ABD’yi memnun etmek ve bu sayede NATO’ya girmek için Kore iç savaşına asker göndermiştir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">O günlerde Said-i Nursi de ABD’nin yanında savaşa katılmayı desteklemiştir. Hatta kendisinin de bir ordu kurup bu ordunun başında gönüllü olarak Kore’ye savaşmaya gitmek istediğini belirtmiştir:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Hükümet Kore’ye asker gönderiyormuş, eğer bana da izin verseler, 5000 genç Nur talebelerimle gönüllü olarak komünistlerle harbetmek için ben de giderim.”[23]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">NUR’CULAR VE MOON’CULAR</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Kore Savaşı’nda ABD’nin tarafında yer alarak bu savaşa katılmak isteyen Said-i Nursi o dönemde yine ABD’nin yanında yer alan başka bir Koreli’ye çok benzer!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Bu Koreli; ABD ile ilişkilerini geliştiren ve savaş sonrasındaki diktatörlük döneminde CIA ile işbirliği yapan “Unifiacation Church” (Birleştirme Kilisesi)’ü kuran Sun Moyung Moon’dur [24]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Mustafa Yıldırım, “Meczup Yaratmak” adlı kitabında Sun Myung Moon yapılanmasıylaSaid-i Nursi hareketinin yollarının 1980’lerin sonuna doğru kesişmiş olduğunu veMoon’cuların Türkiye’den Nurcular’dan büyük bir destek aldığını anlatmıştır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Şimdi sözü Mustafa Yıldırım’a bırakalım:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Moon öncelikle tüm Hıristiyanları birleştirerek kendisini bir tür Mesih olarak tanıtır. Adem ve Havva’nın günah işleyerek insanoğlunun kanını kirlettiğini, İsa’nın ise siyaset bilmediğinden başarılı olamadığını ileri sürer. Örgütlülük ağı geliştikçe de öteki dinden insanları yanına çekmek için ‘Mesihlik’ propagandasını yükselterek Müslümanları da birliğe çağırır; onlarla akademik, kültürel ve sonra da ticari ilişkiler ağı kurmayı başarır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Moon, okullar medya, kültürel örgütler, şirketler, finans kurumlarından oluşan bir model yaratır. Onun Türkiye ilişkileri içinde yer alanlar devlette önemli görevleri üstlenirler.[25] Türkiye’den giden ilahiyatçılar Moon’un okullarında ders verirler.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Moon’un parasal-siyasal ilişkilerine temel yapmış olduğu Hıristiyanları giderek tüm dinleri birleştirme senaryosunu birtakım dinsel temalara indirgemek, asıl olanı buğular altında bırakmak olur. Ancak örgütlenme modeli son derece tutarlı ve başarılıdır. Devlete karşı durmak yerine, kişiler aracılığıyla kurumları ele geçirmek ise, en örnek alınası tarzdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Yıllar sonra bu model Türkiye’de de Said-i Nursi ardıllarınca benzer biçimde kurulur.Bu modelin simgesi olan kişi de tıpkı Moon gibi ABD’ye yerleşir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi de, Moon gibi ABD örgütlülüğünde ‘antikomünist’ mücadelenin yararını kavramış görünmekte ve ABD’yi desteklemenin gerekçesi olarak Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında dinsel bir ayrılık olmadığını, Müslümanlarla Hıristiyanların birleşmeleri gerektiğini ileri süren satırlar yazdırır:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> ‘<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Ehl-i iman Hıristiyanın dindar ruhanileriyle ittifak etmek ve medarı-ı ihtilaf mes’eleleri nazara almamak gerekir.Çünkü küfr-ü mutlak hucum ediyor.’[26]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Bu sıralarda ABD’de CIA’yı kurmuş ve Londra merkezli bir karşı casusluk, karşı propaganda ağı oluşturmaktadır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Ortadoğu ve özellikle Asya ülkelerindeki Müslümanları kendi cephesinde tutup savaşımında kullanmak amacıyla ‘komünizme karşı din’ propagandasıyla ve örgütlenmesiyle ülkeler içinde kendisine bağlı odaklar oluşturmakta ve bu odakları etkisine aldığı devlet kurumları ve işadamı çevreleriyle desteklemektedir…</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerin insanları Haçlı saldırılarını unutmamışlardır. Müslümanları Hıristiyanların saflarına çekmenin yolu ‘İslamiyetin, Museviliğin ve Hıristiyanlığın’ kardeşliğini ileri sürmekten geçmektedir.”[27]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Yıldırım’ın belirttiği gibi gerçekten de ülkemizde Said-i Nursi’den “el alan” bir cemaat,Moon tipi örgütlenmiş ve Moon’la işbirliğine girmiştir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Söz konusu cemaatin, “devlet içinde devlet olacak” biçimde gizli ve derinden yapılanması, devlet kurumlarını ele geçirmeye çalışması, Mesih düşüncesini canlı tutması, cemaat burjuvası oluşturması, STK’lar, medya ve eğitim yoluyla toplumu biçimlendirmek istemesi, dinler arası diyalog peşinde koşması ve ABD’yle sıkı ilişkiler içinde olması, Moon tipi örgütlendiğini kanıtlamaktadır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">İSA SİZİ KORUSUN!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Söz konusu cemaatin, “Aksiyon” adlı dergisinin, 8 Aralık 2003 tarihli 470. sayısındaHz. İsa kapak konusu olarak işlenmiştir. Kapağında kocaman bir İsa ikonasının yer aldığı  derginin içindeki yazıya, “Hıristiyan dünyası Hz. Mesih(Christ)’in doğum yıldönümünü kutlamaya hazırlanırken Müslümanlar salat ve selam getirerek Hz. İsa’ya diğer peygamberlere olduğu gibi hürmet gösteriyor. Ve iki dinin müntesipleri geçmişte oluşan önyargıları yıkarak insanlığı tehdit eden tehlikelere karşı ortak noktalarda buluşmanın yollarını arıyor.” denilerek başlanmıştır. Belli ki burada “…Ve iki dinin müntesipleri geçmişte oluşan önyargıları yıkarak insanlığı tehdit eden tehlikelere karşı ortak noktalarda buluşmanın yollarını arıyor.” denilerek, “dinler arası diyalogun” altı çizilmiştir. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Türkiye’de “dinler arası diyalog” arayışları Said-i Nursi’yle ivme kazanmıştır. Hıristiyan-Müslüman çekişmesinin geçici olduğunu ileri süren Said-i Nursi, kavga edecek bir şey olmadığını belirtmiştir:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Ahir zamanda İsevilerin dindarları ehl-i Kuran’la ittifak edip müşterek düşmanları olan zendekaya (zındıklara) karşı dayanacakları gibi, şu zamanda ehl-i diyanet (dine bağlı) ve ehl-i hakikat (hakikata bağlı) değil, yalnız din daşı, meslektaşı, kardeşi olanlarla samimi ittifak etmek, belki Hıristiyanların hakiki dindar ruhanileri (din önderleri) ile dahi medarı ihtilaf (anlaşmazlık nedenleri) noktaları muvakkaten medarı münakaşa (geçici tartışma nedenleri) ve niza (kavga) etmeyerek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar.”[28]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Yani, Said-i Nursi, Hıristiyanların dindarlarının Müslümanlarla birleşip ortak düşmanları olan “dinsizlere” karşı dayanacaklarını, dine bağlı olanların, Hıristiyan din önderleriyle kavga etmeyerek “dinsizlerle” karşı birleşmek zorunda olduklarınıbelirtmiştir. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi’nin halefi olan Fethullah Gülen de aynı kanıdadır. Gülen, Said-i Nursi’ninEmirdağ Lahikası’ndaki görüşlerini tekrarlayarak Müslüman-Hıristiyan birlikteliğine şöyle vurgu yapmıştır:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">İslam’da ve Katolik Hıristiyanlık’ta esas olan inanç hükümlerinden başka, her iki dindeki ahlaki esaslar da denilebilir ki aynıdır. Teferruat (ayrıntı) olan tali (yan) meseleleri bir tarafa bırakalım.”[29]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">PAPA’YA RİSALE</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Dinler arası diyalog” çerçevesinde Said-i Nursi’nin risaleleri dünyanın değişik ülkelerine gönderilmiştir. Talebelerinden Selahattin Çelebi ve oğlu Nazif Çelebi, kitapları teksirle çoğaltarak dünyanın değişik ülkelerine postalamışlardır. Said-i Nursi’nin risalelerinden oluşan bir paket kitap da Vatikan’ın İstanbul temsilcisinegönderilmiştir. Oradan da Papa’ya ulaştırılmıştır. Papa’nın özel kalemi 22 Şubat 1951 tarihli kısa bir mektupla Nurculara “teşekkürlerini” bildirmiştir.[30]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">PATRİK’LE GÖRÜŞME</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi sadece Katolik Hıristiyanlarla değil Ortodoks Hıristiyanlarla da iyi ilişkiler kurmaya, onlarla da yakınlaşmaya çalışmıştır. 1953 yılında talebesi Ziya Arun’u yanına alarak Fener Ortodoks Rum Patriği Athanogoras’a gitmiştir. Patriğe, “Peygamberi ve Kuran’ı kabul ederlerse ehl-i necat (kurtuluş ehli) olacaksınız” demiştir. [31]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi’nin ve talebelerinin Papa’yla kurduğu ilişkiler meyveleri zaman içinde vermiş ve yıllar sonra Said-i Nursi’nin halefi Fethullah Gülen, Vatikan’da Papa ile görüşmüştür.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">WİLSON’A ÖVGÜ</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi, sadece Papa’ya değil, “dindar” olan bütün Hıristiyan liderlere övgüler dizmiştir. Örneğin, I. Dünya Savaşı’nda ve sonrasındaki Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye’ye yönelik yapmadıkları düşmanlığı bırakmayan Wilson, Lloyd George ve Venizoloshakkında şunları söylemiştir:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Din-i İslamı Hıristiyan dinine kıyas edip Avrupa gibi dine lakayıd olmak pek büyük bir hatadır. Evvela: Avrupa dinine sahiptir. Başta Wilson, Lloyd George, Venizolos gibi Avrupa büyükleri, papaz gibi dinlerinde mutaassıp olmaları şahiddir ki, Avrupa dinine sahiptir…”[32]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">CESARETİNİZ VARSA İLİŞİNİZ!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Said-i Nursi’nin “din eksenli” hayat görüşü, onun “din dışı” akımlara karşı “düşmanlık” beslemesine yol açmıştır. Özellikle “ateizme” ve “komünizme” karşı çok serttir. 1950’lerde CHP’ye karşı DP’yi; Rusya’ya karşı ABD’yi desteklemesinin temel nedeni bu “din eksenli” hayat görüşüdür. Atatürk devrimlerini uygulayan, laik ve çağdaş ulus devletin savunucusu CHP’ye karşı, “dinsel söylemleri” ve “uygulamaları” ön plana çıkaran DP’yi desteklerken; Sovyetlerden yayılan “din karşıtı” kominizim akımına karşı da Moon tarikatı gibi Hıristiyan tarikatların yuvalandıkları, komünizme karşı mücadele eden ABD’yi desteklemiştir. Bu sayede hem DP, hem de ABD, Said-i Nursi’den çok rahat bir şekilde yararlanmışlardır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Hoşgörü abidesi” ve “mazlum” olarak gösterilen Said-i Nursi, “dinsizlere” ve “düşmanlarına” karşı  çok kindar ve acımasızdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Şu sözler Said-i Nursi’ye aittir:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Ey din ve avretini dünyaya satan bedbahtlar! Yaşamanızı isterseniz bana ilişmeyiniz! İlişirseniz, intikamım katmerli bir suretle sizden alınacağını biliniz, titreyiniz!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Ben rahmet-i ilahiden ümit ederim ki: Mevtim, hayatımdan ziyade dine hizmet edecek ve ölümüm başınızda bomba gibi patlayıp başınızı dağıtacak!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Cesaretiniz varsa ilişiniz! </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Yapacağınız varsa göreceğiniz de var!”[33]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Korktunuz mu?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">***</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">1950’lerde, “Hükümet Kore’ye asker gönderiyormuş, eğer bana da izin verseler, 5000 genç Nur talebelerimle gönüllü olarak komünistlerle harbetmek için ben de giderim” diyerek 74 yaşında ABD için Kore’de savaşmaya can atan Said-i Nursi, nedense 1919’da, üstelik 43 yaşındayken, Anadolu’daki Türk Kurtuluş Savaşı’nakatılmak için kılını bile kıpırdatmamıştır.[34]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Sinan Meydan</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[1] Malmisanij, Said-i Nursi ve Kürt Sorunu, 2.bs, İstanbul, 1991, s. 27; Şualar, s.377.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[2] Emirdağ Lahikası, s.280.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[3] Necmettin Şahiner, Son Şahitler, Bediüzzaman Sid Nursi Anlatıyor, İstanbul, 1992, s.381.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[4] Sözler, Redoks, s.747.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[5] Necip Mirkelamoğlu, Din ve Laiklik, İstanbul,  2000, s. 513; Sinan Meydan, Atatürk İle Allah Arasında, 4.bs, İstanbul, 2010, s.726-727.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[6] Mustafa Yıldırım, Meczup Yaratmak, 2bs, Ankara, 2006, s.142.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[7] Şahiner, age, s. 413-415; Yıldırım, age, s.142,143.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[8] Yıldırım, age, s.146.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[9] Şahiner, age, s.415-416.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[10] Cengiz Özakıncı, Türkiye’nin Siyasi İntiharı, Yeni Osmanlı Tuzağı, İstanbul, 2005, s. 145</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[11] Bkz. Cemal Kutay, Çağımızda Bir Asr-ı Saadet Müslümanı: Bediüzzaman Said-i Nursi, Yeni Asya Yay, İstanbul, 1981.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[12] Yıldırım, age,  s.23.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[13] Age, s.66.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[14] Özakıncı, age, s.146.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[15] Age, s.146.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[16] Yıldırım, age, s.126.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[17] age, s.127. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[18] Tarihçe– Hayat , 88, Arabi Hutba–i Şamiye Eserini tercümesi / Birinci Kelime / Haşiye, İçtima–i Reçeteler II/101.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[19] Emirdağ Lahikası, s. 54.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[20] Necmettin Şahiner, Hatıralarda Bediüzzaman, s.177.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[21] Şahiner, age, s.411; Yıldırım, age, s.142.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[22] Yıldırım, age, s.131.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[23] Şahiner, age, s.75-78; Yıldırım, age, s.127.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[24] Yıldırım, age, s.127.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[25] “Moon’un en kapsamlı Türkiye atağı, “Unification Movement” gezisidir. 35 ülkeden toplanan 150 kişi New York, Kudus, İstanbul, Roma, Yeni Delhi, Katmandu, Bangkong, Pekin, Tokyo, New York yolculuğu boyunca her kentte bir hafta kalarak işlerini gördüler! Sözde dinler arası ilişkinin amacı, Moon’un hedefine uygun olarak adam örgütlemektir. Bu o denli açıktır ki, Moon’un örgütçüsü Dr. Joseph Bettis, “Heyetimiz içinde yer alanlar bütün dünyada tek din olmasını amaçlıyorlar.Bu bizim ikinci turumuz. Bunu devam ettirmek istiyoruz’ dedikten sonra örgütlerin geleneksel yayılma yöntemlerine uygun bir açıklamada daha bulunuyordu: ‘Ancak tura katılanlar her yıl değişecek… Bu yıl sekiz Türk’ün de bizimle gelmesine çok memnun olduk.’ Türkiye’yi temsil edenler arasında Dünya Dinleri Gençlik Semineri’ne katılan Türk heyetinde Ahmet Davutoğlubulunuyordu. Boğaziçi Üniveristesi’nin öğretim görevlisi olan Davutoğlu, masumane çalışmaların amacını şu ilginç sözlerle açıklıyordu: ‘Amerika’da kendi sahasında söz sahibi değişik dinlere mensup bir grup profesörün önderliğini yaptığı bu gezide, amaç bilfiil yaşayarak, daha açık bir ifade ile ‘gezici bir üniversite şeklinde’ dinler arasında diyalog ve fikir alış verişi temin etmektir. İlki geçen sene yapılan bu geziye Türk temsilciler bu sene katıldı. Gerek ABD’de gerekse Kudüs’te gerçekten çok değerli gözlemler yapma imkanı bulduk.” Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında, 13.bs, s.530; Yıldırım, Meczup Yaratmak, s. 128, dipnot:190.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[26] Emirdağ Lahikası, 1, Redoks, 206.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[27] Yıldırım, Meczup Yaratmak, s. 127-129.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[28] Lem’alar, s.151.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[29] www.fgulen.org</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[30] Şahiner, age, s.384.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[31] Age, s.405.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[32] Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, s.312.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[33] Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, s.774.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">[34] Bkz. (http://www.odatv.com/n.php?n=hur-adam-hurriyet-savasinda-neredeydi-0701111200)</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
</span></span></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">http://<strong>www.odatv.com</strong>/n.php?n=hur-adam-hurriyet-savasinda-neredeydi-0701111200</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihvebilim.wordpress.com/1378/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihvebilim.wordpress.com/1378/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihvebilim.wordpress.com/1378/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihvebilim.wordpress.com/1378/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarihvebilim.wordpress.com/1378/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarihvebilim.wordpress.com/1378/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarihvebilim.wordpress.com/1378/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarihvebilim.wordpress.com/1378/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihvebilim.wordpress.com/1378/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihvebilim.wordpress.com/1378/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihvebilim.wordpress.com/1378/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihvebilim.wordpress.com/1378/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihvebilim.wordpress.com/1378/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihvebilim.wordpress.com/1378/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1378&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/12/19/dpli-amerikanci-ve-diyalogcu-bir-hur-adam-saidi-kurdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/823314d4824b344cecfdf74e3f2bc033?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tarihvebilim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/hur-adamneredeydi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">hur-adamneredeydi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Atatürk belkide Seyit Rıza&#8217;yı affedecekti. Emrivaki yaptılar</title>
		<link>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/12/16/ataturk-belkide-seyit-rizayi-affedecekti-emrivaki/</link>
		<comments>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/12/16/ataturk-belkide-seyit-rizayi-affedecekti-emrivaki/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 22:21:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tarihvebilim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvebilim.wordpress.com/?p=1399</guid>
		<description><![CDATA[Hulki Cevizoğlu, Çağlayangil’in bu inanılmaz hukuk atlatma çabası itirafını, Atatürk’e oynanan bir oyun olarak değerlendirdi: “Çağlayangil, Atatürk gelmeden Seyit Rıza’yı idam ettirmek istiyor. Çünkü Atatürk’ün karşısına çıkacak olan 6 bin kişilik vatandaş kitlesi, Seyit Rıza’nın affını isteyecek. Atatürk de belki affedecek veya müebbede çevirecek… Atatürk, hasta hasta oraya gittiğine göre, belki de demokrasi dersi verecek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1399&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;"><a href="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/12/seyitriza.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1400" title="seyitriza" src="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/12/seyitriza.jpg?w=300&#038;h=266" alt="" width="300" height="266" /></a>Hulki Cevizoğlu, Çağlayangil’in bu inanılmaz hukuk atlatma çabası itirafını, Atatürk’e oynanan bir oyun olarak değerlendirdi: “Çağlayangil, Atatürk gelmeden Seyit Rıza’yı idam ettirmek istiyor. Çünkü Atatürk’ün karşısına çıkacak olan 6 bin kişilik vatandaş kitlesi, Seyit Rıza’nın affını isteyecek. Atatürk de belki affedecek veya müebbede çevirecek… Atatürk, hasta hasta oraya gittiğine göre, belki de demokrasi dersi verecek ve affedecek. Çünkü, Tunceli’yi, Dersim’i kazanmak istiyor Cumhuriyet<span id="more-1399"></span></span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Çağlayangil, bu kadarını anısına yazdığına göre, kim bilir anlatmadığı daha neler yaptı? Yasayı çiğnemiş, yalan söylemiş, Atatürk’ü atlatmış.”</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Cevizoğlu, bu yaşananlardan Atatürk’ün haberi olmadığını ve Çağlayangil’in, anılarının başka bir sayfasında bunu itiraf ettiği gerçeğini ortaya çıkarıyor:</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">“</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Bakınız, gazeteci Tanju Cılızoğlu’nun kaleme aldığı kitabında Çağlayangil neler diyor? Sayfa, 74. Atatürk’le görüşüp, kendi deyimiyle ‘papara yedikten’ sonra şöyle diyor:</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">‘</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">O kısa konuşmada anladım ki, Atatürk, bu olayları detaylı olarak bilmiyor. Bu tür olayları da sevmiyor. Ve Atatürk, demokrat tavırlı bir insan.’”</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Seyit Rıza’nın Fötr Şapkalı fotoğrafı… </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Hulki Cevizoğlu, Seyit Rıza’nın basında yer alan fötr şapkalı fotoğrafına da dikkat çekti. Cevizoğlu’na göre bu fotoğraf, isyancıya bir çeşit işkence etmek için zorla taktırılmıştı. Seyit Rıza’nın bu fotoğrafını Hulki Cevizoğlu şöyle yorumladı:</span><br />
<span style="color:#727272;">“</span><span style="color:#727272;">İsyankâra cezasını vereceksin, o başka bir şey. Ama adam Cumhuriyete karşı gelmiş, Cumhuriyetin şapka devrimine uyarak şapka takar mı? Adamın kafasına herhalde, ‘Bak biz adamı ne yaparız?’ mantığıyla, işgüzar görevliler fötr şapka takıp fotoğraf çektirmiş. Burada da ayrı bir eziyet var demek ki. Atatürk’e rağmen derin devlet gibi bir şey var demek ki.”</span><br />
<span style="color:#727272;">SEYİT RIZA’NIN İNFAZI</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Araştırmacı usta gazeteci Hulki Cevizoğlu, Seyit Rıza’yı idama Çağlayangil’in götürdüğünü ve bunu ayrıntılarıyla anlattığını da dile getirdi:</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">“</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Çağlayangil, Seyit Rıza’nın infazını da şöyle anlatıyor. Sayfa 72.:</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Ceza İnfaz Kanunu, her asılanın ayrı bir yerde asılmasını, asılanların birbirini görmemesini emrediyordu. Bu şartı da yerine getirmeye çalıştık. Her meydana dört sehpa kurduk. Vali, bir de çingene cellat buldu. Gece 12.00’de hapishaneye, gittik. Farlarla çevreyi aydınlattık. Mahkemenin 72 sanığı var.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Sanıkları aldık. Mahkemeye götürdük. Çingene de geldi. Adam başına on lira istedi, ‘Peki’ dedik.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Sanıklar Türkçe bilmiyor. Mahkeme kararı açıklandı. Yedi kişi ölüm cezasına çarptırılmış, sanıklardan bazıları beraat etmiş, bazıları da çeşitli hapis cezaları almıştı.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Kararlar okununca hâkim, ilamda idam lafını kullanmadığı ve ölüm cezasına çarptırılmaktan bahsettiği için verilen hükmü iyi anlamadılar.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">‘</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">İdam Tünne’ diye bir vaveyla koptu.Biz Seyit Rıza’yı aldık. Otomobilde, benimle Polis Müdürü İbrahim’in arasına oturdu. Jeep, jandarma karakolunun yanındaki meydanda durdu. Seyit Rıza, sehpaları görünce durumu anladı.</span><br />
<span style="color:#727272;">‘</span><span style="color:#727272;">Asacaksınız’ dedi ve bana döndü:</span><span style="color:#727272;">‘</span><span style="color:#727272;">Sen Ankara’dan beni asmak için mi geldin?’</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Bakıştık. İlk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyordum. Bana güldü. Savcı, namaz kılıp kılmayacağını sordu. İstemedi. Son sözünü sorduk.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">‘</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz’ dedi.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Bu sırada Fındık Hafız asılıyordu. Asarken iki kez ipi koptu. Ben, Fındık Hafız asılırken Seyit Rıza görmesin diye pencerenin önünde durdum.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Fındık Hafız’ın idamı bitti. Seyit Rıza’yı meydana çıkardık. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">‘</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Evlâdı Kerbelayıh. Bi hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir’ dedi.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağı ile tekme vurdu, infazını gerçekleştirdi.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Oğlu yaşında bir subayı öldürecek kadar katı yürekli olan bir insanın bu mukadder akıbetine acımak zor.</span><br />
<span style="color:#727272;">Çağlayangil, Seyit Rıza’nın infazı gerçekleştikten sonra oteline döndüğünü ve ‘Bi hatayıh. Evlâdı Kerbelayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir’ şeklinde başlık attığı iki sayfa yazı yazdığını söylüyor. Bunu Ulus Gazetesi’nde yayınlanması için yazdığını belirtiyor.”</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Cevizoğlu, Seyit Rıza’nın bir Ramazan günü asılmasının da üzerinde durulması gerektiğini söyleyerek, “İsyan eden bir vahşet yapmış, askerlerimizi katletmiş. Ama sen devletsin. Atatürk’ün haberi yok bunlardan. Devletin içinde devlet olmuşlar. İhsan Sabri Çağlayangil ve yanındakiler devletin içinde o günün derin devleti oluyor. Atatürk’e rağmen” dedi. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">ATATÜRK’TEN ÇAĞLAYANGİL’E FIRÇA</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">İhsan Sabri Çağlayangil, olaylardan tamamen habersiz Atatürk’ün, olan biteni öğrendikten sonra verdiği tepkiyi ve işittiği azarı “Atatürk’ten paparayı yedik” diye anlatıyor ve devam ediyor. Sayfa 73.:</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">“</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Bu sırada ‘Atatürk seni çağırıyor’ dediler. Gittim, kahvaltı ediyorlardı. Bana bir resim gösterdi. Seyit Rıza’nın sehpada sallanırken resmi çekilmiş. </span><span style="color:#727272;">‘</span><span style="color:#727272;">Bu resim ne Emniyet Müdürü?’ dedi. </span><span style="color:#727272;">‘</span><span style="color:#727272;">Haberim yok’ dedim. </span><span style="color:#727272;">‘</span><span style="color:#727272;">Öyleyse maiyetine hâkim değilsin’ dedi ve ekledi. ‘Çabuk git, bu resmin negatifini bul, basılanları imha et.’Gittim, araştırdım. Bizim sivil polisimiz Macar Mustafa, ben idam yerinden ayrılırken resim çekmiş. Bir yerlerde bastırmış ve Şükrü Kaya’nın yaverine vermiş. Şükrü Kaya da Atatürk’e iletmiş. O kısa konuşmada anladım ki, Atatürk, bu olayları detaylı olarak bilmiyor. Bu tür olayları da sevmiyor. Ve Atatürk demokrat tavırlı bir insan. Ben hemen negatifleri, basılanları imha ettim. Resimlerden ikisini sakladım. Atatürk’e gittim. Resimlerden birini kendisine uzattım. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">‘</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Emriniz yerine getirildi’ dedim.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">‘</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Hepsi imha edildi mi?’</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">‘</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Edildi efendim. Yalnız iki tanesini sakladım.’</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">‘</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Ne olacak onlar?’</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">‘</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Müsaade ederseniz birini zat-ı devletlerine vereceğim, birini de kendime alıkoyacağım.’</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">‘</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Sen bu resimleri ne yapacaksın ki?’</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">‘</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Müsaade ederseniz ilerde anılarımı yazacağım.’</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Atatürk, ‘Peki. Bana ayırdığını ver’ dedi. Verdim. Ve Atatürk, trenden Halkevine hareket etti. Arabasına da binmedi. Beyaz donluların arasından yürüyerek geçti. Benim ellerim cebimde ve iki elimde de tabanca, yürüyorum.”</span></span></span></p>
<p><span style="color:#727272;">KAZIM KARABEKİR’DEN DERSİM’E AĞIR SÖZLER</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Hulki Cevizoğlu’nun Ceviz Kabuğu’nda ortaya çıkardığı bir diğer Dersim belgesi ise, Milli Mücadelenin önemli isimlerinden olan ancak daha sonra Atatürk’le ters düşen Kazım Karabekir’e aitti. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Cevizoğlu, “Karabekir’den 1919’dan 1923’e kadar övgüyle söz ettim kitaplarımda. Ancak daha sonra Atatürk’le karşı karşıya gelmişlerdir” dediği Kazım Karabekir’in “Kürt Meselesi” adlı kitabında (Emre Yayınevi, 13. Baskı, Yayına Hazırlayan Prof. Dr. Faruk Özerengin) yer alan ifadelerini açıkladı:</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">“</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Raporlar hazırlıyor Kazım Karabekir. Savunma Bakanlığı’na gönderiyor. Başkumandanlık makamına gönderiyor. Başkumandan Mustafa Kemal. Yani Mustafa Kemal’e gönderiyor. 9 Haziran 1339 yani 1923 yılına denk düşüyor. Bugüne kadar da hiçbir televizyonda, hiçbir gazetede bunları görmedim. Bakın ne diyor? </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Burada Tunceli, eski adıyla Dersimlileri aşağılayan sözler var. Bunları okurken ben hicap duyarım, ama okuyacağım. Çünkü artık bunlar birer belge. Bilimsel tartışma. Küfür yok ama hakaret var. Bugünkü Tunceliler hep Atatürk’ün partisine oy vere geldiler. Niye diye sorulduğu zaman, ‘Atatürk’ün suçu yok, onun için ona oy veriyorlar’ deniyor ki, doğru. </span><br />
<span style="color:#727272;">Dersimlileri savunuyormuş gibi görünüp Atatürk’e çakmaya çalışanlara tokat gibi cevap Kazım Karabekirden geliyor. </span><br />
<span style="color:#727272;">İşte Kazım Karabekir’in Kürt Meselesi adlı kitabında yer alan raporlardan ibretlik bölümler. Bu raporlardan ilk ikisi bölgedeki askerlerin Kazım Karabekir’e gönderdiği raporlar. Üçüncüsü, Kazım Karabekir’in 9 Haziran ve 29 Temmuz 1923 tarihlerinde Sarıkamış’tan yazdığı raporlar.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Rapor 1 : Dersim Ahalisi İnsanlıktan Yoksun.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Mesela hiçbir Türk, tecavüze uğramış olmaksızın aşiretler arasında gezip dolaşamadığı halde en adi bir Hıristiyan aylarca en adi aşiretler arasında dolaşır. Ticaret ve icra-i sanat eder de, adı geçen ırk hiçbir taciz ve tecavüze uğramaz. Birçok Ermeni Dersim’e firar etmiş. Aşiretler tarafından uzun süre himaye olunmuş ve Rusya’ya aşırılmış ve harbin davamı müddetince bu aşiretler Türkler aleyhine Ermeni komitelerine yataklık, kılavuzluk etmişlerdir. </span><br />
<span style="color:#727272;">Dersim son derece kayalık sarp ve vahşi yerler olup arazinin bu vahşeti dersim ahalisinin tabiatına da tesir ederek, hepsini vahşi ve hunhar, insaniyet ve faziletten mahrum bir ırk haline koymuştur. Geçimlerini o yüzden hırsızlıkla, haydutlukla telafiye meyletmişlerdir. Evvel emirde hükümete olan vergilerini, borçlarını verememişler ve buna karşı birkaç defa jandarma ile vaki olan takibata karşı mukavemete mecbur olmuşlardır. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">(&#8230;) Civarlarındaki Erzincan Harput ovalarının ma’muriyeti ve Kemah, Ekin, Çemişkezek’in zengin ve mahsuldar günleri köylerine tecavüz etmişlerdir. Gasp ve garatla geçinmeyi meslek edinmişlerdir. Dersimlilerin ahlakı o derece bozulmuş, o mertebede susmuştur ki, zengin ve yüzlerce davarı olan bir aşiret reisi bile iki keçi karşısında bunun şeref ve namusunu düşünmez, bizzat hırsızlığa kadar tenezzül eder.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Rapor 2: Fırsatçı ve İhanetkârdırlar.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Dersimliler için kendi tabirleri ile kelepir getirmek kadar zevk verici başka hiçbir şey tasavvur olunamaz. Son halde Erzincan’ı işgal eden Rusların parası bu doymak bilmeyen ve bir vatan namına hiçbir duyguya sahip olmayan Dersimlileri şaşırtmış, bütün aşiretler taraf taraf Erzincan’a koşarak Rusları memleketlerine davet etmiş, bunlara kılavuzluk etmiş, düşmana iltihak etmişlerdir. Son derece yalancı ve huy olarak hilekâr ve fırsatçı olduklarından sözlerine itimat etmek tamamen ve katiyen saflıktır. Doğu Dersim, garbi Dersime nispetle hükümete daha boyun eğici ise de, bunlar da hattı zatında fırsatçı ve ihanetkârdırlar.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Rapor 3: Zorbadırlar. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Aşiretlerin reislerin zorba olduğu pek malum bir keyfiyettir. Aşiret teşkilatının her ne ad altında olursa olsun devam etmesi bu asırda maddi ve manevi ve dahili ve harici zararlı bir şeydir. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">(…) Mesele ikidir. 1- Aşiret teşkilatının lağvı. 2- Kürtlerin askerliği. Bugünkü ceza kanunu ile Kürtlerin askerliği temin edilemeyeceği tecrübe edilmiştir. Silah ve elbiseyi alıp hemen hepsi savuşacak. Zapt ve raptı bozacaklar, maddi ve manevi kıtalarımız zarara girecektir&#8230; Siyaseten bizim karşımızda oldukça, bu askeri talim ve terbiye aleyhimize olacaktır. Türk askerinden ve bilhassa top ve makineli tayyare tesirlerinden korkan Kürtler, talim ve terbiye aldıktan sonra bunlardan korkmayacak ve siyasi entrikalar fiili sahaya geçerse meselenin halli kolay olmayacaktır.”</span></span></span></p>
<p><span style="color:#727272;">ATATÜRK’TEN DERSİMLİLERE BÜYÜK ÖVGÜ!</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Hulki Cevizoğlu, Karabekir’in bu sözlerine karşı Atatürk’ün Tuncelili vatandaşlara büyük bir şefkatle yaklaştığını belgesiyle açıkladı:</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">“</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Atatürk’ü yok etmeye çalışanlar Kazım Karabekir’i savunurlar. Oysa, Karabekir yukarıdaki sözleri söylerken, Atatürk Dersim’li köylüye ‘Silah arkadaşım’ diye hitap ediyor. İşte kaynak: Prof. Dr. Nurşen Mazıcı,’“Celal Bayar’ın Başbakanlık Dönemi. 1937-1939’, Der Yayınları 1996, sayfa 81. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Bu kitapta şöyle deniyor:</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">1.Tayyare Alayı 2.Bölük’de Dersim Harekâtı’na katılan ve yöreyi bombalayan Sabiha Gökçen’in anılarına göre, Atatürk’ü görmeye gelen bir Dersimli, “Biz namert insanlar değiliz Paşam. Biz nankör insanlar da değiliz. Ama gaflete geldik. Ben ve daha birçok Dersimli bu ülkenin esenliği için yabancı boyunduruğundan kurtulmak amacıyla senin emrin üzerine silaha sarıldık. Bu topraklar hepimizin Paşam Ama kendini bilmez üç beş kişi, cahilleri kandırarak buraların adını lekelemek istediler” biçiminde ÖZÜR DİLEMİŞTİR. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Mustafa Kemal ise, ‘Silah arkadaşım’ diye hitap ettiği köylüye; ‘Hatasız kul olmaz. Birkaç kişinin hata yapmasıyla bu hataya uzaktan yakından ortak olmamışları bir tutmayız. Sizler bizim kanımızdansınız, bizim insanlarımızsınız. Bu toprakların insanlarısınız. Geçmişteki ufak tefek hataları unutmaya, kin beslememeye, kardeşliğimizi korumaya zorunluyuz. Ben Dersimlilerin nasıl temiz nasıl asil duygulu, nasıl vatanperver olduklarını yakinen bilirim. Sizlerin böyle hareketlere asla katılmamış olduğunuzdan da haberim var. Biz bir milletiz, bundan başka gidecek Türkiye’miz yok. Bunu bilir, bunu anlarsak, bizi ne içeriden ne dışarıdan kimse böler’.” </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">AMERİKA’YA GÖRE DE “İSYAN!”</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Hulki Cevizoğlu, Türkiye’deki kaynaklar dışında yabancıların gözünden Dersim olaylarını değerlendiren bir belgeyi de kamuoyu ile paylaştı. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">“</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Dersim’de soykırım yapıldı” diye Amerika’dan destek almaya çalışanlara Prof. Dr. Abdülhalûk Çay’ın “Her Yönüyle Kürt Dosyası” (Ankara, Turan Kültür Vakfı Yayını, 1996, Sayfa 347) adlı eserinden, ABD Büyükelçiliği’nin İstanbul’dan 25 Haziran 1937’de Dışişleri Bakanlığına-Washington’a gönderdiği raporları açıkladı.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;"> </span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
<span style="color:#727272;">Cevizoğlu raporda yer alan bilgileri şöyle değerlendirdi:</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;">“</span><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">Raporda şöyle söylüyor Amerikalılar&#8230; Tespitleri şu… ‘Daha önce Dersim olarak bilinen Tunceli vilayetinde baş gösteren Kürt aşiret isyanı…’ Çok güzel tespit. Halk isyan etmemiş. 52 aşiretten 6 tanesi isyan etmiş. </span><br />
<span style="color:#727272;">Amerikalı diyor ki ‘Kürt aşiret isyanı’. Bu belge de, “isyan yoktur” diyenlere ‘isyan vardır’ cevabını veriyor Amerikalılar. </span><br />
<span style="color:#727272;">Raporun bir başka bölümünde ‘Türkiye’nin doğu bölgesinde yer alan Dersim yüzlerce yıldır ciddi bir problem teşkil etmeye devam ediyor ve son on yıldan bu yana dört isyan baş göstermiştir’ diyor Amerikalılar. </span><br />
<span style="color:#727272;">‘</span><span style="color:#727272;">Hükümetin karşılaştığı bugüne kadar en fazla organize olmuş bir direnişin merkezidir Dersim’ diyor. ABD Büyükelçilik Maslahatgüzarı Howland Shaw diyor bunu.”</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#727272;">(Yeniçağ Gazetesi, 06.12.2011, Salı)</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><a href="http://www.cevizkabugu.com.tr/gundem.asp?procid=218"><span style="color:#727272;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Yeniçağ</span></span></span></a><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#727272;font-family:'trebuchet MS';font-size:xx-small;"><br />
</span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihvebilim.wordpress.com/1399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihvebilim.wordpress.com/1399/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihvebilim.wordpress.com/1399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihvebilim.wordpress.com/1399/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarihvebilim.wordpress.com/1399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarihvebilim.wordpress.com/1399/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarihvebilim.wordpress.com/1399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarihvebilim.wordpress.com/1399/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihvebilim.wordpress.com/1399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihvebilim.wordpress.com/1399/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihvebilim.wordpress.com/1399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihvebilim.wordpress.com/1399/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihvebilim.wordpress.com/1399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihvebilim.wordpress.com/1399/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1399&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/12/16/ataturk-belkide-seyit-rizayi-affedecekti-emrivaki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/823314d4824b344cecfdf74e3f2bc033?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tarihvebilim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/12/seyitriza.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">seyitriza</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yunan Ordusu Andoluyu işgal etmedi diyen İhsan Şener&#8217;in doktorası düzmeceymiş</title>
		<link>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/12/13/yunan-ordusu-andoluyu-isgal-etmedi-diyen-ihsan-senerin-doktorasi-duzmeceymis/</link>
		<comments>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/12/13/yunan-ordusu-andoluyu-isgal-etmedi-diyen-ihsan-senerin-doktorasi-duzmeceymis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 15:50:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tarihvebilim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş savaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvebilim.wordpress.com/?p=1394</guid>
		<description><![CDATA[Ege’de Yunan ordusuyla yapılan savaş yok. Türk şehitlikleri düzmece” diyerek gündeme oturan AKP’li İhsan Şener’in “inkılap tarihi doktorluğu” hayali çıktı!  Gerçekte “misafir”miş! KurtuluŞ Savaşı’nı ve şehitlikleri hedef alan açıklamalarıyla tepki çeken AKP Ordu Milletvekili İhsan Şener’in, “doktora eğitimi” düzmeceymiş. Şener’in doktora eğitimi almadığı, bazı derslere “misafir öğrenci” statüsünde kabul edildiği ortaya çıktı. Sınavı da kazanamamış [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1394&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><a href="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/12/ihsansener.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1395" title="ihsansener" src="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/12/ihsansener.jpg?w=300&#038;h=267" alt="" width="300" height="267" /></a>Ege’de Yunan ordusuyla yapılan savaş yok. Türk şehitlikleri düzmece” diyerek gündeme oturan AKP’li İhsan Şener’in “inkılap tarihi doktorluğu” hayali çıktı! </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
</span></span></span><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Gerçekte “misafir”miş!</span></span></span></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">KurtuluŞ Savaşı’nı ve şehitlikleri hedef alan açıklamalarıyla tepki çeken AKP Ordu Milletvekili İhsan Şener’in, “doktora eğitimi” düzmeceymiş. Şener’in doktora eğitimi almadığı, bazı derslere “misafir öğrenci” statüsünde kabul edildiği ortaya çıktı.<span id="more-1394"></span></span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Sınavı da kazanamamış</span></span></span></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Şener’in eğitim aldığını iddia ettiği İnkılap Tarihi Enstitüsü’nün Müdürü Prof. Dr. Mustafa Yılmaz, şunları söyledi: Kendisi misafir öğrenci olarak geldi. Doktora eğitimine başlamak için gereken sınavı kazanamadı. Bu statüyü mezun olmuş gibi yansıtmak yanlış.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Şener’in doktorası düzmeceymiş!</span></span></span></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Haber :  Ceyhun BOZKURT</span></span></span></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">AKP Ordu Milletvekili İhsan Şener’in, “doktora öğrencisi” unvanı doğru çıkmadı. Şener’in  Hacettepe Üniversitesi İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde doktora değil “misafir öğrenci” olarak devam ettiği belirlendi. Şener, 12 Haziran seçimlerinden önce “Ordu 4. Sıra Milletvekili Adayı” olarak hazırlattığı “Ordu Hazır Hedef 2023” afişindeki özgeçmişinde şu ‘bilgileri’ vermişti: “&#8230; doktora eğitimini ise Hacettepe Üniversitesi İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde almıştır.” Ancak Şener’in enstitüde doktora öğrencisi olmadığı anlaşıldı. YENİÇAĞ’a konuşan Hacettepe Üniversitesi İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Yılmaz, Şener’in enstitülerinde doktora öğrencisi olarak kaydının bulunmadığını açıkladı. Yılmaz “Kendisi misafir öğrenci olarak gelip eğitimlere katılmıştır” dedi. Yılmaz, Şener’in doktora eğitimine başlamak için gereken sınavı kazanamadığını, bu nedenle de mezun olmadığını dile getirdi. . Edinilen bilgilere göre, İhsan Şener, bir dönem enstitünün müdürlüğünü yapan Prof. Dr. Bahattin Yediyıldız’ın yardımlarıyla doktora değil özel öğrenci olarak derslere girdi. Yediyıldız, Şener gibi Ordu’lu. Şener’in, hemşehrilik bağı sayesinde özel öğrenci olarak kabul edilmiş olabileceği belirtiliyor. Ancak İhsan Şener’in internet sitesi olan ihsansener.com sitesinde halen bu ifade yer alıyor. YENİÇAĞ, söz konusu iddiayı sormak için Şener’e defalarca telefon açmasına rağmen cevap alamadı. AKP Ordu Milletvekili İhsan Şener, TBMM İnsan Hakları Alt Komisyonu’nda yapmış olduğun konuşmada “Yunan tarihinde bir Ege Savaşı yok” demişti. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
</span></span></span><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Neler söylemişti?</span></span></span></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Şener şunları söylemişti: “Şimdi bu süreçle ilgili başka şeyler de var. Belki bunlar tartışılacak ama mesela Yunan tarihinde bir Ege savaşı yok. Bunu biliyor musunuz? Yunan tarihinde Ege’de Türklerle bir savaş yok. Bizim tarihimizin en önemli savaşlarından biri Yunanlılara karşı verilmiş olan savaştır. Biz milli güvenlik akademisinde oralardaki şehitlikleri dolaştık. Bütün şehitlikler temsili. Bunlar çok önemli, anlayış olarak bir yere gelmek istiyorum. Burada Ankara Hükümetinin meşruiyetiyle bazı şeyler yapılmış süreç içinde bazı şeyler. O zamanki İngiliz sefirinin telgrafları var, İngiltere’ye çektiği telgraflar. Bunlar bütünleştiği zaman tartışacağımız şeyler çıkıyor.” Bunun üzerine, Prof. Dr. Ümit Özdağ, İhsan Şener’e YENİÇAĞ’da “AKP Milletvekili İhsan Şener’e açık mektuptur” başlıklı bir mektup yazdı. Özdağ mektubunda, Şener’den sözlerini geri alması, şehitlerimiz, gazilerimiz, TBMM ve Türk Ordusu’ndan özür dilemesi için çağrı yapmıştı. İhsan Şener, gelen tepkiler üz</span><span style="color:#000000;"> </span><span style="color:#000000;">üzerine “Ben Kurtuluş Savaşı’nı değil İnönü Savaşlarını kastetmiştim” şeklinde bir açıklama yaptı. Ancak komisyon tutanaklarından Şener’in bu ifadeleri kullandığı tespit edildi.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><a href="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=60346"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:small;">Yeniçağ</span></span></a></span></span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihvebilim.wordpress.com/1394/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihvebilim.wordpress.com/1394/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihvebilim.wordpress.com/1394/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihvebilim.wordpress.com/1394/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarihvebilim.wordpress.com/1394/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarihvebilim.wordpress.com/1394/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarihvebilim.wordpress.com/1394/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarihvebilim.wordpress.com/1394/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihvebilim.wordpress.com/1394/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihvebilim.wordpress.com/1394/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihvebilim.wordpress.com/1394/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihvebilim.wordpress.com/1394/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihvebilim.wordpress.com/1394/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihvebilim.wordpress.com/1394/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1394&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/12/13/yunan-ordusu-andoluyu-isgal-etmedi-diyen-ihsan-senerin-doktorasi-duzmeceymis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/823314d4824b344cecfdf74e3f2bc033?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tarihvebilim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/12/ihsansener.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">ihsansener</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Diktatör olsa devrimi tartışamazdı</title>
		<link>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/29/diktator-olsa-devrimi-tartisamazdi/</link>
		<comments>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/29/diktator-olsa-devrimi-tartisamazdi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Jan 2011 19:38:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tarihvebilim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karşı Devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Saidi Kürdi]]></category>
		<category><![CDATA[Saidi Nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvebilim.wordpress.com/?p=1387</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek ‘insani yön’ Can Dündar’ın “Mustafa” filmindeki ’insani yön’ çarpıtmalarını, Atatürk’ün kütüphanecisinin oğlu Mustafa Kemal Ulusu ve tarihçi yazar Sinan Meydan birer birer çürüttü. ÖMÜR BOYU CUMHURBAŞKANLIĞI TEKLİFİNE ÇOK KIZAN ATATÜRK: Bunu duymamış olayım Usta Gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun ART ekranlarında canlı olarak yayınlanan Ceviz Kabuğu  programında, Mustafa Kemal’in gerçek özel yaşamı, son günlerin moda deyimiyle [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1387&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><a href="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/sinan-cevizkabugu.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1388" title="sinan-cevizkabugu" src="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/sinan-cevizkabugu.jpg?w=300&#038;h=150" alt="" width="300" height="150" /></a>Gerçek ‘insani yön’</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Can Dündar’ın “Mustafa” filmindeki ’insani yön’ çarpıtmalarını, Atatürk’ün kütüphanecisinin oğlu Mustafa Kemal Ulusu ve tarihçi yazar Sinan Meydan birer birer çürüttü.<span id="more-1387"></span></span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="text-decoration:underline;">ÖMÜR BOYU CUMHURBAŞKANLIĞI TEKLİFİNE ÇOK KIZAN ATATÜRK:</span></span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Bunu duymamış olayım </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Usta Gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun ART ekranlarında canlı olarak yayınlanan Ceviz Kabuğu  programında, Mustafa Kemal’in gerçek özel yaşamı, son günlerin moda deyimiyle insani yönü, bizzat kendi sözleri ve O’na yakın kişilerin anıları ile ortaya kondu. Atatürk’ün kütüphanecisinin oğlu Mustafa Kemal Ulusu ve Atatürk hakkında pek çok kitabı bulunan Tarihçi-Yazar Sinan Meydan Ceviz Kabuğu’na stüdyo konuğu oldular.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Mustafa Kemal’le diktatör yaftasını yapıştırmaya çalışanlara da cevap Ceviz Kabuğu’nda geldi. Mustafa Kemal Ulusu, O’na halife olması teklif edildiği ama buna karşı çıktığını söyledi. “Atatürk’ün Yanı Başında” adlı kitapta babasının Atatürk anılarını derleyen Ulusu, Atatürk’e atılmak istenen her iftiraya bu anılardan ve Atatürk’ün kendi sözlerinden örneklerle cevap verdi:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Diktatör olsa yapacağı devrimi tartışmaya açar mıydı?</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">“Mussolini ve Hitler’e benzetenler vardı ama, O neredeyse nefret ederdi onlardan. Mussolini’ye ’tenekeci’derdi&#8230; Babamın anılarında şöyle bir şey yer alıyor; ” Kalabalık bir sofradayız. Atatürk o gün çok keyifli&#8230;  Orada arkadaşlar biraz da imalı bir şekilde, “Paşam sizi kaydı hayat (ömür boyu) şartiyle Reis-i Cumhur yapmamız lazım’diye bazı şeyler söylediler. Atatürk birden durdu&#8230; Sertleşerek, ’Reca ederim beyler, reca ederim! Bana böyle bir şey hiç söylememiş olun, ben de duymamış olayım. Yoksa beni Kral Faruk’a mı benzetmek istiyorsunuz? Bir daha hiçbirinizin ağzından böyle bir söz katiyen işitmek istemiyorum.” Sinan Meydan da bu konuda Meclis zabıtlarındaki bir kayda dayanarak açıklık getirdi: “Meclis zabıt kayıtlarında şapka kanunu çıkarılacakken yapılan görüşmeler var. Orada görüyoruz ki bu görüşmelerde şapka kanununa muhalefet eden, istemeyen milletvekilleri var ve bu konuyu tartışıyorlar. Bu nasıl diktatörlük ki, devrim yapacaksınız ama devrimin tartışılmasına müsaade edeceksiniz. Bunu anlamakta zorluk çekiyorum bir tarihçi olarak.”</p>
<p></span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Yabancı tarihçilere itibar etmezdi</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
Ulusu, Mustafa Kemal’in yabancı tarihçilerin Türkiye için yazdığı kitaplara asla itibar etmediğini açıkladı. Sinan Meydan bu konuda Atatürk’ün bizzat kendisinin yaptığı tarih çalışmaları olduğunu ancak O’nun bilim insanlığı kişiliğinin ve yaptığı çalışmalarının Türkiye’deki pek çok akademisyen tarafından ciddiye alınmadığını söyledi. Hulki Cevizoğlu, Mustafa filminde yer alan bir sahnede “savaşta bir şarapnel parçası sol gözüne geldi. Bunun sıkıntısını hayat boyu çekti” şeklindeki anlatının eksik ve yanlışlığını Atatürk için nasıl bir karalama yapılmaya çalışılmasını eleştirdi.</p>
<p></span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Dedikodu ile bitirmeye çalışıyorlar</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
Cevizoğlu, “Bu bazı tarikat yurtlarında O’nu aşağılamak, küçümsemek için kullanılan ’cam göz’ diye kullanılan bazı sözlere benziyor. Hem Atatürk’ün gözü hiç görmese ne olur? Bu lafı buraya kadar getirip bırakıyorsunuz ama hani bunun devamı? Dedikodu maliyeti olmayan çok güçlü bir silah. Atom bombasından çok daha güçlü. Günlük hayatta kullanılıyor, savaşlarda kullanılıyor. Bir yere yatırım yapmıyorsunuz ama çok etkili. Dedikodu yalan olsa bile ona inanma eğilimi oluyor.<br />
Mustafa Kemal’le ilgili dedikodulara da inanıyorlar. Yalan üzerinden para kazanıyor insanlar. Satış rekorları, gişe rekorları kırıyor. Türkiye’nin en önemli değerini, madenini dedikoduyla yıkmaya çalışıyorlar” dedi. Sinan Meydan ise Atatürk’ün gözünden yaralanmasını ve bunun kimileri tarafından nasıl kullanıldığını şöyle anlattı: “Atatürk’ün yaşadığı bu olay Trablusgarp’ta oluyor. Çanakkale’de bu olay nerdedir? Bilimsel olarak ciddiye alınmayan birtakım kaynaklar kullanılmış. Bunun kaynağı Saidi Nursidir. Siz onu kaynak olarak kullanamazsınız&#8230; Atatürk’ün dediği gibi tarih yazanlar yapanlara sadık kalmalıdır. Atatürk konusunda kalınmadı ve kafalar karıştı&#8230;bu filmi izlediğimde tüylerim diken diken oldu. O’na bunları söylemek yapmak en basit deyimiyle günahtır.”</p>
<p></span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">İhtilaller genellikle gece olur</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
Atatürk’ün çok içtiği iddialarına ise, Cevizoğlu Atatürk’ün kendi açıklamalarıyla yanıt verdi: ” Atatürk bu konuda açıklama yapmış ve şunları söylemiştir: ’Bana ülkeyi içki masasından idare ediyor diyenleri duyuyorum. Beyler! Siz de çok iyi biliyor ve görüyorsunuz ki, bu sofra sadece içki içilen bir sofra değildir. Burada tüm memleket meseleleri yetkili kişi ve dostlarla görüşülür&#8230; Tartışılır&#8230; Bu masada ben memleketin nabzını tutarım&#8230; Bütün ihtilal ve inkılâpları geceleri olur. O yüzden ben gece oturur, uyumam. Başvekilim istirahat etsin, uyusun ve sabah da dinç ve zinde olarak vazifesi başında bulunsun. Ben de onlardan sonra yatar ve uyurum.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Ülke yönetenler takım tutmamalı</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
Atatürk hangi takımı tutuyor sorusu da Ceviz Kabuğu’nda yanıt buldu. Atatürk’ün bu soruya verdiği cevap bu konudaki merakı gidermekle kalmayıp bugünkü siyasi ve askeri yöneticilere ayaküstü bir ders veriyor. Atatürk “Ben takım tutmuyorum. Benim gibi ülke yönetmekle sorumlu kişilerin takım tutması doğru olmaz. Tutsa da bunu açıklaması doğru olmaz&#8230; Ben eğer bir taraf desteklenecekse milli takımı desteklerim” diyor.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="text-decoration:underline;">Altemur Kılıç, Dündar’ı evine çağırdı</span></span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Gel sana Atatürk’ü anlatalım dedik ama&#8230;</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
Gazetemiz Yazarı Altemur Kılıç, Can Dündar’ın “Mustafa” filmini hazırladığını öğrendiğinde kendisini bildiklerini anlatmak için evine çağırdığını ancak Dündar’ın gelmediğini açıkladı. Kılıç, “Ona gel bildiklerimizi anlatalım dedik ama gelmedi. Eşimle birlikte üç defa tekrar ettik bu daveti. Bizden başka Turgut Özakman var, Atatürk’ün manevi kızı Ülkü var, İnönü’nün kızı Özden var&#8230;” dedi. Filmi, Türkiye’de bütün değerlerin hırpalandığı bir dönemde yaşanan aksi bir tesadüf olarak değerlendiren Altemur Kılıç, şunları söyledi: “O, o kadar büyük bir adam ki özel yaşamı kimseyi alakadar etmez. Etse de ona bir zarar veremez. Dünya Atatürk’ü büyük bir değer olarak kabul etmişken bizim bunları tartışmamız bir paradoks değil mi?”</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Siyasi vasiyeti</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
Mustafa Kemal Ulusu, babasının Atatürk’ün siyasi mirasını Altemur Kılıç’ın babası Kılıç Ali’ye bıraktığını söylediğini belirtti. Ulusu’nun babasının anılarında yer alan bu konu hakkında Altemur Kılıç bilgisi olmadığını, babasının da kendisine böyle bir şey söylemediğini açıkladı. Ulusu da bu açıklama üzerine “Babamın anılarında bunun babanızda olabileceği belirtiliyor ama kesin olduğu belirtilmiyor” dedi.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Ata cuma namazında</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
Altemur Kılıç, Atatürk’ün dindarlığı ile ilgili de önemli bir açıklama yaptı: “Atatürk hastalandığında babama ” annene söyle bana bir Yasin okusun demiş. Hastayken böyle bir şey isteyen insana dinsiz denir mi?” Mustafa Kemal’e dini konularda yapılan eleştirilerin yersiz olduğu konusunda tek açıklama Altemur Kılıç’tan gelmedi. Mustafa Kemal Ulusu, Yüksel Aytuğ’un da köşesinde yayınladığı Atatürk’ün okul karnesinde en yüksek notunun 50 üzerinden 45’le din dersi olduğunu söyledi. Sinan Meydan da Atatürk’ün Edirne’de görevdeyken Selimiye Camiinde cuma namazlarını kıldığını söyledi. Meydan Atatürk’ün namaz sureleri konusunda da çalışmalar yaptığını ve “Kuran okumak istediğimde Yasin suresini okurum” dediğini belirtti. Meydan şu açıklamaları yaptı: ”Atatürk’ün içinde bulunduğu tarih çalışmaları sırasında Hz. Peygamber’i eleştiren bir tez hazırlanıyor. Hazırlanan tez içerisindeki eleştiriler çok sert bir şekilde ifade edilmiş. Mustafa Kemal; ‘Hz. Peygamber’e bu eleştirileri yapan kendini ve haddini bilmezler, bizlerin tarih çalışmaları içerisinde yer alamaz’ diyor ve bu kişileri tez çalışmasının dışarısına çıkartarak sofrasından da kovuyor. Ayrıca Mustafa Kemal, pek çok kere cuma namazı kılmıştır. Edirne’de görevliyken cuma namazları için Selimiye Camii’ne gidermiş. Bunların tarihlerini belgeleyerek daha önce kitaplarıma koymuştum. Yine Mustafa Kemal’in namaz sureleri üzerine çalışmaları vardır. Bir listede yapacaklarını sıralamış ve en başına da ‘Allah birdir ve tektir’diye yazmış. Mustafa Kemal’in din ile ilgili yaptığı çalışmalar, dinin bozulmasını, yozlaşmasını engellemek üzere yapılan çalışmalardır. Atatürk’ün bu konuda söylediği bir başka lafsa şudur; ‘Ben Kur-an okurken en çok Yasin suresini okurum’. Dinsiz olmakla itham ettikleri Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak onu ziyarete geldiği zaman kesinlikle sofrada rakı içmezdi. Fevzi Çakmak’ın dindar bir insan olduğunu bilir, ona büyük bir şekilde saygı gösterirdi.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">En büyük komutan Hz. Muhammed</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
Dinsiz olmakla suçladıkları Atatürk; ‘En büyük komutan Hz. Muhammed’dir’ demiştir. Ayrıca; ’Hz. Muhammed Allah’ın en büyük kuludur. Onun izinden milyonlarca insan gitmektedir. Senin, benim adım unutulur. Ama onun adı sonsuza kadar unutulmayacaktır’cümlesi de M. Kemal’e aittir.” Canlı yayına telefonla bağlanan Emekli Müftü İhsan Özkes, Atatürk’ün dindarlığı hakkında söylenenlerin “dindar değildi” demenin günah olduğunu söyledi. ” Dünya kurulduğundan beri en büyük iftiralar Allah’a atılmıştır” diyen Özkes, “Allah’ın demediğini” dedi” demek, dediğini “demedi” demek iftiradır. Atatürk’e de bu iftiralar atılıyor&#8230; Onu sıradanlaştırmak mühim bir hatadır&#8230; Bununla birlikte ilahlaştırmak da doğru değildir “ şeklinde konuştu.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="text-decoration:underline;">VAHDETTİN’İN ATATÜRK’E EMRİ:</span></span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Silahları topla direnenleri durdur</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
Vahdettin’in Mustafa Kemal’e kurtuluş mücadelesi verdiği konusunda filmde yer alan ve Atatürk’ü küçümsemek isteyenlerin de sıkça kullandığı bir yanlış bilgi Ceviz Kabuğu’nda açıklığa kavuşturuldu. Sinan Meydan, Atatürk’ün notlarında bu konuda, “Vahdettin’in böyle bir şeyi yapmaya ne kudreti ne de niyeti vardı” şeklinde bir açıklama olduğunu kaydetti ve Vahdettin’in Mustafa Kemal ve Arkadaşları Kurtuluş Mücadelesi verirken vatanı İngilizlere nasıl teslim etmeye çalıştığını şöyle anlattı: “Atatürk Vahdettin’in sözlerini şöyle yazmış notlarında: ’Paşa Paşa devleti kurtarabilirsin! Bu güne kadar yaptıkların tarih kitaplarına girdi. Ancak bundan sonra yapacaklarını yazacaktır asıl tarih.’Mustafa Kemal Paşa saraydan çıktığında istediğini almıştır ve sevincinden dudaklarını ısırmaktadır. Geçenlerde bir programda Murat Bardakçı ısrarla Mustafa Kemal’i Vahdettin’in Anadolu’ya gönderdiğini ispatlamaya çalıştı. Bunun ispatlanacak nesi var ki? Bu doğru&#8230; Evet, gönderdi ama kilit soru ’niye gönderdi?’Bunun arkasında yatan gerçek neden ne? Belgelerde deniyor ki; orada Rumlarla Türkler arasında bir çatışma var ve bundan İngilizler rahatsız. Vahdettin’den bu durumu bitirmesi için birini göndermesi isteniyor. Mustafa Kemal seçilip gönderiliyor. Onun görev belgesinde istenenler de ’silahları topla, dağıtılmamış orduları dağıt, direnen Türkleri durdur’şeklinde.”</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">İngilizlere ’ülkeyi teslim alın’ diye yalvardılar<br />
</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Mondros Mütarekesi döneminde Ahmet İzzet Paşa kabinesi var&#8230; Ahmet İzzet Paşa “Mütarekeyi bu haliyle kabul edelim” diyor. Vahdettin 24 Kasım 1918’de Daily Mail’a şunları söylemiştir: “İngiliz milletine karşı duyduğum sevgi ve hayranlık duygularımı babam Abdülaziz’den aldım. Ümidimi Allah’tan sonra İngiltere’ye bağladım.” General Milne raporunda Vahdettin için “Vahdettin İngilizlerin rehberliğini istiyor” diye yazıyor. 16 Aralık 1919’da Vahdettin adına İngiliz karargahına gelen Sami Bey, mümkün olan en kısa zamanda İngilizlerin yönetime el koyması için yalvarır ama onlar reddeder o süreçte. 30 Mart 1919’da Sadrazam Damat Ferit aracılığıyla İngiltere’den manda talep eder. Bu öneriyi Damat Ferit, Carltrop’a sunar. Sömürgecilikte 200 yılı aşmış bir İngiltere bunun arkasında başka bir şey mi var diye şaşkına döner.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://www.sinanmeydancom.tr.gg/Diktat.oe.r-Olsa-Devrimi-Tart&#305;&#351;mazd&#305;.htm"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Sinan Meydan</span></span></span></a></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihvebilim.wordpress.com/1387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihvebilim.wordpress.com/1387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihvebilim.wordpress.com/1387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihvebilim.wordpress.com/1387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarihvebilim.wordpress.com/1387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarihvebilim.wordpress.com/1387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarihvebilim.wordpress.com/1387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarihvebilim.wordpress.com/1387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihvebilim.wordpress.com/1387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihvebilim.wordpress.com/1387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihvebilim.wordpress.com/1387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihvebilim.wordpress.com/1387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihvebilim.wordpress.com/1387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihvebilim.wordpress.com/1387/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1387&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/29/diktator-olsa-devrimi-tartisamazdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/823314d4824b344cecfdf74e3f2bc033?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tarihvebilim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/sinan-cevizkabugu.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">sinan-cevizkabugu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Türk kurtuluş savaşı çarpıtması</title>
		<link>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/29/turk-kurtulus-savasi-carpitmasi/</link>
		<comments>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/29/turk-kurtulus-savasi-carpitmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Jan 2011 19:23:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tarihvebilim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Saidi Kürdi]]></category>
		<category><![CDATA[Saidi Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvebilim.wordpress.com/?p=1384</guid>
		<description><![CDATA[Emperyalizme boyun eğdiren Türk Kurtuluş Savaşı’nın üzerinden daha yüz yıl bile geçmeden birileri, maalesef, bu büyük mücadeleyi ötesinden berisinden çekiştirerek “çarpıtmayı” başarmıştır. Ülkemizin “kadim şeriatçıları” ve “dönme liberalleri”,tarihi “ters yüz” ederek, yüzyılın başında Türkiye’de yaşanan “büyük direniş ve değişimi” ve bu direniş ve değişimin baş aktörü Mustafa Kemal Atatürk’ü tarihin çöplüğüne atmak için gizli açık çok büyük [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1384&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Emperyalizme boyun eğdiren Türk Kurtuluş Savaşı’nın üzerinden daha yüz yıl bile geçmeden birileri, maalesef, bu büyük mücadeleyi ötesinden berisinden çekiştirerek “çarpıtmayı” başarmıştır. Ülkemizin “kadim şeriatçıları” ve “dönme liberalleri”,tarihi “ters yüz” ederek, yüzyılın başında Türkiye’de yaşanan “büyük direniş ve değişimi” ve bu direniş ve değişimin baş aktörü Mustafa Kemal Atatürk’ü tarihin çöplüğüne atmak için gizli açık çok büyük bir mücadele vermektedirler.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bu “karşı devrimcilerin” en çok saldırdıkları konulardan biri Kurtuluş Savaşı’dır. Bu çevreler, Kurtuluş Savaşı’nda düşmanın çok zayıf olduğu, İngilizlerle savaşılmadığı ve bu savaşı Padişahın başlattığı gibi birçok iddia ortaya atmışlardır!.. Hiçbir belgesi ve kanıtı olmayan bu “kurmaca” iddialar, hayali tanıkların anlatımlarıyla süslenerek ve “resmi tarihe alternatif” diye parlatılarak kamuoyuna sunulmuştur.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bu aslında bir psikolojik savaş yöntemi olan, beyin yıkamadır. Peki ama, neden bu toplumun yakın geçmişindeki en büyük mücadele, Batı emperyalizmini dize getiren ve dünyadaki tüm mazlum uluslara örnek olan bir bağımsızlık savaşı küçümsenmek,hatta unutturulmak istenmektedir?<br />
Bu sorulara yanıt vermek için Türk Kurtuluş Savaşı’nın niteliklerine göz atmak gerekir:Türk Kurtuluş Savaşı, yok edilmek istenen, tarihten silinmek istenen bir ulusun, Türk ulusunun yeniden sahne almasını sağlamıştır. Türk Kurtuluş Savaşı sonrasında, bu savaşın önderi Mustafa Kemal Atatürk, bağımsız,  çağdaş ve laik bir ulus devlet kurmuştur. Türk Kurtuluş Savaşı, sadece bir kurtuluş savaşı değildir; Türk Kurtuluş Savaşı bir milletin her şeyiyle yeniden uyanışıdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">İşte “Kurtuluş Savaşı’na ve bu savaşın lideri Mustafa Kemal’e düşmanlığı” bu çerçevede değerlendirmek gerekir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Türk Kurtuluş Savaşı’nı ve Mustafa Kemal’in bu savaştaki “olağanüstü” rolünü küçümsemenin arka planında “Türkiye’nin bağımsızlığına ve çağdaşlaşmasına düşmanlık” vardır. Bağımsız ve çağdaş Türkiye’den kimlerin rahatsız olduğunu bilmeyen yoktur herhalde…</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kurtuluş Savaşı’nı ve Mustafa Kemal’in bu savaştaki rolünü küçümseyenlerin, Türkiye Cumhuriyetini küçümsedikleri asla unutulmamalıdır.<br />
<a href="http://www.sinanmeydancom.tr.gg/Kurtulu&#351;-Sava&#351;&#305;-h-n&#305;-%C7arp&#305;tanlar-.htm">Sinan Meydan</a></span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#eb5e00;"><br />
</span><br />
</span></span></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihvebilim.wordpress.com/1384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihvebilim.wordpress.com/1384/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihvebilim.wordpress.com/1384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihvebilim.wordpress.com/1384/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarihvebilim.wordpress.com/1384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarihvebilim.wordpress.com/1384/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarihvebilim.wordpress.com/1384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarihvebilim.wordpress.com/1384/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihvebilim.wordpress.com/1384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihvebilim.wordpress.com/1384/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihvebilim.wordpress.com/1384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihvebilim.wordpress.com/1384/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihvebilim.wordpress.com/1384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihvebilim.wordpress.com/1384/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1384&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/29/turk-kurtulus-savasi-carpitmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/823314d4824b344cecfdf74e3f2bc033?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tarihvebilim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;yi bekleyen 30 gerçek</title>
		<link>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/29/turkiyeyi-bekleyen-30-gercek/</link>
		<comments>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/29/turkiyeyi-bekleyen-30-gercek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Jan 2011 18:54:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tarihvebilim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karşı Devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Saidi Kürdi]]></category>
		<category><![CDATA[Saidi Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvebilim.wordpress.com/?p=1381</guid>
		<description><![CDATA[1. HİLAFET GERİ GELECEK, FETHULLAH HALİFE OLACAK. 2. BAŞKANLIK SİTEMİNE GEÇİLECEK: TAYYİP SULTAN OLACAK 3. NORMAL LİSELER KAPATILIP BÜTÜN LİSELER İMAMHATİPE ÇEVRİLECEK 4. DEMOKRASİNİN YERİNİ TEOKRASİ, HALK EGEMENLİĞİNİN YERİNİ ŞEYJLER, ŞIHLAR ALACAK. 5. HASTANELER VE OKULLAR YABANCILARA SATILACAK. 6. TARIMSAL ÜRETİM DURACAK, HERTÜRLÜ ÜRÜN İTHAL EDİLECEK. 7. MİSYONERLİK SERBEST BIRAKILACAK. 8. BAŞI AÇIK KAMUSAL ALANLARA [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1381&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="color:#000000;">1. HİLAFET GERİ GELECEK, FETHULLAH HALİFE OLACAK.<br />
2. BAŞKANLIK SİTEMİNE GEÇİLECEK: TAYYİP SULTAN OLACAK<br />
3. NORMAL LİSELER KAPATILIP BÜTÜN LİSELER İMAMHATİPE ÇEVRİLECEK<br />
4. DEMOKRASİNİN YERİNİ TEOKRASİ, HALK EGEMENLİĞİNİN YERİNİ ŞEYJLER, ŞIHLAR ALACAK.<br />
5. HASTANELER VE OKULLAR YABANCILARA SATILACAK.<br />
6. TARIMSAL ÜRETİM DURACAK, HERTÜRLÜ ÜRÜN İTHAL EDİLECEK.<br />
7. MİSYONERLİK SERBEST BIRAKILACAK.<br />
8. BAŞI AÇIK KAMUSAL ALANLARA GİRİLMEYECEK.<br />
9. İSTEYEN BABALAR KIZ ÇOCUKLARINI OKUTMAYIP 14 YAŞINDA BAŞLIK PARASI KARŞILIĞI İSTEDİĞİ KİŞİYLE EVLENDİREBİLİECEK.<br />
10. GÜNEY DOĞU ANADOLU&#8217;DA BİR KÜRT DEVLETİ KURULACAK.<br />
11. İÇKİ TAMAMEN YASAKLANACAK.<br />
12. DİNİ NİKAH ZORUNLU OLACAK.<br />
13. ATATÜRK DEVRİMLERİ ANAYASADAN ÇIKARILACAK, İSTİKLAL MARŞI OKUNMAYACAK, ANDIMIZ KALDIRILACAK.<br />
14. YAKIN TARİH YENİDEN YAZILACAK: VAHDETTİN KURTULUŞ SAVAŞI KAHRAMANI YAPILACAK. ATATÜRK İSYANCI DİYE ANLATILACAK.<br />
15. ALAVİLİK YASAKLANACAK.<br />
16 ANAYASAYA DEVLETİN RESMİ DİNİ KAVRAMI YENİDEN GİRECEK.<br />
17. BÜTÜN ATATÜRKÇÜLER FİZANA SÜRÜLECEK.<br />
18. KADINLARIN ÇILAŞMALARINA KISITLAMA GETİRİLECEK: ÜÇ ÇOCUK YAPMAYAN KADINLARIN HAKLARI KISITLANACAK.<br />
19. SAİD-İ NURSİ&#8217;NİN RİSALALERİ OKULLARDA YARDIMCI DERS KİTABI OLARAK OKUTULACAK.<br />
20. SENDİKALAR KAPATILACAK.<br />
21. TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE SON VERİLECEK.<br />
22. TÜRKİYE&#8217;NİN GÜVENLİĞİNİ ABD&#8217;NİN BAŞKANI OLDUĞU ÇOKULUSLU NATO GÜCÜ SAĞLAYACAK.<br />
23. FETHULLAHCILAR AYRICALIKLI SINIF OLACAK.<br />
24. CHP KAPATILACAK. BAYKAL ÖMÜR BOYU HAPSE MAHKUM OLACAK<br />
25. MİLLİ BAYRAMLAR KUTLANMAYACAK.<br />
26. KURANIN TÜRKÇE TESFİR VE TERCÜMLERİ YASAKLANACAK.<br />
27 LATİN HARFLERİNDEN ARAP HARFLERİNE GEÇİLECEK.<br />
28 TÜBİTAK&#8217;IN BAŞINA DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENİ ATANACAK.<br />
29 OKULLARDAN BEDEN EĞİTİMİ DERSLERİ KALDIRILACAK, YERİNE TESPİH ÇEKME DERSLERİ KONULACAK.<br />
30. ATATÜRK HEYKELLERİ KALDIRILACAK. HEYKEL KAİDLERİNİN YERİNE LALE EKİLECEK&#8230;<br />
İŞTE DEMOKRATİK TÜRKİYE!<br />
Evet biraz abarttm&#8230; Türk bağımsızlık savaşından ve arkasından gerçekleştirilen çağdaş devrimden bu kadar kolay geri adım atılması imkansız dediğinizi duyar gibiyim. Çok haklısınız. Ancak dikkatli olmazsak &#8220;vatanımız&#8221; ve &#8220;dinimizi&#8221; yobaza-liboşa bırakırsak bu tablo er geç karşımıza çıkacaktır&#8230;.</p>
<p>SİNAN MEYDAN- 15 mayıs 2010</span> </span></p>
<p><span style="font-family:'Times New Roman';"><br />
</span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihvebilim.wordpress.com/1381/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihvebilim.wordpress.com/1381/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihvebilim.wordpress.com/1381/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihvebilim.wordpress.com/1381/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarihvebilim.wordpress.com/1381/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarihvebilim.wordpress.com/1381/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarihvebilim.wordpress.com/1381/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarihvebilim.wordpress.com/1381/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihvebilim.wordpress.com/1381/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihvebilim.wordpress.com/1381/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihvebilim.wordpress.com/1381/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihvebilim.wordpress.com/1381/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihvebilim.wordpress.com/1381/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihvebilim.wordpress.com/1381/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1381&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/29/turkiyeyi-bekleyen-30-gercek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/823314d4824b344cecfdf74e3f2bc033?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tarihvebilim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Saidi Kurdi (Saidi Nursi) kimdir?</title>
		<link>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/24/saidi-kurdi-saidi-nursi-kimdir/</link>
		<comments>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/24/saidi-kurdi-saidi-nursi-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2011 10:35:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tarihvebilim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvebilim.wordpress.com/?p=1375</guid>
		<description><![CDATA[Türklük denen ummanı k..nla kirletemezsin Ali Habervaktim yazarı Ali İlbey, geçtiğimiz günlerde Türkçülüğün teorisyenlerinden Nihal Atsız’ın Türk olmadığını iddia ederken, Said-i Nursi’nin ise “Müslüman Türklüğünün mihveri” ise olduğunu iddia ediyordu.Odatv, İlbey’in “Said-i Nursi Türk, Nihal Atsız değil” başlıklı makalesine yer verdi. (Okumak için tıklayın ). Odatv’de sözkonusu makaleyi okuyan Nihal Atsız’ın oğlu Buğra Atsız, iddialara [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1375&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } 		A:link { so-language: zxx } --> <!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } 		A:link { so-language: zxx } -->
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><a href="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/saidikurdi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1376" title="saidikurdi" src="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/saidikurdi.jpg?w=300&#038;h=145" alt="" width="300" height="145" /></a>Türklük denen ummanı k..nla kirletemezsin Ali</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Habervaktim yazarı Ali İlbey, geçtiğimiz günlerde Türkçülüğün teorisyenlerinden Nihal Atsız’ın Türk olmadığını iddia ederken, Said-i Nursi’nin ise “Müslüman Türklüğünün mihveri” ise olduğunu iddia ediyordu.<span id="more-1375"></span>Odatv, İlbey’in “Said-i Nursi Türk, Nihal Atsız değil” başlıklı makalesine yer verdi. </span></span></span><a href="http://www.odatv.com/n.php?n=said-i-nursi-turk-nihal-atsiz-degil-2201111200" target="_blank"><span style="color:#993333;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">(Okumak için tıklayın )</span></span></span></a><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">. Odatv’de sözkonusu makaleyi okuyan Nihal Atsız’ın oğlu Buğra Atsız, iddialara cevap verdi.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">İşte Nihal Atsız’ın oğlu Buğra Atsız’ın Vakit yazarına cevabı:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">NÛRCULUK DENEN MÂNEVİYÂT ÇÖPLÜĞÜ II</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">(Ali İlbeye cevap)</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Bu yazı aynı isimle yayınlanan makâleme bazı ilâveler yapıldığı için II. bölüm olarak adlandırılmıştır. Sebep de Vakit denen paçavranın internet sitesi Habervaktim&#8217;de Ali İlbey isimli tarantula kafalı bir beyinsiz karacâhilin yazdığı “Saîd-i Nursî Türk, Nihâl Atsız Değil” başlıklı makâlesidir. Ben Vakit ve benzeri, kağıt sarfiyâtından başka bir işe yaramayan gazete müsveddelerini okumadığım içinyazıyı odatv’de gördüm. Câhillikten başka hiçbir sıfatı olmayan bu Nûrcu tâ’ifeye mensûb olduğu anlaşılan Ali İlbey adındaki zavallı aklı sıraKemalistleri ve Atsızı hedef alarak hem Atatürke hem de Türklere ve Türkçülüğe saldırıyor, hem de olmayan zekâsıyla Kürd Saîdin propagandasını yapıyor. Keşke kendisine böyle bir yazı yazmasını emredenler daha zekî birini seçselerdi. Ama tabiî henüz Beşerî Gelişme Endeksine bile dâhil edilmesi mümkün olmayan bir gürûhtan bunu beklemek abes olurdu. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">DEMOKRASİ AVAM HAKİMİYETİ</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Demokrasi fikir hürriyeti olmaktan çıkıp ipe sapa gelmez fikirlerin hürriyeti olduğu zaman işler yolundan çıkar. Bilindiği üzre demokrasilerde nitelik (quality) değil, nicelik (quantity) aranır. Demokrasilerin kudret ve güzelliği, siyâsî irâdenin meseleleri tekrar yoluna sokmaktaki mahâretidir diyenlere söyleyecek söz bulamayız, ama eğer o siyâsî irâde de ipe sapa gelmez fikirlerin batağına, biraz da politik hesaplarla millî olmayan kuvvelerce itilerek saplanmışsa, ortada büyük bir problem var demektir. Buna başka bir münâsebetle belirttiğim gibi bir de demokrasilerin gitgide bir avâm hâkimiyeti hâline gelmesiyle zekâ ve seviyenin de düşmesi katılırsa, durumun fecâati daha belirgin bir şekilde ortaya çıkar. İpe sapa gelmez fikir derken elbette dini değil, ama onun zekâ ve seviyenin düşmesi sonucu siyâsîleştirilerek dejenere edilmiş hâli olan Nûrculuğu kasd ediyorum. En ilkel toplumlarda bile var olan din, insanların akıl ve bilimde ilerlemesi ile daha aklî olmuş ve çok Tanrıdan başlayarak daha az Tanrıya doğru gerileyerek son olarak tek Tanrıda karâr kılmış ve bazılarına göre de <span style="text-decoration:underline;">tek Tanrı ile gerçek sayısına iyice yaklaşmıştır.</span> Din müessesesini artık ilim ve teknolojinin her alanda hâkim olduğu 21. yüzyılda aklın kabûl edemeyeceği hurâfelerden, saçma inançlardan arındırarak tamâmen şahsî vicdan meselesini hâline getirmek, tartışma konusu olmaktan çıkarmak ve din hakkındaki yazıları sâdece konunun uzmanı olan kişilere bırakmaktan başka çâre kalmamıştır.Yoksa kara câhil bir Kürdün başlattığı Nûrculuk ve benzeri tarîkatler vasıtası ile Türkiyenin altı oyulmakta ve çökertilmeye çalışılmaktadır. İlkel bağnazlıkları ile altını oydukları Türkiye çöktüğü zaman enkâzın altında kendilerinin de kalacaklarını fark edemeyecek kadar ahmak olan bu tâi’fenin şimdiyedek verdiği zarâr herhâlde fecâat sınırlarını çoktan aşmış olmalı. Maalesef bu ahmaklığa kendi kültürünün yok olduğunu fark etmeyen binlerce Türk ortak olmaktadır. Bunun en belirgin sebeblerinden biri milletleri millet yapan ortak bir birleştiricinin, yâni bir ülkünün olmamasıdır, yâhut da var olanın yok edilmiş olmasıdır. O ülkü olmayınca da yerini ipe sapa gelmez fikirlerin doldurması kaçınılmaz olur. Bu her millet için geçerlidir. Nûrculuk denen hezeyân işte bunlardan biridir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">NURCULUK NEDİR</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Pekiyi, Nûrculuk nedir? Nûrcular kimdir? Nûrcular, aralarında avam tabakasından aydına kadar içinde her türlü adamın bulunduğu, Saîd-i Nursî adında bir câhil Kürdün peşine takılmış bir gâfil sürüsüdür. Nûr risâlesi talebeleri adı verilen bu sürü, Kürd Saîdin Kürd hammal Türkçesiyle yazdığı risâleleri toplanıp okuyan ve “aydınlandığını” sanan bir zavallılar yığınıdır. Şafiî mezhebinden olan bu Kürt kendisine Bedîüzzamân, yâni zamanların hârikası demekte, mürîdleri de onu bu adla yüceltmektedirler. Adamda tevâzû denen kavram  hak götüre. Zâten hayatını inceleyenler bu kör câhil Kürdün kendisine ne yalanlar ve dolanlarla, ne gibi sahtekârlıklarla ne pâyeler biçtiğini hemen göreceklerdir. İlgilenenlere önceTuran Dursun’un kitabı “Müslümanlık ve Nûrculuk”, Istanbul, 1996, Kaynak Yayınları ile Yeni Hayat dergisinin kasım, aralık 1996 nüshaları ile şubat, mart 1997 nüshalarında Bilge Orhonlu’nun Nûrculuk hakkındaki bir dizi makalesini tavsiye ederim. Onun için hayâtı hakkında burada teferruâta girmeyi gereksiz buluyorum. Ama iki husûs önemlidir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Birincisi Kürd Saîd’in tımarhâneye girmiş olması, ki bunu kendi ifâdesinden biliyoruz. Kürd Saîd 1907 yılında Istanbula ikinci gelişinde Abdülhamîd’e hitâben saraya bir dilekçe verir. Dilekçede kullandığı ad da tevâzûa lüzûm görmediği için Molla Saîd-i Meşhûrdur. Bu dilekçe Şark ve Kürdistan gazetesinin 19 Teşrîn-i Sânî [kasım] 1908 târihli ilk nüshasında yayınlanmıştır. Adında Kürdistan kelimesi geçen bu yayın organının daha ilk sayısında yazısının tanıtımında Bedîüzzamân Molla Saîd Efendi Hazretleri olarak takdîm edilen Kürd Saîd’in Kürtçü çekirdek bir kadronun içinde yer aldığı belli oluyor (Malmîsanij, Saîd-i Nursî ve Kürt Sorunu, Istanbul, 1991, s. 84, Doz Yayınları). Dilekçesinde Türkiyenin doğusundan Kürdistan diye bahs eden Saîd, her ne kadar Kürdistanda okullar açılmış ise de gönderilen öğretmenler Türkçe ders verdiklerinden bundan sâdece Türkçe bilenlerin faydalandığını, bölge halkının Kürtçe konuşanlarına bu okulların bir faydası olmadığını, buralarda Kürtler için de okullar açılmasını ve Kürtçe eğitim yapılmasını teklif ediyor. Yâni bölge halkını Türkler ve Kürtler diye ayırarak Kürt ırkçılığı yapıyor. O günden bu güne isteklerde değişen bir şey olmadığının göze çarpması ise ayrı bir konu. Tek fark, Kürt Saîd’in bu dilekçe üzerine emr-i şâhâne ile tımarhâneye gönderilerek müşâhede altına alınmış olmasıdır. “Nasıl ki zamân-ı istibdâtta tımarhâneye düştüm, dîvânelerin hükmüne konuldum&#8230;&#8230;&#8230;..ben dîvâneliği kabûl ettim. Şâhit olunuz ki, böyle akıldan istifâ ediyorum, dîvâneliğimle iftihâr ediyorum. Ey Kürdler, tımarhâneyi bunun için kabûl ettim. Kürdlüğü lekedâr etmemek için irâde-i pâdişâhiyi, maâşını, ihsân-ı şâhâneyi kabûl etmedim” (İsmâil Göldaş, Kürdistan Teâli Cemiyeti, Istanbul, 1991, Doz yayınları, s. 30). Saîd burada da kendine pay çıkarmaya çalışarak pâdişâhın kendisine başlamak istediği maâşı red ettiğini söylüyorsa da bunun söz konusu olması mümkün değildir. Meczûb yerine koyarak onu tımarhâneye sokan  kuvvet her hâlde kendisine bir de maâş bağlayacak değildi. Şimdi gelin bu tımarhânelik zırdelinin yumurtladığı nânelerden bir kaçına bir göz atalım:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Risâle-i Nûr düşmanları teslim olmak zorunda bırakan elmas bir kılıçtır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Risâle-i Nûr girdiği yerleri mübâreklendirmiş, bu arada bir ilimizi, yâni Ispartayı mübâreklik makâmı kazandırmıştır. (Cümle düşüklükleri bana âit değildir.) Eski zamanların mübârek kenti Şâm-ı Şerîfin mübârekliği Risâle-i Nûr vasıtası ile Ispartaya nasîb olmuştur. &#8230;&#8230;&#8230; Onun için bu vilâyetin bütün insanları, hattâ dinsizleri bile beni ve Risâle-i Nûru savunmak zorundadırlar.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Risâle-i Nûr Kurânın bir aynasıdır. Bir mûcize durumundadır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Ölüm hakîkatinin muammâsını yalnızca Risâle-i Nûr çözmüştür.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Nûr risâleleri içinde bâzıları birer hârikadır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Risâle-i Nûrun bölümlerinden bâzıları altı saatte yazıldıkları hâlde en güçlü dindâr filosoflar o parçaları altı günde bile yazıp meydana getiremezler.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     İkinci Dünyâ Savaşına katılmamızı önleyen Risâle-i Nûr olmuştur.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Diğer yaratıklar nasıl Risâle-i Nûr ile ilgileniyorsa, kuşlar da ilgilenir elbet onunla&#8230;. Kuşlar Risâle-i Nûru başarılarından dolayı tebrîk edip alkışlarlar.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Risâle-i Nûr çekirgelerden, serçelerden, güvercinlerden, kısacası hayvanlardan (hayvan kelimesinin tefsîrini okuyucunun muhayyelesine bırakıyorum. B. A.) başka yer küresini, hattâ hava tabakasını bile kendisiyle meşgûl etmektedir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Risâle-i Nûr Kurân-ı Kerîmin en hakîkî tefsîridir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Risâle-i Nûrdan alınan bilgiler, onu yazarken akıtılan mürekkebler, şehîtlerin kanından daha üstündür. Risâle-i Nûra yapışmak sûretiyle Peygamberin yolundan gidenler, şu fesat zamânda yüz şehît sevâbından daha çok sevâb kazanırlar.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Risâle-i Nûru okumak ya da yazmak, âlim olmak için yeterlidir. Başka şey istemez.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">-     Risâle-i Nûra itîrâz edilemez. Yapılacak bir itîrâz en ulu kişilerden, Kutb-u Âzamdan da gelse aldırış edilmemelidir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">TURAN DURSUN ORTAYA KOYDU</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Bu ve benzeri saçmalıkları uzatmak mümkün. Yukarıdaki incileri (!) Tûran Dursun’un adı geçen eserinin 40 ilâ 62. sayfalarınan rastgele aldım. Yazar belli ki söylenenleri daha anlaşılır hâle getirmek için çetrefil Kürt hammal Türkçesiyle yazılanları sâdeleştirmiş. Dursun kitabında Kürt Saîdin çelişkilerini, mürîdlerinin bu câhil deliyi ne için ve nasıl övdüklerini vs. ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Nûrculuğun ne mene bir ahmaklık olduğunu öğrenmek isteyenler için vaz geçilmez bir kitaptır, şâyân-ı tavsîyedir. Sâdece bir misâl olsun diye Tûran Dursunun kitabının 13 sayfasında Kürt Saîd için söylediklerini tekrâr etmek kâfidir sanırım:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;">“<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Saîd-i Nursîyi kısaca anlatmak gerekirse şöyle denilebilir; Saîd-i Nursî, karanlık emellerini gerçekleştirmek için dînimizi âlet eden, gerçekte dînin temel ilkelerine bile inandığı şüpheli olan riyâkâr bir insan olarak yaşamış ve hayâtının sonuna kadar bu tutumunu sürdürmüştür”.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">İkinci önemli husûs ise Kürt Saîdin bir Kürt milliyetçisi olduğudur. Bu adamın 1327 (=1909) yılında Istanbul Vezîr Handa bulunan İkbâl-i Millet Matbaâsında basılmış “İki Mekteb-i Musîbetin Şahâdetnâmesi Yâhut Dîvân-ı Harb-ı Örfî ve Saîd-i Kürdî” adlı 48 sayfalık bir eseri vardır. Kendisi de burada ayrıca Kürt olduğunu açıkça belirtmektedir. Eserin editörü de Kürdîzâde Ahmed Râmizdir. Eserin hâtime kısmı Kürt Saîdin nasıl Kürt milliyetçiliği yaptığını göstermesi bakımından ilgi çekicidir. Her zamân olduğu gibi çapraşık ve ağdalı bir dille yazılmış olan bu kısım şöyledir:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;">“<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Ebnâ-i cinsime (soydaşlarıma) burada birkaç söz söylemezsem, bence bahs nâtamâm (eksik) kalır. Ey Âsûrîler ve Keyânîlerin cihângîrlik zamânında pişdâr, kahramân askerleri olan aslan Kürtler! Beşyüz senedir yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır. Yoksa sahrâ-i vahşette vahşet ve gaflet sizi yağma edecektir. Hikmet-i ilâhî denen makine-i âlemin nizâmı ve telgraf hattı gibi umûm âleme mümted ve müteşâib kânûn-i nûrânî-i ilâhînin müessisi olan hikmet-i ilâhî ufk-ı ezelden engüşt-i kaderi kaldırmış size emr ediyor ki, tefrika ile katre katre müteferrik su gibi zâyî olan hamiyyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle tevhîd ve mezcederek zerrâtın câzibe-i cüz’iyyeleri gibi câzibe-i umûmî-i millî teşkili ile Kürt gibi bir kütle-i azîmi küre gibi tedvîr ederek şems-i şevket-i islâmiyye ve Osmâniyyenin mevkîbinde bir kevkeb-i münevver gibi câzibesini ittibâ ile muvâzene ve âheng-i umûmiyyeyi muhâfaza ediniz&#8230;..”</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Bu lâf kalabalığı böylece devâm edip gidiyor. Türkçesi kısaca şöyle:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;">“<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Ey Âsûrlular ve Ahemenîdlerin cihângîrlik zamânında onların öncüleri ve kahramân askerleri olan aslan Kürtler! Beşyüz yıldır yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır. Yoksa vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrâsında yağma edecektir. İlâhî hikmet denilen, âlem makinasının nizâmı ve telgraf hattı gibi bütün âleme dalbudak salan Tanrının nûrlu kânûnunun kurucusu olan ilâhî hikmet ezel ufkundan kader parmağını kaldırmış size emr ediyor ki, ayrılık gayrılıkla damla damla dağınık sular gibi boşa giden hamiyet ve kuvvetinizi milliyet fikri ile birleştirip kaynaştırarak zerrelerdeki küçük câzibelerden bir umûmî ve millî câzibe teşkîli ile Kürtler gibi büyük bir kütleyi dünyâ gibi döndürerek İslâm ve Osmânlı şevket güneşinin mevkîbinde parlak bir yıldız gibi câzibesine uymakla muvâzeneyi ve umûmî âhengi muhâfaza ediniz”.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİ</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Bu acemîce bir araya getirilmiş lâf salatasının daha başında anlaşılacağı üzere Kürt Saîd bütün Kürtleri Kürt milliyetçiliği fikri etrâfında birleşmeye çağırmaktadır. Yazının devâmı okunduğunda da başka bir anlam çıkarmak mümkün değildir. Bu tevîl ve tefsîr edilemeyecek kadar açıktır. Yâni Kürt Saîdin bir İslâmcı değil, bir Kürtçü olduğunu anlamamak için ahmak veyâ hâin olmak gerekmektedir. Eğer Atsızın 7 Mart 1964 târihli Ötüken dergisinin 109. sayısında neşr edilmiş olan “Nûrculuk Denen Sayıklama” isimli makâlesinde de ifâde ettiği gibi Kürt Saîdin amacı geri kalmış Kürtleri kalkındırmak olsa idi, o zamân ‘Bilgi sâhibi olun, okuyun’ vs. demekle yetinir, kimsenin de buna bir îtirâzı olmazdı. Ama sen kalkacaksın, ilkel bir dil olan Kürtçeyi edebî bir dil olan Türkçeye karşı tavsîye edeceksin, meşrûtiyetin memlekette sebeb olduğu sarsıntıdan ve otoritenin gevşemesinden istifâde ederek kendi cemâat gâyelerini gerçekleştirmek isteyen Hristiyan tebaalar gibi bir Müslümân kardeş (!) olarak imparatorluğun bütün yükünü ve çilesini çekmiş olan Türkleri arkadan vurmaya çalışacaksın, kendine târih ve şeref uydurma ihtiyâcında olan bütün ilkel cemâatler gibi bir roman kahramânı olan Zâloğlu Rüstem ve sâdece anası Kürt olan Selâhâddîn Eyyûbîyi birer Kürt kahramânı diye empoze etmeye çalışacaksın, Kürtlerin mevhûm meziyetlerini ileri süreceksin ve onlara devlet kurdurmaya çalışacaksın, devletin buna müsaade etmeyeceğini anlayınca da 180 derece çark edip Saîd-i Kürdî adını Saîd-i Nursî yaparak Nûr Risâleleri diye cehlin ve taassubun örneği olan karalamalarla bir dîn mürşîdi olmayı başaracaksın. Bravo doğrusu!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">SAİD-İ NURSİ’Yİ NURCULAR BİLE SANSÜRLEDİ</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Fakat sahtekârlık burada bitmiyor. Yukarıda kısaca ilk paragrafını verdiğimiz hâtimenin Sözler Yayınevi tarafından yayınlanan 1960 ve 1978 baskılarındaki metin ilk metinden farklıdır. “Ebnâ-i cinsime” olmuş size “Vatandaşlarıma ve kardeşlerime”, “Ey Âsûrlular ve Ahemenîdlerin cihângîrlik zamânında onların öncüleri ve kahramân askerleri olan aslan Kürtler!” olmuş size “Ey eski çağların cihângîr Asya Ordularının kahramân askerlerinin ahfâdı olan vatandaşlarım ve kardeşlerim”, orijinaldeki 4. paragraf tamâmen kaldırılmış, 6. paragraftaki “Rüstem-i Zâl ve Selâhâddîn Eyyûbî gibi Kürt kahramânlarıyla” lâfı, felâket bir zırvalama ile olmuş size “Selâhâddîn Eyyûbî ve Celâleddîn Harzemşâh ve Sultân Selîm ve Barbaros Hayreddîn ve Rüstem-i Zâl”. Yâni Nûrcular zırvayı bile tevil ederek dansözlere dil ısırtan bir kıvırtmayla cibiliyetlerinin, ahlâklarının ve müslümânlıklarının (!) gereğini hakkıyla yerine getirmişlerdir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Bu arada Kürt Saîdin İkinci Meşrûtiyetten sonra İttihâd ve Terakkî içine girmeye çalışmasını da söylemek gerekir. Bundan maksad tabiî tarafdâr olması değil, hayâl ettiği Kürdistan için bir takım haklar elde etmekdi. Aynı zamânda da Abdülhamîde muhâlif bir harekete katılmış olmakdı. Saîd daha o zamân ırkçılığını yakınlaşmalarıyla ortaya koymaktadır. Abdullah Cevdete yakınlığı ve Ziyâ Gökalpe mesâfesi bunun bir tezâhürüdür. Saîdin Şark ve Kürdistan, Kürt Teâvün ve Terakkî Gazetesi, Volkan, Tanîn, Serbestî, Mizân, Misbah gibi gazetelerde Kürtler hakkında epey yazı yazdığı bilinen bir gerçektir. Yâni Kürt Saîdin herkesin inandırılmaya çalışıldığı gibi bir dîn âlimi filan değil, düpedüz bir Kürtçü olduğunu her fırsatta tekrâr etmekte fayda var. Netekim kendini yakın hissettiği Abdullah Cevdet, Kürt Teâvün ve Terakkî Cemiyyeti adı altında başlayan harekete daha Mısırda iken Kürt Saîdin Meşrûtiyet sebebiyle verdiği hutbeleri İctihâd Matbaâsının Istanbul şubesinde bastırarak destek vermiştir. Şükrü Hanioğlu “Bir Siyasal Düşünür Olarak Doktor Abdullah Cevdet ve Dönemi” (Istanbul, 1982, Üçdal Neşriyat) isimli kitabının 315inci sayfasında şöyle demektedir: “Ayrıca siyasal ve felsefî açıdan Abdullah Cevdetin uyuşmasının imkânsız olduğu Said-i Kürdî gibi bir kişiye yardımcı olmasının tek nedeni de bu <span style="text-decoration:underline;">boyut</span> – Hanioğlu burada etnik boyutu kasd etmektedir. B. A. – olarak ortaya çıkmaktadır. Tabiî ki Kürtlüğünü her dâim ön plana çıkaran Saîd, Ziyâ Gökalpe düşmanlık besleyecek ve ‘Bir kelle soğanı bir Kızılelmaya değişmem’ cevherini yumurtlayacaktır (Göldaş, age, s. 31). Türk düşmanlığı eğer böyle ifâde edilmeyecekse, daha nasıl ifâde edilecektir, bilemem.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">KALFALIK EDİYORLAR</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Saîd-i Kürdîyi 21. asrın en büyük İslâmî düşünürü zanneden bâzı Bâb-ı Âlî geri zekâlılarını bir yana koyalım, Şerif Mardin gibi profesörlerin dahî Özdemir İncenin Hürriyetteki 9 Nisan 2008 târihli makalesinde kullandığı isâbetli tâbirle, bu câhil Kürde “kitaplarıyla kalfalık etmeleri” her türlü ilmî ahlâka aykırı olduğundan maâdâ utanç vericidir. Profesör Mardin bu Kürdü bir filozof, bir dîn âlimi olarak takdîm etmektedir. Eğer Şükrü Hanioğlunun bahs ettiği etnik boyut burada da bir rol oynamakta ise takke düşmüş, kel görünmüştür.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Bundan gayrı hükûmetin başının demokrasi açılımı adı altında başlattığı ve benim şahsen henüz anlayamadığım “süreç” hakkında konuşurken Saîd-i Kürdîyi de anmış ve bu Kürdün adı geçer geçmez ortalığı bir alkış tûfânı kaplamış. Uzun yıllardır Kanadada yaşadığım için biliyorum; bizim Eskimo dediğimiz ve Kanadanın kuzey kesimlerinde yaşayan yerliler köpeklerini tam olarak doyurmaz, yarı aç bırakırlar (dı). Daha iyi söz dinlesinler diye. Açlığı eğer maddî değil mânevî açlık olarak anlar ve bilgi ve millete mâl olmuş sâir değerlerin topu birden olarak mütâlaa ederseniz, ne demek istediğim açıkça ortaya çıkar.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Pekiyi, hangi dağda Kürt (!) öldü de Saîd-i Kürdî 23 Mart 1960da dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya intikâl ettiğinde 19 yaşında bir tıfıl olan Fetullah Gülen Saîd-i Kürdînin yerine nâ’ib tâyin edildi? Kim etti? Neden bu kadar zamân geçsin diye beklenildi? Vs. vs. Fetullah Gülen hakkında epey yazıldı çizildi. Daha da yazılıp çizilecek elbet. Ama hakkında doktora tezi yazılacak kadar bilgi bulunan bu adam hakkında doğru dürüst bir araştırma benim bildiğim kadarıyla yapılmış değil, yapılanlar ise eksik ve yabancı kaynaklı.  Onun için neden dini istismâr edip cebini dolduran beyni kefenli softalar yakalanmalarına ramak kala Suûdî Arabistan veyâ başka müslüman ülkelerden biri yerine ya Avrupaya kaçar, ya Amerikaya çok merâk etmişimdir. Batı hakkında mânevî açlık çektiklerinden mi acep?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">CAHİLLER PEŞLERİNDE</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Asıl şaşılacak nokta bu tarantula suratlıların davranışı değil, çünki onlar cibiliyyetlerinin îcâbını yerine getirmektedirler, ama binlerce, hattâ onbinlerce Türkün bu câhil adamların peşinden gidip onların hâinâne öğreti ve öğütlerine körü körüne boyun eğmeleridir. Saîd-i Kürdînin cehâletini yukarıda açıklamaya çalıştım. Pekiyi de daha ilkokul diploması bile olup olmadığından şüphe edilen diğer bir câhil olan Fetullah Güleni Amerikalı ve Avrupalı sâhiblerinin bir âlim mertebesine yükseltmelerine ve buna kerâmet Batılı ağızlardan işitildiği için dangalakçasına inanan Etrâk-ı bîidrâk tâ’ifesine  ne buyurulur? Kanını, soyunu inkâr edenlere veyâ Fetullah gibi buna başka bir devlet eliyle âlet olanlara dünyânın  neresinde hoş gözle bakılmıştır? Elbet bir milleti çökertmek için o milletin içinden çıkacak hâinlere ihtiyâc olacaktır. Ve elbet bunlar iplikleri pazara çıktığı zamân hizmetinde bulundukları ülkelere kaçıp sığıntı olarak süflî hayatlarını orada yaşayacaklardır. Bunların doğdukları topraklara dönebilmeleri ancak hizmet ettikleri devletlerin hedeflerine nâil olmalarıyla mümkündür. Bu sapıkların sâdece kanlarından değil, vicdanlarından da şüphe etmek gerekir. Ama tabiî vicdan insanlara mahsûs bir kavramdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Uzun lâfın kısası Kürtçülüğün hizmetinde olan Nûrculuk denen mâneviyât çöplüğünün İslâmiyet ile alâkası yoktur. İslâmiyet asırlar boyu âlimlerini yetiştirmiştir. Dolayısı ile İslâmiyetin Kürt hammal Türkçesiyle yazı yazan Saîd-i Kürdî ve Türkçeyi Ermeni şîvesiyle konuşan Fetullah Gülen gibi kerâmeti Amerikadan menkûl İslâm âlimi geçinen maskaralara ihtiyâcı yoktur. Olsa olsa Amerikan dış siyâsetinin Türkiyede hedeflerine varabilmek için kerâmeti Washingtondan menkûl bazı maskaralara ihtiyâcı vardır. Ali İlbeyin bunlara dâhil olduğu belli oluyor.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">İKİSİNİ KIYASLAYAMAZSIN</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Makâlesinin başında “Saîd-i Kürdî ile Atsız ile kıyasdan edep ederim” demiş. Elbette edeceksin! Profesör Köprülüye asistanlık yapmış, Zeki Velidî Toganın talebesi olmuş, Türk Târihi ve Edebiyâtı sâhalarında uzman olan  birisiyle tımarhâneye girmiş çıkmış hammal kılıklı alelâde bir Kürd kıyâs mı edilirmiş? Aslında aklını İslâmla bozmuş bu zâta cevap vermek bile onu adam yerine koymak olacağından lâfı uzatmaya gerek yok. Sırf siyâsî çıkarları için târihi bile tahrif ederek İslâmdan önceki Türklüğü red eden, agnostik ile deistin anlamlarını bilmeyen, “müslüman olan Türklere Türk denir” denir gibi dangalakça bir ifâde ile müslüman olmayan Türkleri bir çırpıda inkâr eden, pozitivist lâ-dînî Türklük gibi ne idüğü belirsiz bir kavram ortaya atan bir Kürd mürîdine dense dense “sek be-sahrâ” denir. Buradaki asıl niyetim bir müsveddeye karşılık vermek değil, Nûrculuk denen hezeyânın ne olduğunu ortaya koymaktı. Yukarıda yazdıklarım maalesef genellikle bilinmiyor ve bu gerçeklerden habersiz Türk gençlerinin Nûrcu gürûhun yaydığı zehirlerle, yalanlarla, riyâ ve sahtekârlıklarla kafası karıştırılıyor, kendi târih ve kültüründen uzaklaştırılıyor. Bunun getireceği fecî sonuçları hesaplamak için matematik profesörü olmaya gerek yok.  Neden Atatürke ve Türklüğe gönül vermiş insanlara saldırdıkları belli olmuyor mu? İt korktuğu tarafa havlar diye bir atasözümüz var. Bittecrübe sâbittir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Türklük denen ummânı kıçınla kirletemezsin Ali, kafanı sok kafanı.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Dr. Buğra Atsız</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Kanada</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><a href="http://www.odatv.com/n.php?n=turkluk-denen-ummani-k..inla-kirletemezsin-ali-2401111200">Odatv.com</a></span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihvebilim.wordpress.com/1375/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihvebilim.wordpress.com/1375/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihvebilim.wordpress.com/1375/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihvebilim.wordpress.com/1375/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarihvebilim.wordpress.com/1375/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarihvebilim.wordpress.com/1375/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarihvebilim.wordpress.com/1375/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarihvebilim.wordpress.com/1375/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihvebilim.wordpress.com/1375/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihvebilim.wordpress.com/1375/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihvebilim.wordpress.com/1375/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihvebilim.wordpress.com/1375/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihvebilim.wordpress.com/1375/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihvebilim.wordpress.com/1375/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1375&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/24/saidi-kurdi-saidi-nursi-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/823314d4824b344cecfdf74e3f2bc033?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tarihvebilim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/saidikurdi.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">saidikurdi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;da oğlancılık</title>
		<link>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/23/osmanlida-oglancilik/</link>
		<comments>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/23/osmanlida-oglancilik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Jan 2011 21:43:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tarihvebilim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvebilim.wordpress.com/?p=1368</guid>
		<description><![CDATA[Gelibolulu Mustafa Ali on altıncı yüzyılda yetişen Ünlü Osmanlı tarihçisi. 1541 Gelibolu’da doğdu. Küçük yaşta tahsile başlayıp yirmi yaşında medreseden mezun oldu. Mihr-ü Mah adlı eserini şehzade İkinci Selim’e takdim ederek divan kâtipliği vazifesine atandı. Daha sonra Şam beylerbeyi Lala Mustafa Paşanın divan kâtipliğine tayin edildi. Mustafa Paşanın Mısır beylerbeyi olması ile birlikte Mısır’a gitti. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1368&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><a href="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/osmanli-oglancilik.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1373" title="osmanli-oglancilik" src="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/osmanli-oglancilik.jpg?w=600" alt=""   /></a>Gelibolulu Mustafa Ali on altıncı yüzyılda yetişen Ünlü Osmanlı tarihçisi. 1541 Gelibolu’da doğdu. Küçük yaşta tahsile başlayıp yirmi yaşında medreseden mezun oldu.<span id="more-1368"></span></span></span></span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Mihr-ü Mah adlı eserini şehzade İkinci Selim’e takdim ederek divan kâtipliği vazifesine atandı. Daha sonra Şam beylerbeyi Lala Mustafa Paşanın divan kâtipliğine tayin edildi. Mustafa Paşanın Mısır beylerbeyi olması ile birlikte Mısır’a gitti. Bir süre sonra Mustafa Paşa, Mısır beylerbeyliğinden alınınca, Manisa’daki Şehzade Üçüncü Muradın musahipleri arasına girdi. Oradan Bosna Beylerbeyi Ferhat Paşanın divan kâtipliği vazifesine tayin edildi.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Sultan Üçüncü Murad Han devrinde Gürcistan beylerbeyliği ve divan kâtipliği görevlerinde bulundu.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Sultan Üçüncü Mehmed tahta çıktığı zaman mir-i miran rütbesiyle Şam valiliğine tayin edildi.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Son olarak kendisine Cidde emirliği verilen Mustafa Ali bu vazifesine Mısır ve Mekke yoluyla giderek hac farizasını yerine getirdi. 1600 senesinde Cidde’de vefat etti.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">İyi bir şair olarak adını yazdırmasının yanı sıra şerh edebiyatımızda mühim yer edinmiştir. Sultan Üçüncü Murad’ın şiirlerinin şerhini yapmıştır. Nefi gibi bazı şairlere mahlas vermesi onun şiirimizin ustalarından olduğunun açık delilidir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Asıl başarı alanı tarihtir. Künhü’l-Ahbar adlı tarih eserinde, sadece Osmanlı tarihini değil, Peygamberler tarihi, İslam tarihi, Türk ve Moğol tarihini de anlatmıştır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">TOPLUMSAL KURALLARI YAZDI</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;">‘’<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Künh-ül-Ahbar&#8221; en büyük eseridir. Diğer eserlerinden bazıları Heft Meclis, Nadir-ül-Maharib, Menâkıb-I Hünerverân, Âdab, Hülâsâtü’l-Ahvâ der-Letâfet ‘tir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Sultan Üçüncü Murad Hanın isteği üzerine yazdığı Kavaidü’l-Mecalis adlı eserde çeşitli sınıf, sanat ve mesleklere mensup insanların nasıl hareket edeceklerini, nasıl giyineceklerini, kısacası topluluk içinde adaba uygun yaşamak için neler yapmak ve neleri bilmek gerektiğini anlatmıştır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">&#8220;Nushatü&#8217;s-Selâtin&#8221; adlı eseri sosyal hayatla ilgilidir. Doğu dünyasındaki siyasetname geleneğinin bir örneği olan bu eser, padişahlara yol göstermek üzere yazılmıştır. Bu eser o devrin siyasi ve sosyal durumunu göstermesi bakımından önemlidir&#8230; Padişahın devlet idaresi sırasında yapması gereken işleri anlatır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">OĞLANCILIĞI ANLATTI</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Osmanlı ve Padişahlar ile ilgili derin tecrübe ve bilgi sahibi olan Mustafa Ali’nin ‘’Görgü ve Toplum Kuralları Üzerinde Ziyafet Sofraları’’ adında 2 cilt, muhafazakar Tercüman yayınlarından çıkmış olan kitabının sekizinci bölüm başlığı ‘’Bıyığı terlememiş ve sakalı çıkmamış olanlar takımını anlatır’’ tanımı ile büyük harflerle yazılmıştır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Son günlerde tartışılmakta olan gündemdeki yerini sabitlemiş ‘’Muhteşem Yüzyıl’’ dizisinin kıyamet koparan harem sahneleri bir kenara, kitapta anlatılan o dönemin oğlancılık kavramını tüm çıplaklığı ile anlatmaktadır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Bölümde o dönemde tüyü çıkmamış sakalı bıyığı çıkmamış oğlanların, cazibeli kadınlardan da çok ilgi gördüğü tercih edildiği anlatılıyor. Civanlarla arkadaşlık etmek aşikâr olmuş, çekinmeden oturak âlemlerinde yolculukta her yerde yanlarında dolaştırmaya başlamışlar, aynı dönemde ay yüzlü kadınları asla yanlarında taşımaz birlikte bulunmazlarmış.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Kitabın 59 ve 60. Sayfalarında bakın nasıl anlatılmış yaşananlar:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;">“<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Çünkü sevilen kadın bölüğünün namahremleri avan korkusundan gizli tutulur. Şimdi ise civanlarla arkadaşlık onlarla düşüp kalkma yolunda bir kapıdır ki bu kapı gizli, aşikâr hep açıktır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Tüysüzler soyundan namert lokması olanların çoğu Arabistan piçleri ve Anadolu Türklerinin veled -i zinalarıdır, onların sürdüğü güzellik ve cazibe süresini hiçbir diyarın tüysüzleri sürmez.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Niceleri otuz yaşına varıncaya kadar güzel yüzünde gönlünde üzüntü olacak kıl görmez. Türk çocukları Arabistan’daki ele avuca sığmaz civelek çocuklar güzellik yönünden hepsinden kısa ömürlü olurlar.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">20 yaşlarına vardıkları gibi rağbetten düşerler ve aşıkların işinden kalırlar.Ama İçel civarları Edirne, Bursa ve İstanbul&#8217;un ince bellileri her yönden kusursuzlukta ve güzellikte onlardan ileridir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Güzelliği ve cazibesi eksik olanların ise çeke—çevire tazelikleri ve tatlı kılan naz ve cilve ile sevimli gösterir. Ama Kürt tüysüzleri, anadan—doğma evbaş olanların tecrübesine göre sağlıklı, yumuşak ve uysal imişler ve her ne teklif olunsa dinleyip yapmaları çok olurmuş. Hele bellerinden aşağısını kına ile boyatır, dizlerine ininceye kadar boyanarak kendilerini süslerlermiş.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Özellikle Çoğu ince—belli ve uzun—boylu olurlar. Kendilerini teslim ettikleri sırada her uzvuyla birlikte yumuşaklık gösterirlermiş. Sözün kısası görünüşte yumuşak davranmakta, aslında karşı durmakta İçel güzellerinin  çoğu inat ederlermiş.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Buna göre bunların vuslat nimeti bu- yükler için vardır. Yanlarında gezen aşıklarını bahtsız ettikleri ve parasız pulsuz bıraktıkları meydandadır, derler. Ve iki gencin fırsat vaktinde birbirinden yararlanması, yahut birisi ötekini sarhoş edip üstüne çıkması, değmede mümkün olmayacak bir iştir, diye anlatıp söylerler.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Sözün kısası, ün almış güzel yüzlülere rağbet edip karşısında gümüş—servi endamlı. Uzun boylu, salınarak yürüyenleri kullanmak isteyenler Rumeli köçeklerinden şaşmasınlar. Kul cinsinin de Yusuf çehreli Çerkeslerinden ve Hırvat asıllıların nefesleri mis kokanlarından sakın usanıp bezmesinler.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Gerçi İçel mahbuplarında da nazeninler olur lakin çoğu vefasız insanı üzmek isteyen cefacı güzellerdir. Onlara sahip olanların huzuru ve rahatı az bulunur. Ama Arnavut cinsi de gerçi âşıkların gönüllerini alırlar, bu kadar var ki gayet inatçı olurlar.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Ama Gürcü, Rus ve Görel cinsi, öteki esnafın gübresi gibidir. Onlara bakarak Macar soyundan olanlar, başka tayfaların tabiata uygun ve makbul olanlarıdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Gel gelelim, çoğu efendisine, hıyanet eder; düşüp kalkmalarından, davranışlarından her kişi onların çirkin yönlerini görür. Şaşılacak olan budur ki Mısır evbaşları Habeşlilere düşkündür. Araya soğukluk girer, her biri insanın samurudur, derler. Aslında yatak hizmetinde usta olurlarmış, yani esbap buhurlamayı, yatak ve yastık döşemeyi candan isterlermiş. Erkeğinde, dişisinde adamlık belli imiş: her ne semte görülürse uysal ve güzel davranarak yumuşaklık göstermeleri kolaymış.” </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">İşte Mustafa Ali’nin ağzından Osmanlı’da oğlancılığın hangi boyutlara geldiğini, kadınlarla birlikte olmaktan daha fazla tercih edildiğini anlatan satırlar böyle. Muhteşem Yüzyıl dizisindeki aşk sahnelerine tepki gösteren İslamcılar, Osmanlı resmi tarihçisi olan Mustafa Ali’nin bu satırlarını nasıl yorumlayacaklar bilemiyoruz. Ancak söz konusu kitabın muhafazakar Tercüman Yayınlarından çıktığı ve yayınevinin sahibi olan Ilıcak Ailesi’nden Nazlı Ilıcak’ın olayları protesto eden Milli Görüş’ün partisinden bir dönem milletvekili olması ise ayrı bir çelişki gibi duruyor.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">İklim Bayraktar</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:verdana, tahoma, verdana, arial, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><a href="http://www.odatv.com/n.php?n=osmanli-tarihinde-oglancilik-2301111200"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;">Odatv.com</span></span></a></span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:verdana, tahoma, verdana, arial, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><a href="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/klastscan1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1370" title="klastscan1" src="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/klastscan1.jpg?w=600" alt=""   /></a><br />
</span></span></span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:verdana, tahoma, verdana, arial, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:small;"><br />
</span></span></span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/klastscan2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1371" title="klastscan2" src="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/klastscan2.jpg?w=600" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/klastscan3.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1372" title="klastscan3" src="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/klastscan3.jpg?w=600" alt=""   /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihvebilim.wordpress.com/1368/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihvebilim.wordpress.com/1368/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihvebilim.wordpress.com/1368/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihvebilim.wordpress.com/1368/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarihvebilim.wordpress.com/1368/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarihvebilim.wordpress.com/1368/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarihvebilim.wordpress.com/1368/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarihvebilim.wordpress.com/1368/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihvebilim.wordpress.com/1368/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihvebilim.wordpress.com/1368/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihvebilim.wordpress.com/1368/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihvebilim.wordpress.com/1368/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihvebilim.wordpress.com/1368/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihvebilim.wordpress.com/1368/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1368&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/23/osmanlida-oglancilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/823314d4824b344cecfdf74e3f2bc033?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tarihvebilim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/osmanli-oglancilik.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">osmanli-oglancilik</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/klastscan1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">klastscan1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/klastscan2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">klastscan2</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/klastscan3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">klastscan3</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Taraf&#8217;ın liberal faşist yazarı Rasim Ozan Kütahyalı ;Atatürk&#8217;e soykırımcı dedi</title>
		<link>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/23/tarafin-liberal-fasist-yazari-rasim-ozan-kutahyali-ataturke-soykirimci-dedi/</link>
		<comments>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/23/tarafin-liberal-fasist-yazari-rasim-ozan-kutahyali-ataturke-soykirimci-dedi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Jan 2011 13:56:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tarihvebilim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvebilim.wordpress.com/?p=1365</guid>
		<description><![CDATA[Taraf gazetesi hepimizin malumu!&#8230; İşte bu Taraf’ın televizyon televizyon dolaşan genç ve “cevval” bir yazarı (!) var. Yaka bağır açık biçimde bağıra çağıra, el kol hareketleriyle bir şeyler anlatmaya çalışan, sözü döndürüp dolaştırıp İzmir’e ve Atatürk’e getiren; İzmir’e“faşist”, Atatürk’e “diktatör” demeden rahat edemeyen bu “genç” yazarı siz tanıyorsunuz. Tarih hakkında pek fazla bilgiye ve analiz yeteneğine [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1365&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } -->
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><a href="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/ozankutahyali.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1366" title="ozankutahyali" src="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/ozankutahyali.jpg?w=600" alt=""   /></a>Taraf gazetesi hepimizin malumu!&#8230; İşte bu Taraf’ın televizyon televizyon dolaşan genç ve “cevval” bir yazarı (!) var. Yaka bağır açık biçimde bağıra çağıra, el kol hareketleriyle bir şeyler anlatmaya çalışan, sözü döndürüp dolaştırıp İzmir’e ve Atatürk’e getiren; İzmir’e“faşist”, Atatürk’e “diktatör” demeden rahat edemeyen bu “genç” yazarı siz tanıyorsunuz. Tarih hakkında pek fazla bilgiye ve analiz yeteneğine sahip olmadığını düşündüğüm bu “gürültü kirliliği” yaratan genç arkadaşı aslında fazla ciddiye alma taraflısı değilim; ancak son zamanlarda Atatürk’e yönelik “iftiralarını” iyice arttırdığını gördüğüm için bu yazıyı kaleme almak zorunda kaldım.</span></span></span></p>
<p><span id="more-1365"></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">ÇAMUR AT İZİ KALSIN</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Malumunuz, genç yazarımızson zamanlarda Taraf’taki köşesinde ve çıktığı tv ekranlarında lafı evirip çevirip, bir yerlerden işittiği bilgi kırıntılarını üst üste yığıp “Atatürk’ü, Yahudilere soy kırım yapmakla” suçlamakta…</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Güya 1934 yılında Trakya’da Yahudilere Türkler tarafından “soykırım” yapılmış ve üstelik bu “soykırım” Atatürk’ün bilgisi dahilinde yapılmış! Gazeteci-Yazar Rıza Zelyut’un, “<em>Casus Taraf’ın Atatürk Müfterisi”</em> başlıklı yazısında dediği gibi: “<em>Adamın konuşmalarına bakınca: Sanki Trakya’da Yahudiler gaz odalarında yakıldı da bunu da Atatürk istedi gibi bir hava çıkarıyorsunuz.</em>”[1] </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">TRAKYA OLAYLARINI ATATÜRK ÖNLEMİŞTİ </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Evet! 1934 yılında Trakya’da Yahudilere karşı bölge halkının bir tepkisi olduğu doğrudur. Ancak bu tepki, o yıllarda bütün dünyada yaygınlaşan “Yahudi düşmanlığının” Türkiye’deki küçük bir yansımasıdır. Bölgedeki olaylarda Yahudililere yönelik bazı saldırılar olmuş ve bazı kendini bilmezlerce Yahudilerin malları yağmalanmıştır. Ancak tamamen bölgesel bir tepki olarak ortaya çıkan bu olaylar, kısa bir süre sonra hükümet tarafındanbastırılmıştır. Yani, “cevval gazeteci”nin atıp tuttuğu gibi, olaylar hükümetin ve Atatürk’ün bilgisi dahilinde “bilinçli olarak” Yahudileri soykırıma uğratmak için başlatılmamış, tam tersine başlayan olalar bizzat Atatürk tarafından bastırılmıştır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Bu gerçeği, başka bir Taraf yazarı Ayşe Hür, bir yazısında şöyle itiraf etmiştir:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> “…<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><em>(Bu olaylar) Yahudi cemaatinin önde gelenlerinden Gad Franko ve Mişon Ventura’nın 4 Temmuz 1934 günü Atatürk’le yaptığı gizli görüşme sayesinde sona erecekti. Kamuoyu olayları, 5 Temmuz 1934 günü Başvekil İsmet İnönü’nün TBMM’de yaptığı konuşmayla duydu. İnönü, Meclis’in tatile girmesi dolayısıyla yaptığı uzun konuşmasının bir yerinde Trakya’daki olaylardan söz ederek, gerekli önlemlerin alındığından söz ederek, kaçanların geri dönmesini istemişti. Bu konuşma Trakya’daki yerel idarecileri, saldırgan güruhu engellemek zorunda bırakmıştı..</em>”[2]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Toy yazar bize inanmaz diye” kendi Taraf’ından bir tarihçiye başvurdum!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">II. Dünya Savaşı öncesinde Avrupa’da başlayıp tüm dünyaya yayılan “Yahudi düşmanlığının”, Türkiye’nin Avrupa’ya en yakın bölümü olan Trakya’da “münferit” bir olayla gündeme gelmesinden “bir soykırım” çıkarangenç yazara iki tavsiyem var: Bir: Osmanlı İmparatorluğu döneminde bütün gayrimüslimlere olduğu gibi Yahudilere hangi kısıtlamaların getirildiğini araştırsın: Mesela Yahudilerin giysilerinin, evlerinin renklerinin, başlıklarının biçimlerinin Müslümanlar gibi olup olamadığına baksın! Yani “Millet Sistemini” incelesin! İki: Genosid (soykırım) kavramının ne anlama geldiğini araştırıp, Hitler’in II. Dünya Savaşı yıllarında Yahudilere yaptıklarını öğrensin! Sonra da şapkasını önüne koyup 1934 olaylarına “soykırım” demenin nasıl bir ruh halinin dışa vurumu olduğunu düşünsün!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">LİBERAL EZBERİ BOZMAK</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Günümüzde Taraf yazarı gibi “liberal takılanların” en belirgin ortak noktalarından biri, Atatürk’e “diktatör”, “yabancı düşmanı”, hatta “faşist” yakıştırmalarında bulunmalarıdır. Onlara göre “diktatör Atatürk”, 1930’larda “Türk ırkçılığı” yaparak yabancı düşmanlığını körüklemiş,Atatürk, Ermenilere, Rumlara ve Yahudilere büyük baskılar yapmış(!) hatta Rasim Ozan Kütahyalı’nın iddiasına göre Yahudilere soykırım yapma noktasına gelmiştir!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Liberal ezbere göre “Atatürk bir diktatördür” ve “diktatör Atatürk de bir yabancı düşmanıdır!” </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Şimdi gelin bu “liberal ezberi” bozalım!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">EİNSTEİN’İN ATATÜRK’E YAZDIĞI MEKTUP</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Dünyaca ünlü bilim adamı A. Einstein, Hitler baskısından bunalan Yahudi kökenli Alman bilim insanlarının sözcüsü ve OSE Dünya Birliği’nin şeref başkanı sıfatıyla 17 Eylül 1933’te Atatürk’e yazdığı ve “<em>Ben sadık hizmetkarınız Prof. Albert Einstein!</em>” diye biten mektubunda, “<em>Almanya’dan 40 profesörle doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarını Türkiye’de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica ediyorum…</em>” diyerek, Yahudi kökenliAlman bilim insanları adına Atatürk’ten iş ricasında bulunmuştu.[3] Atatürk, Einstein’in bu ricasını kabul etmiş ve çok sayıda Yahudi kökenli Alman bilim insanı Türkiye’ye gelerek genç cumhuriyetin üniversitesinde ve okullarında çalışmaya başlamışlardı. Atatürk de aynı yıl, 1993 Üniversite Reformu dolayısıyla Einstein’i Türkiye’ye davet etmişti. Princeton Üniversitesi’nde 1949 yılında A. Einstein’la görüşen Prof. Dr. Münir Ülger, görüşme sırasında Einstein’in, “<em>Dünyanın en büyük liderine sahipsiniz. 1933’teki üniversite reformunuz sırasında beni de ülkenize davet etmişti</em>” dediğini belirtmektedir.[4]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Dünyaca ünlü bilim adamı A. Einstein’in, dünyada onca lider ve onca devlet varken Atatürk’ün liderliğindeki genç Türkiye Cumhuriyeti’ne başvurması çok anlamlıdır. Belli ki, Atatürk’ün ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin “bilime” ve “bilim insanına” verdiği değer ülke sınırlarını aşmış dünyaya yayılmıştır.Murat Bardakçı’nın yerinde tespitiyle: “<em>İşte Cumhuriyet rejiminin henüz on yaşında olduğu günlerdeki Türkiye ile 83 yaşındaki Cumhuriyet Türkiyesi arasındaki fark… İlki Einstein’in dostları için iş talebinde bulunduğu, büyük gelecek vaat eden genç bir devlet; diğeri ise gündemini sadece kadınlara mahsus parkların, cüppeli namazların, yahut kadın eli sıkmanın günah olup olmadığının tartışılır hale getirildiği bir ülke..</em>”[5]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Atatürk’ün, Yahudi kökenli Alman bilim insanlarına kapıları açmasından sonra, 1933 sonrası Türkiye’de bilimsel araştırmalarda adeta bir “patlama dönemi” yaşanmıştır. Yahudi kökenli Alman bilim insanları 1930’ların dünyasında Türkiye’yi bilimin parlayan yıldızı yapmaya başlamıştır. Örneğin,John Dawey, Prof Dr. Alfred Kühne, Prof Frey, Leibzig Üniversitesi’nde pedagoji uzmanı olan Prof Stiehler, Ukrayna Güzel Sanatlar Akademisi Şefi Prof Dr. Ernest Egli, Halk müziği incelemelerinde Bela Bertok, Konservatuarın şan bölümü için Prof. Dr. Paul Lohman, Ulusal müzik ve tiyatro incelemelerinde Karl Ebert, Ziraat Sanayi Meslek Okullarının kurulmasında Prof. Dr. Ömer Buyse, Ziraat Bakanlığına bağlı okulların ıslahında Prof. Dr. Oldenburg ve daha nice bilim insanı Türkiye’ye davet edilmiştir.[6]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">TÜRKİYE’DE TARİH ARAŞTIRMALARI VE YAHUDİ BİLİM İNSANLARI</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Türkiye’de “tarih” ve “arkeoloji” alanında bilimsel çalışmaların başlamasında 1933’te Atatürk’ün isteğiyle Türkiye’ye gelen Yahudi kökenliAlman bilim insanlarının çok önemli bir katkısı vardır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">1930’larda Türkiye’de Atatürk’ün isteğiyle, Sümeroloji ve Hititolojibölümlerini kuran bu Yahudi kökenli Alman bilim insanlarıdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, o günleri şöyle anlatmaktadır:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><em>1936 yılında bu bölümlere hiçbir bilgimiz olmadan girdik. Hititoloji hocamız, Hitler rejiminden kurtulan ve 2000’de ölen Prof. H.G Guterbock, Sümeroloji hocamız aynı koşullarda getirilen Prof. B. Landsberger, arkeoloji hocamız da Yahudi olmadığı halde davet edilen Prof. Van der Osten’di. Dersler bir çevirmen aracılığıyla veriliyordu. Bizler de not tutuyorduk. Henüz dil bilmiyorduk, kitaplarımız yoktu. Bütün bunlara rağmen hocalarımızın ve bizim sabır ve gayretimizle 1940 yılında eğitimimizi tamamladık. Hocalarımız Hatice Kızılyay ile beni fakültede bırakmak istedilerse de bazı aile sorunlarını ileri sürerek kabul etmedik ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne çiviyazılı tabletler üzerinde çalışmak üzere atandık. Orada 1937 yılında yine Yahudi asıllı olması nedeniyle ülkemize gelen Dr. F.R. Kraus çalışıyordu. Biz de onun çalışmalarına katıldık. 1949 yılına kadar onunla, o ayrıldıktan sonra da Hatice Kızılyay ile ikimiz çalıştık…</em>”[7]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Hitler korkusundan tüm dünyanın tir tir titrediği 1930’lu yıllarda, gidecek ülke arayan Yahudi kökenli Alman bilim insanlarına Türkiye’nin kucak açması, Atatürk’ün Hitler’den korkmadığını ve Yahudilere karşı hiçbir önyargısı olmadığını gözler önüne sermektedir. Herkesin Yahudilere kapılarını kapattığı bir dönemde Atatürk ve genç cumhuriyet “iş arayan” Yahudi bilim insanlarını, İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere cumhuriyetin yeni kurulan çağdaş okullarında istihdam etmiştir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">MİLLETVEKİLLERİNİN İKİ KATI MAAŞ </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Atatürk, sadece Yahudi kökenli Alman bilim insanlarını Hitler’den kurtarmakla kalmamış Türkiye’de çalışan bu bilim insanlarına milletvekillerinin iki katı maaş ödemiştir.[8]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">1934 yılında Hititolog H.G Guterbock, Sümerolog B. Landsberger, Arkeolog F.R Kraus gibi Yahudi kökenli onlarca bilim insanı İstanbul’da Ankara’da “milletvekillerinin iki katı maaşla” özgür bir ortamda bilimsel çalışmalarını yürütürken, aynı yıl Atatürk’ün ve genç cumhuriyetin Trakya’daki Yahudilere soykırım yaptığını iddia etmek için insanın akıl sağlığının yerinde olmaması gerekir: Bir ülke düşünün ki bir taraftan Yahudileri katletsin (!) diğer taraftan Yahudilere kucak açsın!.. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">IRKÇI DEĞİL MİLLİYETÇİ</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><em>Ne mutlu Türk olana</em>” değil, “<em>Ne mutlu Türküm diyene</em>” diyen Atatürk, “<em>Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı herkesi</em>” Türk olarak kabul eden; “kökene, ırka, kan bağına” değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılığa, Türkiye Cumhuriyeti’ni yükseltip yüceltmek için çalışmaya dayanan bir milliyetçilik anlayışına sahiptir.Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı, “bencilce” ve “mağrurca” bir milliyetçilik değildir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Şu sözler Atatürk’e aittir:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> “<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><em>Biz öyle ulusçularız ki bizimle işbirliği yapan bütün uluslara saygı duyarız. Onların ulusçuluklarının bütün gereklerini tanırız. Bizim ulusçuluğumuz, bencilce ve mağrurca bir ulusçuluk değildir</em>”.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">TÜRK TARİH-DİL VE ANTROPOLİJİ TEZLERİNİ IRKÇILIK SANMAK</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Atatürk’e “ırkçı” yaftası yapıştırmak isteyen “liberallerin” sıkça dile getirdikleri, Türk Tarih-Dil ve Antropoloji çalışmaları ise, 1930’ların dünyasında Avrupa’da dillendirilen, bilimsel araştırmalara konu olan meselelerdir. Atatürk Türk Tarih ve Dil Tezleriyle Antropoloji çalışmalarını başlatırken, dünyaca ünlü bir çok tarihçiyi, arkeologu ve dilciyi Türkiye’ye davet etmiştir.Tarih ve Dil Kurultaylarında çok sayıda yabancı bilim insanı bildiri sunmuş, görüşlerini açıklamıştır. Yani, bizim liberallerin sandığı gibi, Atatürk’ün Tarih, Dil ve Antropoloji çalışmaları “ırkçı”, “bilim dışı” Atatürk’ün “uydurmalarına” dayalı çalışmalar değil, 1930’ların bilim dünyasında bir yeri olan ve dünyaca ünlü bilim insanlarının da katılımıyla tartışılan tezlerden oluşan çalışmalardır. Ayrıca bugün geldiğimiz noktada Atatürk’ün 1930’lardaki Tarih ve Dil çalışmalarının önemli bir bölümü doğrulanmaktadır. Örneğin, Sümerlerle Türkler arasındaki ilişki, Etrüsklerin Asyenik bir kavim olduğu, Türkçenin dünyanın en eski dillerinden biri olduğu (ilk yazıya geçirilen dil Sümercenin dünyada en çok Türkçeye benzediği artık kanıtlanmıştır) vb birçok konuda, Türk Tarih ve Dil Tezi’nin 1930’larda gerçeği gördüğü anlaşılmıştır.[9] Ancak, Atatürk’e alerji duyan, kültürüne yabancı “ulusal omurgası kırık aydınlarımız” Türk ve Dil Tezlerini hala “ırkçılık” sanmaktadırlar.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Atatürk’ün 1930’lardaki “kan grubu” ve “kafatası” araştırmalarının nedeni ise, bazı “liberellarin” sandığı gibi, Türk ırkının “üstünlüğünü” değil, “eşitliğini” savunmaktır. I. Tarih Kurultayında Şevket Aziz Bey’in şu sözleri, bu gerçeği kanıtlamaktadır: “…<em>Normalin üstünde bir boy, brekesifal kafa, ince uzun bir burun, kulaklar normal ebatta bulunuyor. Bu tip, Avrupai denilen Alp adamı tipinin aynıdır. Hiç fark yoktur…</em>”[10] </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">1930’larda Atatürk’ün yaptırdığı antropoloji çalışmaları, tamamen Batı’nın Türkleri aşağılayan “ırkçı” tarih ve antropoloji tezlerine cevap vermek için yaptırılmış ve Türklerin de Batılılardan (Ari ırklardan) ırki bir farklarının olmadığı kanıtlanmak istenmiştir. Yani Atatürk, Batı’yı Batı’nın “antropoloji silahıyla” vurmayı denemiştir.[11] </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">ATATÜRK’ÜN “YABANCI DÜŞMANI” OLMADIĞININ AÇIK KANITI</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Atatürk’ün “ırkçı” veya “yabancı düşmanı” olmadığının en açık kanıtları ise 1930’lu yıllardaki “tarih”, “dil” ve “antropoloji” çalışmaları sırasında karşımıza çıkmaktadır. Çünkü bu çalışmalara katılanlar arasında çok sayıda YAHUDİ, ERMENİ VE RUM bilim insanı vardır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Örneğin:</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Tekin Alp: Kemalizm “doktrin mi?” “ideoloji mi?” tartışmalarının yaşandığı 1930’lu yıllarda Atatürk’ün de iznini ve onayını alarak “Kemalizm’in kitabını yazan kişi”, Yahudi kökenli bir Türk vatandaşı olan Tekin Alp’tir. Asıl adıMohez Kohen olan Tekin Alp, gerçek bir Türkiye sevdalısı, gerçek bir Türkçü ve Atatürkçü’dür. 1936’da yazdığı Kemalizm adlı kitap, Atatürk’ü ve Türk devrimini en iyi anlatan kitaplardan biridir.[12]</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">H.G Guterbock: Atatürk’ün Türk Tarih Tezi üzerinde çalışan, Türk Tarih Kurultaylarına katılan, Hititler hakkında çok önemli araştırmalar yapan, Türkiye’de Hititoloji bölümünün kurucusu olan Hititolog GutterbockYahudi kökenli bir Alman bilim insanıdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">B. Landsberger: Türk Tarih Tezi’ni savunan, Tarih Kurultaylarına katılan,Sümerlerle Türkler arasındaki ilişki üzerinde duran, Türkiye’deSümeroloji bölümünün kurucusu, dünyaca ünlü Sümerolog Landsberger Yahudi kökenli bir Alman bilim insanıdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Avram Galanti: Türk Tarih ve Dil tezlerine eleştiriler yönelten Yahudi kökenli Türk vatandaşı, eğitimci ve siyaset adamıdır. 1931’de toplanan I. Türk Tarih Kongresi’ne, “<em>Yerli Tarih Kitabı, Türk Tarihi’nin Ana Hatları Hakkındaki Mülahazat</em>” adlı bir bildiri sunmuştur.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Agop Martayan Efendi: Türk Dil Tezi’nin savunucularından Ermeni kökenli bilim insanıdır. 1932’deki I Türk Dil Kurultayı’nda, “<em>Türk-Sümer-Hun –Avrupa Dilleri Arasında Mukayeseler”</em> adlı bir bildiri sunmuştur.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Agop Dilaçar: Atatürk’ün tarih ve dil çalışmalarının en önemli katılımcılarından biri olan Ermeni asıllı bilim insanıdır. Özellikle Türk Dil Tezi ve Güneş Dil Teorisi’nin önde gelen savunucularındandır. 1937’deki III. Türk Dil Kurultayı’nda, “<em>Güneş Dil Antropolojisi</em>” adlı bir bildiri sunmuştur.[13] Soyadı kanunu çıkınca Atatürk ona, Türk diline olan katkılarından dolayı “Dilaçar” soyadını vermiştir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür:  İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif’in Arnavut kökenli bir Türk vatandaşı olması, Atatürk’ü derinden etkileyen Ziya Gökalp’in Kürt kökenli bir Türk vatandaşı olması gibi… Mehmet Akif’in ve Ziya Gökalp’in Türklüğünden şüphesi olan var mı?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Taraf’ın az bilen çok konuşan yazarı gibi tarihi gerçekleri bilmeden içlerindeki “kin” ve “düşmanlık” dürtüleriyle Atatürk’e ve cumhuriyete yönelik ahkam kesenlerin önce bu gerçekleri öğrenmeleri gerekir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Atatürk ve genç cumhuriyet, ne Yahudi kökenli Mohez Kohen’i, ne Ermeni kökenli Agop Dilaçar’ı, ne de Arnavut kökenli Mehmet Akif’i dışlamıştır. Cumhuriyet, kendini Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı gören herkesi “Türk vatandaşı” olarak adlandırıp bağrına basmıştır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Bir zamanlar Atatürk’ü, sözüm ona aşağılamak için, Atatürk’e “Yahudi” yaftası yapıştırmaya çalışırlardı; o tutmadı; şimdi de Atatürk’e “Yahudi düşmanı” yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar; ama nafile! Çünkü güneş balçıkla sıvanmaz…</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">O BİR ÇINAR AĞACINA BİLE KIYAMAMIŞTI</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Atatürk’ü “yabancı düşmanı”, “soykırımcı”, göstermek isteyen aklı evveller! Atatürk bırakın insan hayatına kastetmeyi, ağaca bile kıyamayacak kadarsevgi dolu bir kalbe sahipti. Yalova’daki köşkünün yanındaki bir çınar ağacının dallarının köşe doğru uzaması üzerine bu çınar ağacının kesilmesi gündeme gelince Atatürk, ağaca dokunulmamasını, bunun yerine köşkün ağaçtan uzaklaştırılmasını istemişti. Atatürk’ün isteği doğrultusunda köşkün altına ray döşenerek, köşk çınar ağacının birkaç metre ötesine kaydırılmış ve çınar ağacı kurtarılmıştı.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"> <span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">1930’larda bir çınar ağacına bile kıyamayan Atatürk’ün aynı dönemde Trakya’da Yahudilere “soykırım” yaptırdığını iddia etmek, ancak “şizofren” bir zihnin ürünü olsa gerekir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Sinan Meydan</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Odatv.com</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[1] Rıza Zelyut, “<em>Casus Taraf’ın Atatürk Müfterisi”,</em> Güneş gazetesi, 30 Aralık 2010.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[2] http://www.taraf.com.tr/ayse-hur/makale-1934-trakya-olaylari.htm</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[3] Murat Bardakçı, “<em>Bugün Erkeğin Kadınla Tokalaşmasını Tartışan Bir Türkiye’den Bir Zamanlar Einstein Bile İş Ricasında Bulunmuştu”,</em> Hürriyet, 29 Ekim 2006, s.26.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[4] Münir Ülger, Cumhuriyet Bilim Teknoloji Dergisi, S.1022, 20 Ekim 2006, Bardakçı, agm, s.26.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[5] Bardakçı, agm, s.26. 2006 yılında Hürriyet’te yazan Murat Bardakçı ile, 2011’de Habertürk’te yazıp konuşan Murat Bardakçı arasındaki “değişime”, “dönüşüme” dikkat ettiniz mi? 2006’da genç Cumhuriyete “övgüler” dizen Murat Bardakçı, 2011’de nedense birden bire dönüp Cumhuriyeti eleştirmeye, Osmanlı’ya “övgüler” dizmeye başlamıştır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[6] Ünsal Yavuz, “<em>Atatürk ve Bilim Teknik</em>”, Bilim ve Teknik, Mayıs, 1994, s.78.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[7] Muazzez İlmiye Çığ, Anadolu Uygarlık Mirası, s. 16.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[8] Bülent Daver, “<em>Uluslar arası II. Atatürk Sempozyumu</em>”, Ankara, 1991,Atatürk Araştırma Merkezi Sempozyum Bildirileri, C.II, Ankara, 1996, s.65; Sinan Meydan, Atatürk ve Türklerin Saklı Tarihi, 3. bs. İstanbul, 2010, s.29.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[9] Bu konudaki ayrıntılar için bkz. Meydan, Atatürk ve Türklerin Saklı Tarihi.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[10] Şevket Aziz Bey, “<em>Türklerin Antropolojisi</em>”, Birinci Türk Tarih Kongresi, s.276.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[11] Ayrıntılar için bkz. Meydan, Atatürk ve Türklerin Saklı Tarihi, s.313 vd.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[12] Tekin Alp, Kemalizm, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, İstanbul, 1998. İlk baskı, 1936.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#111111;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">[13] Ayrıntılar için bkz. Meydan, Atatürk ve Türklerin Saklı Tarihi, s.209 vd.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://www.odatv.com/n.php?n=ataturk-irkci-miydi-1901111200">Odatv</a></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihvebilim.wordpress.com/1365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihvebilim.wordpress.com/1365/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihvebilim.wordpress.com/1365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihvebilim.wordpress.com/1365/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarihvebilim.wordpress.com/1365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarihvebilim.wordpress.com/1365/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarihvebilim.wordpress.com/1365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarihvebilim.wordpress.com/1365/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihvebilim.wordpress.com/1365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihvebilim.wordpress.com/1365/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihvebilim.wordpress.com/1365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihvebilim.wordpress.com/1365/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihvebilim.wordpress.com/1365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihvebilim.wordpress.com/1365/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1365&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/23/tarafin-liberal-fasist-yazari-rasim-ozan-kutahyali-ataturke-soykirimci-dedi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/823314d4824b344cecfdf74e3f2bc033?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tarihvebilim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/ozankutahyali.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ozankutahyali</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Fatih Sultan Mehmet bilime ve sanata önem veren müthiş bir hükümdardı.</title>
		<link>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/23/fatih-sultan-mehmet-bilime-ve-sanata-onem-veren-muthis-bir-hukumdardi/</link>
		<comments>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/23/fatih-sultan-mehmet-bilime-ve-sanata-onem-veren-muthis-bir-hukumdardi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Jan 2011 13:25:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tarihvebilim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvebilim.wordpress.com/?p=1357</guid>
		<description><![CDATA[John Freely, Kanuni Sultan Süleyman sayesinde “meşhur oldu”. Tamam, bu biraz abartılı bir tespit. Ama “Muhteşem Yüzyıl” dizisi ve hakkındaki tartışmalar başladığından beri birçok gazete onun Osmanlı tarihi hakkındaki kitaplarından alıntılara ve görüşlerine yer veriyor. Aslında Freely fizik profesörü, yıllarca Boğaziçi Üniversitesi’nde fizik tarihi dersleri verdi. Ve yazdı. Çoğu İstanbul ve Osmanlı tarihi üzerine tam [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1357&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } 		A:link { so-language: zxx } --><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><a href="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/fatihsultan.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1362" title="fatihsultan" src="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/fatihsultan.jpg?w=300&#038;h=225" alt="" width="300" height="225" /></a>John Freely, Kanuni Sultan Süleyman sayesinde “meşhur oldu”. Tamam, bu biraz abartılı bir tespit. Ama “Muhteşem Yüzyıl” dizisi ve hakkındaki tartışmalar başladığından beri birçok gazete onun Osmanlı tarihi hakkındaki kitaplarından alıntılara ve görüşlerine yer veriyor.<span id="more-1357"></span><br /> Aslında Freely fizik profesörü, yıllarca </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Boğaziçi Üniversitesi</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">’nde fizik tarihi dersleri verdi. Ve yazdı. Çoğu </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">İstanbul </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">ve Osmanlı tarihi üzerine tam 50 kitap yazdı hem de!<br /> Sabetay Sevi’den tutun da Cem Sultan’a kadar bu toprakların netameli konularını, portrelerini araştırdı ve bir kaynak yarattı. Geçtiğimiz hafta ise yeni kitabı piyasaya çıktı: Fatih Sultan Mehmed biyografisi “Büyük Türk”. Doğan Kitap etiketiyle yayımlanan kitabında, Fatih’e olan büyük hayranlığını aktarıyor Freely. Ona göre Fatih bir “Rönesans adamı”.Yazmaya devam ediyor 85 yaşındaki John Freely. İlk kez 50 yıl önce geldiği İstanbul’daki evinde, önünde laptop’uyla araştırıyor, okuyor, yazıyor.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Kısa süre önce belinden geçirdiği rahatsızlık nedeniyle şu sıralar ders veremiyor. Boğaziçi Üniversitesi kampüsünün içinde, sanki </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">ABD&#8217;de </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">bir sokağa girmişsiniz hissine kapıldığınız lojmanlarda dört bir yanı kitap, evrak, resim dolu evinde dört ayrı kitap projesi üzerinde çalışıyor şu anda. Osmanlı mimarisi üzerine yazdığı kitap ise önümüzdeki günlerde yayımlanacak.<br /> *</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Kitabınızın ilk cümlelerinde Bellini’nin Fatih Sultan Mehmet portresinden söz ediyorsunuz. Fatih’e ilginiz bu portreyi görmenizle mi başladı?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Evet, tam da böyle oldu. Bu resmi ilk kez 1962’de </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Londra </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">National Gallery’de gördüm. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">O sırada İstanbul’a geleli iki yıl olmuştu. Daha sonra 1999’da yeniden karşılaştık, bu kez İstanbul’da. Yakın arkadaşım Selçuk Altun,</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Yapı Kredi </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Bankası’nın yönetim kurulu üyesiydi ve banka, portreyi İstanbul’a getirip sergiledi. Böylece Fatih’in o resmi, 100 yıl sonra İstanbul’a geri dönmüş oldu. Sergi için bir kokteyl yapıldı ve kimse o portreye bakmadı bile. Yanımda iki koruma görevlisiyle ben bakakaldım sadece.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Bu portrede sizi bu kitabı yazmaya kadar götüren ne gördünüz?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">İlginç bir kişilik bir kere. Sultanların, kralların portrelerinde genelde gücün simgesini görürsünüz. Ama burada Fatih’in yüzü, ifadesi farklı. Bir de hikayesini biliyordum tabii. Birini sevmek için onu tanımalısınız. Ama bu Osmanlı sultanları için çok zor. Mektup yazmıyorlar bir kere. Şiirleri var hiç değilse&#8230; Benden 600 yıl önce yaşamış birinin zihninin içine girmeye çalıştım.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">“<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Muhteşem bir savacşçı ve olağanüstü bir entlelektüel”</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> Neler keşfettiniz?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Bir insanın kütüphanesine bakarak onun nasıl biri olduğunu anlayabilirsiniz bence. Fatih’in kitaplarına bakın. Bir sultanın Aristoteles’le, St. Thomas Aquinas’la ne işi olabilir? Fatih Sultan Mehmed, muhteşem bir savaşçıyla olağanüstü bir entelektüelin birleşimi. Öğrenme aşkı var bir kere. Gerçek bir Rönesans adamı. Büyük İskender’de benzer bir kişilik görebilirsiniz. Mesela </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Atina</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">’yı fethettiğinde diyor ki “Tek sorun şu: Agamemnon Truva’yı ele geçirdiğinde onu meşhur edecek bir Homeros vardı. Benim ise bir Homeros’um yok.” Çok etkileyici değil mi?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Sanırım siz Fatih Sultan Mehmed’in </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Türkiye&#8217;de </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorsunuz.</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"><br /> Evet. Hem Türkiye’de hem de batıda. Kanuni Sultan Süleyman’a çok daha fazla önem veriliyor. Halbuki Fatih çok çok daha ilginç ve politik olarak çok daha önemli biri. Sultan Süleyman’ın zamanında imparatorluk kurulmuş, her şey tıkır tıkır çalışıyordu. Ben onun bir stratejist olduğunu düşünmüyorum. Herkes kurulu bir orduyu yönetebilir. Oysa Fatih babasından sonra o orduyu düzenleyen kişi. “Kanuni ortalıkta </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Brad Pitt </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">gibi dolaşmıyordu, Hürrem’e aitti”</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Peki “Muhteşem Yüzyıl” dizisiyle ilgili fikriniz nedir? Seyrettiniz mi?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Hayır, o kadar çok şey duydum ki artık seyretmesem de olur. Süleyman haliyle çok meşgul bir adamdı, hayatı seferlerde geçti. Sıradan bir haremi vardı ve sonra Hürrem’e aşık oldu. Herkesi bir kenara itti ve kendini Hürrem’e adadı. Sultan Süleyman ortada Brad Pitt gibi gezmiyordu, Hürrem’e aitti. O öldüğünde oğlu Sarhoş Selim tahta geçti. Diğer şehzadelerin öldürülüp onun tahta geçmesi, Osmanlı’nın kırılma noktasıdır. Selim beceriksiz bir yöneticiydi. Aslında onun da ilginç şiirleri vardır ama benim favorim Deli İbrahim.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">“<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Fatih bir kilisede ayin iziliyordu ama Hristiyan değildi”</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> Fatih Sultan Mehmed’le ilgili en çok tartışılan konu, Hıristiyan olup olmadığıdır. Siz nasıl bir bilgiye ulaştınız dini konusunda?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Fatih’in pek dindar olduğu söylenemez. Galata’da St. Pietro Kilisesi’ne gidip ayinleri izlediği, komünyon ekmeğinden yediği biliniyor. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Ama kitabınızdan şu sonucu çıkardım: Ne </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Müslüman </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">ne de </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Hristiyan&#8217;dı.</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Evet, öyle görünüyor. Seremoni seven bir padişah değildi. St. Pietro Kilisesi’ne genelde yalnız gidiyordu. Sultan Süleyman gibi kalabalıklarla dolaşmıyordu. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> Hakkındaki kaynaklar tatmin edici miydi?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">ABD’de, </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">İngiltere&#8217;de ,Almanya&#8217;da </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> bu işi yapmaya kalksanız işiniz çok kolay. Ama Türkiye’de daha zor. O dönemler üzerine çalışan çok az tarihçi var. Fatih üzerine belgeler epeyce kısıtlı.<br /> *</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> Türkçe okuyabiliyor musunuz?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Hayır. Türkçem Tarzanca seviyesinde. İhtiyacım olan her şey çevrilmiş, Boğaziçi Üniversitesi’nin harika bir kütüphanesi var. Kampüs içindeyken İngilizce yetiyor ama sokağa çıktığımda, Çiçek Pasajı’na gittiğimde Türkçe konuşuyorum.<br /> *</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> Kitabı ne kadar sürede yazdınız?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Bir yıl. O sırada üniversitede ders vermeye devam ediyordum çünkü. Şimdi dersim yok, aynı anda dört kitap yazıyorum. Ben işçi sınıfından geliyorum, hayatım hep böyle geçti. Gençken gündüzleri çalışıyor, geceleri okula gidiyordum. Sonra da gündüzleri okula gidip akşamları yazmaya başladım. Karım Dolores harika biri, her şeyi o yapıyor. Onun sayesinde&#8230;</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> Fatih Sultan Mehmed hakkında pek fazla kitap yazılmayan bir padişah. Siz bu biyografiyi yazarken bunun nedenini keşfettiniz mi?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">“<span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Büyük Türk”, Fatih hakkında genel okura hitaben yazılmış ilk kitap. Hem Türk araştırmacılar hem de Batılılar Süleyman’ın daha görkemli olduğunu düşünüyorlar. Fatih çok daha kompleks bir kişilik, kolay değil. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> Bir gün kendi hayatınızı da yazacak mısınız?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Sekiz yıl önce yazdım bile. Ama hiçbir yayıncı ilgilenmedi. Ünlü değilim ki, sıradan insanların hayatlarıyla kimse ilgilenmiyor. Beni bu kampüste bile tanımıyorlar. Birkaç yıl önce karlı bir günde damadım beni arabasıyla kütüphanenin oraya bıraktı. Genç bir adam bana “Nereye gidiyorsun baba?” diye sordu.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Lise diploması olmayan fizik profesörü</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">1926 yılında,</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">İrlanda </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">kökenli bir ailenin oğlu olarak </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">New York&#8217;</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">’ta doğdu. Babası mezarcı, annesi temizlikçiydi. 17 yaşında, henüz lisede okurken II. Dünya Savaşı’na katıldı. Döndüğünde Roosevelt yönetimi, savaşa katılanlara -lise mezunu olmasalar da- üniversite bursu verileceğini söyledi.<br /> Böylece fizik okudu. 1951’de üniversiteden mezun olduktan sonra, dokuz yıl boyunca gündüzleri farklı işlerde çalıştı. Geceleri de New York ve Princeton üniversitelerine devam ederek mastır ve doktorasını tamamladı. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Bu sırada eşi Dolores’le evlendi, üç çocuğu oldu.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">1960 yılında İstanbul’a ilk defa </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Robert Kolej</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">’de fizik öğretmenliği yapmak üzere geldi. 1976’da ayrıldı, 1988’de bu kez Koç Lisesi’ne geldi. 1991-1993 arasında </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Venedik&#8217;de </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> yaşadıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi’ne geri döndü. Çocukları bugün farklı ülkelerde yaşıyor. </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Orhan Pamuk </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">romanlarının İngilizce çevirmeni olan kızı Maureen Freely İstanbul’u sık sık ziyaret ediyor.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">“</span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">ABD&#8217;nin insanları aptal . Sarah Palin&#8217;e baksanıza!”</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> İlk geldiğiniz 1960’tan bu yana İstanbul nasıl değişti?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Biz buraya geldiğimizde 1,5 milyonluk, çok romantik, çok güzel bir şehirdi. Şimdi ise bir şey güzelse diğeri çirkin. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> Türkiye ana hedefi olan Batılılaşmayı ne oranda başardı sizce?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Batılılaşma burada çok abartılıyor bana kalırsa. ABD’nin insanları aptal, Sarah Palin’e baksanıza! Umuyorum Türkiye onlara benzemek istemiyordur. Bu modernleşme ve batılılaşma sözcükleri Türklere büyüklük taslamak için kullanılıyor. Türkiye’de karanlık güçler var, evet. Ama ABD’de de var. </span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> İstanbul hakkındaki en iyi gezi kitaplarından biri sizi Hillary Sumner Boyd ile birlikte yazdığınız “Strolling Through İstanbul”dur. Sumner Boyd’un </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">CIA </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">ajanı olduğu söylenir, bu konuda ne biliyorsunuz?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Bu bir hurafe. Hillary ajan olacak son kişiydi herhalde </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Oxford&#8217;da </span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> okurken, okulun Troçki kulübünün başındaydı, komünistti. ABD’den gelen herkes için böyle düşünülüyor. Eğer yabancıysan ajansındır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">*</span></span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;"> Siz ajan mısınız?</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Benimle ilgili de bu hurafe çok çıktı. Hatta birisi benim Einstein’in laboratuar asistanı olduğumu bile uydurmuştu. Halbuki en fazla Princeton kampüsünde bir kez karşılaşmışızdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://www.milliyet.com.tr/-ne-turkler-ne-de-batililar-fatih-in-kiymetini-biliyor-/pazar/haberdetay/23.01.2011/1342851/default.htm"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Verdana, sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Milliyet</span></span></span></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihvebilim.wordpress.com/1357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihvebilim.wordpress.com/1357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihvebilim.wordpress.com/1357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihvebilim.wordpress.com/1357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarihvebilim.wordpress.com/1357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarihvebilim.wordpress.com/1357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarihvebilim.wordpress.com/1357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarihvebilim.wordpress.com/1357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihvebilim.wordpress.com/1357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihvebilim.wordpress.com/1357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihvebilim.wordpress.com/1357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihvebilim.wordpress.com/1357/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihvebilim.wordpress.com/1357/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihvebilim.wordpress.com/1357/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihvebilim.wordpress.com&amp;blog=1479464&amp;post=1357&amp;subd=tarihvebilim&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvebilim.wordpress.com/2011/01/23/fatih-sultan-mehmet-bilime-ve-sanata-onem-veren-muthis-bir-hukumdardi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/823314d4824b344cecfdf74e3f2bc033?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tarihvebilim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvebilim.files.wordpress.com/2011/01/fatihsultan.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">fatihsultan</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
