Ana Sayfa > Tarih > Ata yurdun bozkırlarında 9

Ata yurdun bozkırlarında 9

Cengiz Han yine Çin sınırlarında..


Tonyukuk abidesinin yaklaşık 20 km ilerisinde yer alan devasa Cengiz Han heykeli, Moğolistan’da yapılmış en büyük heykel… Cengiz Han bütün ihtişamıyla Çin sınırında duruyor…

Tüm soğuğa ve yağmura rağmen sabahın erken saatlerinde Gök Türk Devleti’nin baş veziri büyük Türk devlet adamı ve başkumandanı Tonyukuk’un yeniden huzurunda olmak, onu tekrar ziyaret etmek büyük bir mutluluktu.

Sencer Burak Somuncuoğlu-Selda Serin-Servet Somuncuoğlu veArganbek Kairat, Morun yakınlarındaki Türk anıt mezarlığında..

Mogot’tan 20 km kadar giderek Asgatın Höndiy ilçesinde sahada bulunan “Höl Asgat” yazıtını bulduk. Höl Asgat yazıtı ilk olarak W. Radloff tarafından da incelenen, üzerinde çalışılan bir yazıttır. Yazıt, dört tarafı taşlarla dikdörtgen şeklide çevrili olan mezar lahdinin üzerinde yer almaktadır. İki ayrı taşta yer alan yazıtın birisi rölyef şeklinde kabartmalı üzerinde bağdaş kurmuş bir kağan ve ongun kuşunun yer aldığı bir tablodur. Yazıt kuş resminin sağ üst kısmına ve de bu taşın arka yüzüne yazılmıştır. Diğer yazıt ise başka bir taşın üzerinde yazılıdır, ancak bu taştaki yazıt diğerine göre daha silik durumdadır. Yazıtın adı Hüseyin Namık Orkun’un Eski Türk Yazıtları eserinde “İhe Ashete Yazıtı” olarak da geçmektedir. Höl Asgat yazıtının yer aldığı bu mezar külliyesinin Moğollar tarafından kutsal sayılan bir yer olduğunu öğreniyoruz. Moğollar, saygı duyarak belirli zamanlarda mezarı ziyaret ederek dua ediyorlar. Bu duaların sonucunda bolluğun bereketin olacağı bir yıl geçireceklerine inanıyorlar.


ÜÇGEN DAĞ KAYA YAZITI

Öğleden sonra yine Bulgan Eyaletine bağlı Gurbelçin ilçesine varıyoruz. Adını bulunduğu dağdan alan “Gurvanbulag” yani “üçgen dağ” kaya yazıtını arıyoruz. Çevredeki bütün dağlar üçgen şeklinde olduğu için yazıtı bulmak zorlaşıyor. Bir de öğrendiğimiz kadarıyla birkaç ay evvel şiddetli yağmurdan dolayı buraları sel basmış, sürüklenen taşlar ve çamurlu topraktan biz de bunu anlıyoruz. Çevredeki dağları, kayaları genel olarak gezmemize rağmen ne yazık ki yazıta rastlayamıyoruz. Dürbün ile tarama yaptıktan sonra yaklaşık 2 km ötede gözümüze bir taş ya da balbala benzer bir şey ilişiyor. Gördüğümüz yere doğru gidiyoruz, vardığımızda yapım aşamasında kalmış ya da tahrip olmuş bir balbal buluyoruz. Balbalın yakınlarındaki yerleri de incelememize rağmen “Gurvanbulag” yazıtına dair bir şey bulamıyoruz. Saatin ilerlemesinden ve daha gidecek yolumuzun olmasından dolayı bu arayışı sonlandırıyoruz.

TONYUKUK’U ZİYARET

Sahada inceleyeceğimiz son alana yani Daşinçili kaya resmi ve kaya yazıtlarını bulmaya sıra geliyor. Hangiday Dağlarında yer aldığını bildiğimiz alanın tam olarak nerede olduğunu öğrenmek için yaşlı bir atlı Moğol çobandan bilgi alıyoruz. Bize eli ile tepesinde ovo olan yeri gösteriyor. Eli ile gösterirken yakın gibi görünse de oraya ulaşmak oldukça zor oluyor bizim için çünkü yol bozuk ve bir o kadar da çamurlu bu sebeple arabamız bata çıka gidiyor… Güneş batmadan ovonun olduğu tepeye varmayı başarıyoruz. Tepe siyah kayalarla kaplı, taraçalı vaziyette olan kayaların üzerinde dağ keçisi ve geyik resimleri yer alıyor. Gün batana kadar fotoğraf çekip alanı inceledikten sonra bizi Ulan Batur’a götürecek olan yola çıkıyoruz.


Türkiye’ye dönmeden önce Ulan Batur’da iki gün konakladık. Bu süre zarfında, Tonyukuk’u bir kez daha ziyaret ettik. Amacımız Tonyukuk’u sabah ışığında bir kez daha fotoğraflamaktı, Bu amaçla sabahın erken saatlerinde abidenin yer aldığı Töv Aymag eyaletine doğru yola koyulduk. Ancak şansımıza güne yağmur ile başladık ve yol boyunca sağnak olarak devam etti. Tonyukuk Abidesi’nin önüne geldiğimizde de arabadan dışarı çıkamayacak kadar çok yağıyordu, birazdan diner ümidiyle arabada bekleyişe başladık, fakat nafile… Tonyukuk abidesinin yaklaşık 20 km ilerisinde yer alan devasa Cengiz Han heykeline gitmeye, dönüşte tekrar Tonyukuk’a uğramaya karar verdik. Buradaki Cengiz Han heykeli, Moğolistan’da yapılmış en büyük heykel… Cengiz Han bütün ihtişamıyla Çin sınırında duruyor…

Tonyukuk’a doğru dönüşe geçerken yağmur biraz olsun hafiflemeye başladı. Soğuğa ve yağmura rağmen sabahın erken saatlerinde Gök Türk Devleti’nin baş veziri büyük Türk devlet adamı ve başkumandanı Tonyukuk’un huzurunda olmak, onu tekrar ziyaret etmek büyük bir mutluluktu. Güneşin açtığı bir gün tekrar Tonyukuk Abideleri’ne gelebilmeyi ümit ederek ayrılıyoruz.
Eve dönüş vakti gittikçe yaklaşıyor, dolu dolu geçirdiğimiz yirmi günlük seyahatimiz sona eriyordu böylece. Hüznü ve sevinci bir arada yaşıyoruz. Hüznümüzün sebebi, bu masmavi gökyüzünden, atların doludizgin gittiği sonsuz bozkırlardan, tertemiz akan ırmaklardan ayrılıyor ve atalarımızın yurdunu geride bırakıyor oluşumuz. Ata yurdumuzdan işte bu hüzünle ayrılırken bir yandan da vatanımız Türkiye’ye döneceğimiz için de seviniyorduk…
“Dizi yazımızın ortaya çıkmasında desteklerini esirgemeyen kaptan Mustafa Can ve AC Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Coşkun’a teşekkür ederiz…”


Yeniçağ

Categories: Tarih
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. Henüz geridönüş yok.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.