TRANSKAFKASYA’DA TÜRKİYE VE SOVYET RUSYA ARASINDAKİ SİYASİ VE ASKERİ İŞBİRLİĞİ
Mehmet Perinçek Kimdir?
Bilim insanı Mehmet Perinçek hakkında bilgi vermek istiyorum. Mehmet Perinçek,İstanbul’da doğdu. Cağaloğlu Anadolu Lisesini bitirdi. Burs alarak Rusya Federasyonu’ na gitti. İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkilap tarihi Enstitüsünde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2005-2006 öğretim yılında Moskova Uluslararası İlişkiler Devlet Enstitüsü’nde (Üniversitesi)misafir araştırma görevlisi olarak çalıştı. Sekiz senedir Rus -Sovyet devlet arşivlerinde “Türk-Sovyet “ilişkileri ve “Ermeni meselesi” üzerine araştırmalar yapan Perinçek’in Atatürk’ün Sovyetlerle Görüşmeleri/ Sovyet Arşiv Belgeleriyle, Boryan Gözüyle Türk -Ermeni Çatışması ve Avrasyacılık / Türkiye’deki Teori ve pratiği başlıklı üç kitap yayınlandı. ayrıca güncel Türk Dış Politikası üzerine çalışmaları olan Perinçek Türkiye’de ve yurt dışında konferanslar vermekte,sempozyumlara tebliğler sunmaktadır. Mehmet Perinçek İngilizce,Almanca,Rusça ve Osmanlıca biliyor.
TRANSKAFKASYA’DA TÜRKİYE VE SOVYET RUSYA ARASINDAKİ SİYASİ VE ASKERİ İŞBİRLİĞİ
Birinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin İngiliz-Fransız emperyalistlerine karşı Çanakkale’de direnmesi sayesinde, İtilaf emperyalistleri Çarlık Rusyası’nın yardımına yetişememiş ve Sovyet Devrimi’nin koşulları doğmuştur. Böylece, Türkiye’yi paylaşmak için savaşa giren büyük devletlerden biri olan Çarlık Rusyası yıkılmış ve yerini Anadolu’daki Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen Sovyet Rusya almıştır. Bu durumda Türkiye’nin büyük düşmanlarından biri eksildiği gibi, kuvvetli bir cephe gerisi oluştu. Böylece Kurtuluş Savaşı’nın başarı koşulları da oluştu.
Bu olayı, milli mücadelenin önemli siyaset adamlarından ve yazarlarından Yunus Nadi ve Falih Rıfkı Atay şöyle anlatacaktır:
“Türk’ün Çanakkale’de dayanan süngüsü dünyayı değiştiren bir manivela olmuştur. Böylece Çarlık Rusyası’nı yıktık, Rus Devrimi’ni mümkün kıldık. Biraz da bizim etkimizle gerçekleşen Rus Devrimi’nin büyük sonuçları içinde bizi memnun eden büyük olaylar olmaktadır.”i
“Eğer Lenin, Çarlığı yıkmasaydı ve Rusya zafer gününe erişmeseydi, İstanbul Rus olacaktı. İnsanın acaba bir İstanbul köşesine Lenin’in büstünü koysak mı diyeceği gelir.”ii
Öte yandan Mustafa Kemal’in Devrimci Türkiye’si, Sovyet Rusya’nın kuşatılması planını bozuyor ve Devrimci Rusya’nın ayakta kalmasını sağlıyordu.
Çanakkale Zaferi-Ekim Devrimi-Kurtuluş Savaşı denklemi, Türk-Sovyet ittifakının temeli olacaktır. Bu temel üzerinde gelişen ittifakın en önemli noktalarından biri de her iki ülkenin Transkafkasya’daki siyasi ve askeri işbirliğidir.
I. İki Devrimin Yakıcı Sorunu: Kafkas Seddi
İtilaf devletleri, Bakû petrollerini elde tutmak, İran ve Irak yolunu kapatmak ve Anadolu hareketinin Sovyetler’le birleşmesini önlemek için, Taşnak, Menşevik ve Musavatçılara dayanan Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan’la bir set kurar. İngiltere’nin Kafkasya temsilcisi Oliver Wardrop, Lord Curzon’a gönderdiği 3 Ocak 1920 tarihli telgrafta, bu set sayesinde Türkiye’nin Rusya’dan yardım almasını engelleyeceklerini belirtir.iii Churchill ise anılarında Britanya ordusunun yardımı ile Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’ın güçlü bir blok oluşturarak, Bolşeviklerin Türkiye ve İran’a beklenilen müdahalelerini engellemelerinin gerekli olduğunu anılarında yazmaktadır.iv
Mustafa Kemal, Sovyet Rusya ve Anadolu hükümetini tehdit eden Kafkas Seddi’nin yıkılmasını, Kurtuluş Savaşı’nın zafere ulaşması için zorunlu görmüştür. İki ülke arasındaki ikmal yollarını kapatan İngiliz kuklası devletçikleri bertaraf etmek gerekiyordu. Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nın başında ortaya koyduğu “Doğu’da dayanak yaratarak İzmir’i kurtarma” stratejisinin iki temel nedeni vardı. Birincisi, Doğu’nun işgal altında olmayışı ve Doğu halkının diriliğiydi.v İkincisi ise, Sovyetler ile bağlantı yolunu açmaktı. Mustafa Kemal, Kafkas Seddi yıkılamazsa, Türkiye’nin karşılaşacağı durumu şöyle özetlemişti:
“Anadolu Türkleri, İtilaf Devletleri subaylarının kumandası altında, sömürge askeri olarak ordular teşkil edecek, hem Kafkasya milletlerinin İtilaf itaatine tutulmasını ve hem Bolşevik istilasının durdurulmasını temin için kan dökeceklerdir. (…) Dolayısıyla, Kafkasya seddinin yapılmasını Türkiye’nin kati mahvı projesi sayıp, bu seddi İtilaf Devletleri’ne yaptırmamak için en son vasıtalara müracaat etmek ve bu uğurda her türlü tehlikeleri göze almak mecburiyetindeyiz.”vi
Ankara’daki devrimci hükümetin merkez yayın organı Hâkimiyeti Milliye’nin 13 Kasım 1920 tarihli başyazısında, Kafkas Seddi, “Doğu ihtilal makinesinin iyi işlemesine mani olmak için, bu ihtilalden etkilenecekler tarafından makinenin çarkları arasına sıkıştırılmış ecnebi bir cisim” olarak tanımlanmıştır.vii O halde o cismi söküp almak gerekmektedir. Mustafa Kemal, 15. Kolordu Kumandanı Kâzım Karabekir’e gönderdiği telgrafta, Heyeti Vekile’nin bu konuya dair kararını şu şekilde açıklar:
“Memleketimizin geleceği, doğu sınırlarımızın Ruslara ve İslam âlemine komşu olmasına bağlı olduğu, heyetimizce muhakkaktır. Bu sınır ortaklığının, her halde teminine cidden mesai sarf edilecektir.”viii
İki ülkenin, bir dostluk ilişkisinin ötesinde silah arkadaşlığına ihtiyaçları vardır.
II. Kafkas Seddinin Yıkılışı
Gerçekten de iki devrim, ortak askerî harekâtlar yürüterek birbirini destekleyecek ve ayakta kalacaktır.
Kâzım Karabekir, bu durumu TBMM’nin kurulduğu gün olan 23 Nisan 1920’de şöyle açıklar:
“Bugün Anadolu’nun kurtuluşu için Bolşevik ordularıyla el ele vererek hareketten başka bir çaremiz kalmamıştır.”ix
Mustafa Kemal, 26 Nisan’da 1920’de Lenin’e ”askerî güçlerini Bolşeviklerle birleştirme” ve Azerbaycan ve Gürcistan’ın Sovyet Cumhuriyetlerine katılması için “zorlanması”, Türkiye’nin de “Ermenistan’a karşı bir operasyon” başlatması isteğini bildirir. Bu mektup, TBMM’nin ilk dış politika eylemi olacaktır.x
İngiliz güdümlü, sözüm ona “bağımsız” bir Kafkasya, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırıydı. Bölgeyi Bolşeviklerin denetim altına alması, Millî Mücadele açısından çok elverişli bir durum yaratacaktı. Kâzım Karabekir; Azerbaycan, Dağıstan ve Gürcistan’ın Bolşevik topluluğuna katılmasının çok uygun olacağını belirtir.xi Ankara hükümeti de bu fikirdedir ve Sovyetler’in Kafkas Cumhuriyetlerini “Komünist yapma çabalarını” kararlı olarak destekleyecektir.xii
“Omuz omuza kan dökmeye hazır olan”xiii iki ordunun giriştiği askerî harekâtlar ve siyasi işbirliği sonucu, Azerbaycan’da, Ermenistan’da ve Gürcistan’da İngiliz işbirlikçisi hükümetler yıkılır, yerine Bolşevik hükümetler kurulacaktır.
1. Azerbaycan’ın Sovyetleştirilmesi ve Türk Subaylarının Rolü
Milli mücadelenin ilk günlerinde Musavat iktidarındaki Azerbaycan Cumhuriyeti ile yapılan temaslar olumlu sonuçlar ortaya çıkarmamıştı. Azerbaycan hükümetinin İstanbul hükümeti ile ilişkileri devam etmekteydi. Ayrıca Bakû’de bulunan İngiliz valisi, Azerbaycan hükümetini etkisi altına almıştı. Bu bakımdan Musavat hükümetinin İtilaf işgaline karşı mücadele eden Anadolu direniş hareketiyle sıkı ilişkiler kurması beklenemezdi.xiv
Azerbaycan’ın durumunu anlamak ve Bolşeviklerle temas sağlamak amacıyla 15. Kolordu’da görevli olan Dr. Fuat Sabit ve Dr. Ömer Lütfi Beyler Bakû’ye gönderilmişti. Burada yapılan ilk temaslardan sonra 2 Eylül 1919’da Erzurum’a dönen Dr. Ömer Lütfi, Kâzım Karabekir’e “Azerbaycan Musavat hükümeti İngilizlerin elinde. Bize karşı lakayt. Bizi ölmüş zannediyorlar ve para yardımına yanaşmıyorlar.” bilgisini verecektir.xv
Dr. Fuat Sabit’in verdiği bilgiler de yukarıdakileri doğrulamaktadır. Kâzım Karabekir bununla ilgili şunları kaydeder:
“Azerbaycan hükümeti, İngilizlerin nüfuzu altındadır. Bizde geçen olaylar ile ilgileri yoktur. Bilakis bizi zayıflatmak isteyen İngiliz memurlarının tesiriyle bol para vererek ordumuzdan subay, astsubay ve hatta erleri kaçırıyorlar. (…) Belki Bolşevik istilasına karşı da hazırlık için Azerbaycan Ordusuna Türk subayların gitmesine İngilizler müsaade ediyor. Fakat bölgemdeki bu işi ihanet telakki ediyorum.”xvi
Bunun karşısında Azerbaycan’daki Sosyalist Hümmetçiler vasıtasıyla Bakû’deki Bolşeviklerle ve onların yeraltı faaliyetleriyle kurulan temaslar oldukça ümit vericidir. Bunun sonucunda Bolşeviklerle birlikte çalışma kararı alınır ve ilk etaptaki hedefleri olarak “İngiliz siyasetinin ateşli taraftarları olan Musavat hükümetini en kısa zamanda yıkmak ve yerine Bolşeviklerle anlaşacak bir hükümeti başa getirmek” olarak belirlerler. Bu amacı gerçekleştirmek için çalışacak bir komite kurulur. Ayrıca Azerbaycan’da yapılacak devrime karşı vuku bulacak Ermeni ve Gürcü saldırılarının önünü almak için Türk ordusunun Kafkas hudutlarına doğru harekete geçmesi gerektiği de savunulmaktadır.xvii
Bu çerçevede Azerbaycan’daki Türk milliyetçileri ve subayları, özellikle Halil Paşa, Mustafa Kemal’in talimatları üzerine Bakû’deki Komünist Parti’yle ilişkiye geçer ve Azerbaycan’da Bolşevik yönetiminin kurulmasında önemli rol oynarlar. Hatta Bolşeviklere daha geniş bir halk desteği sağlamak için miting bile düzenlerler. Halil Paşa, halka hitaplarında “Azerilerin Kızıl Ordu’nun gelişinde korkmamaları gerektiğini” telkin eder. İki ülkenin ittifakı sonucunda 28 Nisan 1920’de Musavat hükümeti yıkılır ve Azerbaycan’da Sovyet iktidarı ilan edilir.xviii
2. Türk-Sovyet Askeri İşbirliği ve Taşnak Ermenistanı’nın Yıkılması
Azerbaycan’da gerçekleşen işbirliği, Ermenistan için de geçerlidir. Taşnak Ermenistanı devrimci Türkiye ile Sovyet Rusya arasında bir kama rolü görmektedir, Batı emperyalizminin Doğu’daki planlarının gerçekleştirmesinde taşeron durumundadır. Bu engelin ortadan kaldırılması her iki ülke açısından da zorunludur. Kâzım Karabekir’in Halil Paşa’ya yolladığı 31 Ağustos 1920 tarihli telgraf bu duruma dikkat çekmekte ve askeri işbirliğinin gerekliliğine işaret etmektedir:
“Bence Taşnaklar şüphesiz esas olarak Antant’ın tarafında, ki aralıksız ve aktif olarak bize saldırmaları bunu kanıtlıyor. Bu yüzden Rus ve Azeri kızıl kuvvetleriyle beraber Taşnak engelinin ortadan kaldırılmasını rica ediyorum, zira bu ortak amaçlarımıza ulaşmayı hızlandırmak ve doğu meselesini çözüme kavuşturmak için gerekli. Israrla XI. Ordu’yu bu konuda kullanmak üzere müsaadenizi istiyorum.”xix
Aynı durum, Sovyet tarafı için de geçerlidir. Türklerle askeri işbirliği isteği, Doğu Halkları Propaganda ve Harekât Konseyi Prezidyumu’nun 17 Eylül 1920 Tarihinde Bakû’de gerçekleşen toplantısında aldığı şu karara yansımıştır:
“Sovyet Rusya ve dünya devrimi için ölümcül olacak bu sonuçlardan kaçınmak için yapılması gerekenler şunlardır: a) Sönmekte olan Türkiye’deki milli hareketin en hızlı şekilde desteklenmesi ve b) İngiliz-Şah ordularının Ermenistan ve Gürcistan’la birleşmesinin engellenmesi. Bu ise sadece, kendi halkını ezen Taşnak hükümranlığını devirmek bayrağı altında, devrimci Türkiye’yle birleşme amacıyla milli Türk ordularıyla ittifak içinde Ermenistan’a harekât düzenleyerek olur.
“Bu birleşme ve bize ve devrimci Türkiye’ye düşman Taşnak hükümetinin ortadan kaldırılması, bize, Mustafa Kemal hükümetine maddi olarak yardım etme imkânını hemen vermese bile ona şu noktalarda destek olacaktır: Birincisi, Erzurum kolordusunun Ermeni sınırından alınarak Batı’ya gönderilmesini sağlayacaktır; ikincisi, cephe gerisindeki tehdidin ortadan kaldırılması, milliyetçilere örgütlenmesini ve mücadeleye devam edebilme ve sonunda başarı kazanma umutlarını kaybetmeden İtilaf Devletleri ordularının karşısında ta Kafkaslara kadar geri çekilme imkânı verecektir; üçüncüsü, Kemal Paşa hükümetinin otoritesini arttıracak, onun durumunu güçlendirecek, milli hareketin sönmesine imkân vermeyecek ve İngilizlerin avucundaki sultanın kendini Türkiye’nin tek iktidarı olarak göstermesine olanak tanımayacaktır.
“Türk milli hareketinin kurtarılması dışında Ermenistan’a düzenlenecek harekât bize şu yararı da sağlayacaktır. Bu şekilde bize karşı savaşa hazırlanan düşmanla tek başımıza savaşmamış olacağız. Ermenistan, İngiliz-Şah orduları gelmeden önce kurtarılmış olacak ki, bu harekâtta dokunmayacağımız Gürcistan ise savaşa karışmaktan kaçınacak. Ayrıca Ermenistan’a saldırı, ona karşı savunma yapmaktan çok daha kolay olacak. Öyle ki Taşnakların bize Azerbaycan’ın Bolşeviklerden kurtuluşu bayrağı altında saldırısı sırasında Azerbaycan halkının bir kısmı da bizim karşımızda yer alacak; ancak bizim Ermenistan’a onun Taşnaklardan kurtuluşu bayrağı altında saldırımız sırasında sadece bütün Azerbaycan halkı değil, Ermenilerin bir kısmı da bizimle olacak. Askeri operasyonlar, bizim tarafımızdan hiçbir ek güç gerektirmiyor. Operasyonlar, esas olarak Türk Erzurum kolordusu tarafından yürütülecek. Bizim tarafımızdan saldırılar göstermelik olacak ki, bunun için yeterli gücümüz var. Ayrıca devrimci Türk hükümeti, bizim komutamız altında savaşmak üzere ordusunu vermeyi ve bazı gerekli komiserler atamayı öneriyor. Bu ordu tarafından Ermeni halkına karşı bir aşırılıktan korkmaya gerek yok.”xx
Türk ordularının Ermenistan üzerine harekâtı, Sovyet önderleri tarafından kararlı bir şekilde desteklenmiştir. Stalin, bir iç yazışmada “Türklerin ilerlemesi bizim lehimizedir” diye yazacaktır.xxi
Bu sürecin doruğunda Türk Ordusu’yla Kızıl Ordu Nahcivan’da buluşur.
Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi’nin yayımladığı “Türk İstiklal Harbi” başlıklı eserin Doğu Cephesi kitabında “Türkler’in Kızıllarla İşbirliği” başlığı altında bu buluşma şöyle anlatılmaktadır:
“Türkiye ile Sovyet Rusya arasında irtibat ve işbirliğine inatla engel olmak isteyen İngilizler’in sadık aleti olan Ermeni Taşnak Hükümeti Kuvvetleri, 25 Temmuz 1920’de Şahtahtı’nı işgal ederek, biricik kara irtibat yolunu kesmişler ve Nahcivan’ı tehdit altına almışlardı. (…)
“34 ncü Alay’ın 1 nci Taburu, (…) saat 18.00’de Nahcivan’a gelmiş ve şehrin giriş yerinde Kızıl Tugay Komutanı, Süvari Alay Komutanı, komiserler, Kızıl bayraklar ve bir süvari bölüğü tarafından karşılanmış ve Enternasyonal Marşı ile selamlanmıştır.”xxii
Mustafa Kemal’in, 14 Ağustos 1920 günü, Nahcivan buluşmasını duyuran sözleri Meclis’te coşkulu alkışlarla karşılanır:
“Kızıl kuvvetler, (…) Ermenilerin maksatlarını fiil mevkiine koydurmadılar. 1 Ağustos tarihinde Rus Bolşevik hükümetinin Kızıl Ordusu’yla Büyük Millet Meclisi’nin ordusu Nahcivan’da birbiriyle maddeten birleşmiş oldu (alkışlar). Oraya giden kuvvetlerimiz, kızıl kuvvetler tarafından özel merasim ve fevkalade ihtiramat ile kabul edilmişlerdir. Burada birleşen iki hükümet kuvvetleri diğer kuvvetler gelinceye kadar mahallinde birlikte tedbirler almakla halen bugün dahi meşguldür.”xxiii
Kızıl Ordu’nun 11. Ordu Komutanı’na el yazısıyla yazılmış imzasız bir mektupta, Nahcivan buluşması anlatılır ve iki ordunun işbirliğinin geliştirilmesi için alınacak önlemlere değinilir. Mektupta “Anadolu Ordusu’nun diğer cephelerde savaşması için Ermenistan cephesindeki güvenliğinin sağlanması gerektiği” belirtilir:
“Anadolu demokrasisi, kendisini insanlık düşmanları olan kapitalizm ve emperyalizmden kurtarabilmek uğruna, ezilen halkların dünya çapında kurtarılabilmesi için silaha sarılan Rusya Kızıl Ordusu’nun öncülüğünü kabul ederek, Rusya Kızıl Ordusu’na kardeşlik elini uzatmakta olup, Doğunun ezilen halklarının kurtarılması gibi büyük bir amacı gerçekleştirmeye hazırdır. Anadolu Ordusu’nun, söz konusu amacı doğrultusunda Rusya Kızıl Ordusu ile omuz omuza yürümeye hazır oluşu, bu iki ordunun geçtiğimiz günlerde Nahcıvan’da gerçekleşen sevinçli ve coşkulu buluşmasında ifadesini bulmuştur.”xxiv
Türk ve Kızıl Ordu birliklerinin ortak harekâtları sırasında, Kâzım Karabekir, Türk birliklerinden birine “Türkiye İnkılabı Kızıl Müfrezesi” adını verir ve bu adla mühür yaptırır. O dönemde Kâzım Paşa ile Halil Paşa birbirlerine “yoldaş” diye hitap ederler.xxv İki ordunun buluşmasında, Türk subayları, Bolşeviklerin sevgisini kazanmak için sırmalı apoletlerini çıkarırlar, Türk askerlerinin başına kızıl yıldız takarlar.xxvi Kâzım Karabekir, 24 Ağustos 1920 tarihinde, apoletlerdeki sırmaların değiştirilmesi konusunda Ankara’daki Genelkurmay Başkanlığı’na yazılı başvuruda bulunur.xxvii Hatta Halil Paşa ve Binbaşı Veysel Bey, Kızıl Ordu komutanının ortak bir harekâtta Türk birliklerini de komuta etmesini önerir.xxviii
Kızıl Orduların kuzeyden, Türk ordularının güneyden harekâtı sonucunda Taşnak Ermenistanı yıkılır. Bu durumda Mustafa Kemal, Ermenistan’da Sovyet yönetimi kurulmasını kararlı olarak destekler:
“Yine buyurdular, ki Gümrü’de Kâzım Paşa kendi eliyle Ermenileri komünist yaptı. (…) takdir ederdiniz ki en faydalı olan şey, zaten Komünist olmayan serseri Ermenilere komünist dedirtmek için ve Taşnak mevcudiyetini bir an evvel yıkmak için yapmıştır.”xxix
3. Gürcistan ve Dağıstan’da Türk-Sovyet İşbirliği
Ankara hükümeti, Batum’da Sovyet yönetiminin kurulması çalışmalarına da katkıda bulunur. İstanbul’un işgal edildiği gün olan 16 Mart 1920’de Kâzım Karabekir, Heyet-i Temsiliye’ye “Batum’da Bolşeviklik ilanıyla Bolşevikliğin Evliye-i selase, Gürcistan ve Azerbaycan’da da gerçekleşmesi” yolunda teklifte bulunur.xxx Aynı gün Mustafa Kemal, Karabekir’in önerisine tamamıyla katıldığını bildirir ve bu konuda lazım gelenin yapılması emrini verir.xxxi Mustafa Kemal’in öneriyi onaylaması üzerine Kâzım Karabekir, 3. Fırka Komutanlığı’na şu yazıyı gönderir:
“1. Batum’da Bolşeviklik ilanı memleketimizin geçirmekte olduğu yeni buhran içinde faydalı olacağı cihetle Heyet-i Temsiliyece de buna muvafakat ve Tesri-i icraat talep olunuyor. Binaenaleyh Batum’dan gelip Hopa’da bekleyen murahhaslarda bu suretle tebligat yapılmasını ve sahil boyunca Yeşil Ordu ile irtibat husulünü ve bunun Evliye-i selase ve Gürcistan’da intişarının pek faydalı olacağının tebliğini rica ederim.
“2. Olaydan günü gününe haber almak ve gerekiyorsa harekâtında hüsnü idaresine delalet etmek üzere sizce münasip görülecek muvazzaf ihtiyat birkaç zabitin Batum’a gönderilmesi.”xxxii
Ayrıca 7 Mayıs 1920 tarihinde Trabzon’dan 3. Tümen Komutanı, 2. Alay 3. Tabur Komutanlığı’na gönderdiği emirde “Batum’daki Bolşevik komitesiyle teşriki mesai edilmesi ve aynı zamanda İslam Teşkilatının takviyesi lazımdır. Oraya yedi Türk zabiti gelmiştir. Bu zabitleri teşkilatınızda istihdam ediniz. İki ihtiyat zabiti dahi ayrıca gönderilmiştir.” demekteydi. Bundan Batum’a Türk subaylarının gönderildiği belgeyle anlaşılmaktadır. 17 Mayıs 1920’de Trabzon’a gelen ve Cemiyet-i İslamiye tarafından gönderilen temsilciye “İngilizlerin Batum’dan çıkarılması için Bolşeviklerle birlikte hareket edilmesi öneriliyor ve İngilizlerin aleyhinde birlikte çalışılması” teklif ediliyordu.xxxiii Ayrıca Batum’da Müslüman Hayır Cemiyeti ile Bolşevik Kulübü birlikte çalışmaktaydı.xxxiv
İlerleyen süreçte de milli mücadelenin önderliği Gürcistan’da Ruslarla işbirliği konusunda hassastır. Kâzım Karabekir’in Mustafa Kemal’e gönderdi 27 Mart 1921 tarihli aşağıdaki telgrafı bunu çok iyi göstermektedir:
“Londra konferansının içyüzünün, Rus ve Gürcü savaşında Türkleri Kafkas emelleri peşine saldırıp Gürcülerle bağlaşık olarak Ruslara karşı savaş açmak ve böylece Türkiye’yi ateş çemberi içinde eritmek ya da hiç olmazsa Gürcülere karşı Ruslarla birlikte hareketten alıkoymak için bir oyun olduğu artık gün gibi ortaya çıktı. İtilaf’ın Kafkas oyunu çoktan beri açık iken can çekişen Menşevik Gürcü hükümetiyle anlaşılmasına ve hatta Kafkas Konfederasyonu yapmaya kadar varılmasını ve Batum işgalinin de Millet Meclisince o denli alkışlanmasını, Doğu durumunu ve Rusya’nın hayati çıkarlarını bilenlerimizin az olmasına karşı bizi her taraftan saran İtilaf propagandasının dehşetine bağlıyorum. (…) Ruslar Kafkasya’ya egemen oldukları sürece onlarla dost, hatta bağlaşık kalmalıyız. Bu da Rusların hayati çıkarlarında gözümüz olmadığını, sözle ve davranışlarımızla onları inandırmakla olur. Çarlık Rusya zamanında fabrika ve demiryolları tümüyle Bakû kaynaklarına göre yapılmış olduğundan Rusya ne şekle girerse girsin Bakû’süz olmaz, Bakû de Batum’suz olmaz. Bu iki önemli limanı birbirine bağlayan demiryolunun korunması için gerekli (…) sınırın kuzeyinden artık Ruslar kuşkulanmamalıdır. Bunun için ilk önce Bakû ve Tiflis ve diğer yerlerdeki temsilcilerimiz karşıdevrim komitelerinin yatağı olmamalıdır.”xxxv
Diğer taraftan Stalin’in Çiçerin ve Lenin’e Transkafkasya’dan yazdığı 20 Kasım 1920 tarihli telgrafa yansıdığı üzere Sovyetler de Türk ordularıyla ittifak içerisinde Gürcistan’ın sovyetleştirilmesini sağlamak istemektedir.xxxvi Ayrıca Sovyet Rusya’nın Dışişleri Halk Komiseri Çiçerin, İngilizlerin işgal etmesini önlemek için Batum’un kendilerinin de açık ya da gizli desteğiyle Anadolu tarafından işgal edilmesini birinci Moskova görüşmeleri sırasında Bekir Sami Bey’e teklif etmiştir.xxxvii
Türk subaylarının Dağıstan’da Bolşeviklere yardım ettiği ve bölgedeki İngiliz nüfuzunun azalması için çalıştığı da Sovyet yetkilileri tarafından rapor edilmiştir.xxxviii
4. Türk-Bolşevik İttifakına Karşı İngiliz Provokasyonları
Transkafkasya’daki Türk-Bolşevik ittifakına karşı İngiltere, boş durmaz ve Kemalist yönetimi Sovyetler’den koparmaya ve kendi Kafkas planlarına uygun bir çizgiye getirmeye çalışmıştır. Bu amaçla Kafkasya Halkları Federasyonu’nu Türkiye’nin himayesine vermeyi gündeme getirir. Bölgeye gönderdiği “deneyimli istihbaratçıların” görevi, Türk-Bolşevik çatışması yaratmaktır.xxxix Bu tertipler başarısızlıkla sonuçlanır. Ancak İngiltere bu girişimleri sürdürmekten vazgeçmeyecektir.
Planların boşa çıkarılmasında Mustafa Kemal’in büyük payı vardır. Mustafa Kemal, Sovyet Rusya’nın güvenine büyük önem vermektedir.xl
III. Kars Antlaşması (13 Ekim 1921)
Transkafkasya’daki Türk-Sovyet ittifakı, 13 Ekim 1921’de Kars Antlaşması’nın imzalanmasıyla resmi bir karakter kazanacaktır. Transkafkasya’da Bolşevik iktidarlarının kurulmasıyla bölgede yeni bir sayfa açılmıştır. Moskova Antlaşması’nın 15. maddesiyle, Türkiye ve Transkafkasya Sovyet Cumhuriyetleri arasında bir antlaşma yapılması kararlaştırılmıştır. Karşılıklı yazışmalardan sonra Konferans’ın Kars’ta yapılmasına karar verilir.
Konferans, 26 Eylül 1921 günü başlar.xli TBMM hükümetini Kâzım Karabekir başkanlığında bir heyet temsil eder. Azerbaycan SSC’yi İşçi-Köylü Teftiş İşleri Halk Komiseri Behbud Şahtinski, Ermenistan SSC’yi Dışişleri Halk Komiseri Askanaz Mravyan ve İçişleri Halk Komiseri Pogos Makinyantsiyan, Gürcistan SSC’yi Askeri-Deniz İşleri Halk Komiseri Şalva Eliava ve Dışişleri Maliye Halk Komiseri Aleksandr Svanidze, RSFSC’yi ise Letonya temsilcisi Yakov Ganetskiy temsil eder.
Kars Konferansı’ndaki Ermenistan SSC Heyeti Başkanı M. Mravyan, açılış konuşmasında Sovyet Ermenistanı’nın kurtuluş savaşı veren devrimci Türkiye’ye hayranlığını şöyle açıklar:
“Buraya düşmanca duygularla gelmedik, bize burjuva milliyetçi hükümetlerden miras kalan tartışmalı meseleleri, zorluk çıkaran lanetli meseleleri tekrardan kışkırtacak hiçbir eğilimimiz yok. Hayır, artık bu görevler, bu düşmanca duygular, bizi yönlendirmiyor. Biz, çalışkan Türk halkının kendi vatanının özgürlüğü adına verdiği kahramanca mücadeleye hayranız. Samimi duygularımızla diliyoruz ve kesin olarak eminiz ki, vatanını korumak için ayağa kalmış olan bu halk kazanacaktır ve düşmanları kaçacaktır. Konferansın, cephe gerisinde artık düşman olmadığını ve halkın iradesini kırmak isteyen emperyalizme karşı mücadelesine komşularının derin sempati duyduğunu öğrenecek olan Türk halkına Transkafkasya halklarının beslediği bu duygularını güçlendireceğinden eminiz.”xlii
Türkiye; Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’la ayrı ayrı antlaşmalar imzalamak isterken, Rusya ve Transkafkasya Cumhuriyetleri tek bir antlaşma taraftarıdırlar. Sonunda Türk tarafı, diğer cumhuriyetlerin görüşünü kabul eder. Ruslar, Konferans boyunca Türkiye’ye karşı ödün verici bir tutum izler ve 13 Ekim’de bütün taraflar Kars Antlaşması’nı imzalarlar.xliii
Antlaşmanın içeriği Moskova Antlaşması’yla hemen hemen aynıdır. Kars Antlaşması’yla Misakı Milli’yi üç devlet daha tanımış olur. Türkiye, Kafkaslar’daki durumunu sağlamlaştırırken, Moskova’dan gelen yardımın önündeki engeller de bu şekilde kaldırılmıştır. Mustafa Kemal, Kars Antlaşması’yla ilgili olarak Meclis’te şunları söyler:
“Bu antlaşma ile Doğu’da hukuki bir şekil alan fiilî vaziyetimiz de Sevr Antlaşması’nın tatbik edilmez olduğunu gösteren vakalardan biridir (Şiddetli alkışlar).
“Ermeni meselesi denilen ve Ermeni milletinin hakiki menfaatlarından ziyade cihan kapitalistlerinin iktisadi menfaatlarına göre halledilmek istenen mesele, Kars Antlaşması’yla en doğru hal suretini buldu (Alkışlar). Asırlardan beri dostane yaşayan iki çalışkan halkın iyi ilişkileri, memnuniyet vericidir ki, tekrar teessüs etti.”xliv
Emperyalist Batı kamuoyu da Kars Antlaşması’nı kendi menfaatleri açısından “karanlık” ve “şüpheli” görmüştür. Ayrıca bu antlaşma sonucunda İngilizlerin Kafkas cumhuriyetleri hususundaki politikasının iflas ettiği ifade edilir.xlv Diğer taraftan Batı basınında bu antlaşmanın Ermenistan için aşağılayıcı olduğu yazılmıştır. Sovyet Ermenistanı’nın önemli siyasal ve askeri yetkililerinden Myasnikyan, 20 Ocak 1922 tarihinde SSEC Sovyetleri Birinci Kongresi’ne sunduğu raporda bu propagandaya gereken cevabı verir. Myasnikyan’a göre Ermenistan emekçileri, Kars Antlaşması’nın sağladığı barışçıl hayatı çok iyi görmektedir. Taşnaklar ise, bağımsız, denizden denize yayılan ve bugünkü Fransa’nın dörtte üçüne eşit bir Ermenistan hayali kurmaktadır. Myasnikyan’ın ifadesiyle Sovyet Ermenistanı, bu hayalin daha önce olduğu gibi milleti imha edecek savaşlara sürüklediğini anlayarak bu “aptallığı” reddetmiştir. Sovyet Ermenistanı, Kars Antlaşması sayesinde komşularıyla birlikte yaşayabileceğini kanıtlamıştır. Ermeni ve Türk halkları, emekçileri, karşılıklı kırımdan asla ve asla sorumlu değildir.xlvi
Ermeni milliyetçisi Pro Armenia dergisi, Kars Antlaşması’nı yıllar sonra, “Türkler ve Bolşevikler Ermenistan’ı nasıl hakladılar” başlıklı kapağına koyduğu resimle şöyle yorumlayacaktır: Türkiye’yi temsil eden ay-yıldızla, Sovyet Rusya’yı temsil eden çekiç-orak Ermenistan’ı temsil eden kadını parçalıyor.xlvii
Türkiye, Kars Antlaşması’yla Doğu sınırlarını güvence altına aldıktan sonra bütün gücünü Batı Cephesi’nde zafer kazanmak için seferber edecektir. Kars Antlaşması’nın 30 Ağustos’taki rolü büyüktür.
IV. Sonuç
İmparatorluklar çağından beri Türkiye ile Rusya’nın çatışmasından Batı, her zaman büyük çıkarlar sağlamıştır. Bölgenin iki köklü devlet geleneğine sahip en önemli bu iki devleti birbirlerine düştüklerinde Batı’nın Avrasya’daki emellerine ulaşmasının zemini oluşmaktadır. Tersinden bakıldığında ise Türkiye ve Rusya’nın, ortak hareket ettiklerinde ve dostane ilişkilere sahip olduklarında kendi devletlerinin çıkarlarını daha rahat sağladığı görülür. Bu noktada da iki önemli bölge rol oynamaktadır: Boğazlar ve Transkafkasya.
Batı da her zaman bu iki bölgeyi, Türkiye ve Rusya’yı kuşatmak için elinde tutmaya çalışmıştır. Ekim Devrimi ve Kurtuluş Savaşı’yla birlikte oluşan Türk-Sovyet ittifakı, bu bakımdan iki ülkenin kendi bağımsızlıkları ve yaşam hakları açısından Batı emperyalizmine karşı bir cevap niteliği taşımıştır.
Bugüne geldiğimizde ise Amerikan emperyalizmi, hem Rusya’yı hem Türkiye’yi kuşatan bir plan uygulamaktadır. Rusya; Kafkaslar, Ukrayna ve Kırgızistan üzerinden ve NATO’nun Baltık ülkelerine kadar genişletilmesi yoluyla çevrelenirken, Türkiye ise, Güney Kıbrıs, Girit Adası, Bulgaristan, Romanya, Gürcistan’a yerleştirilen askerî birliklerle ve Kuzey Irak’taki işgal kuvvetleriyle kuşatılmış bulunmaktadır. İngiltere’nin aynı Kurtuluş Savaşı yıllarında yaptığı gibi, bu kez ABD, Rusya ile Türkiye arasında bir Kafkas Seddi oluşturma gayretindedir. Azerbaycan ve Ermenistan’da da Amerikan destekli renkli “devrimlerin” provaları açıktan açığa yapılmaktadır.
Yeni Kafkas seddin yıkılması tekrardan iki ülke için zorunluluk haline gelmiştir. Bunun için de Rus-Türk işbirliğinden başka çare olmadığı şüphesizdir.
i Yunus Nadi, Anadolu’da Yeni Gün, 11 Ocak 1922’den aktaran: Yrd. Doç. Dr. Nurettin Gülmez, Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’da Yeni Gün, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 1999, s.17.
ii Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Doğan Kardeş Matbaacılık San. A.Ş, İstanbul, 1969, s.166. Ayrıca Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkiye’de bulunun iki Komintern gözlemcisi de “Rus Devrimi Türkiye’de Kemalist Devrimi mümkün kılan ana etkenlerden biridir” demektedir. Bkz. Leonid-Friedrich, Ankara 1922, Kaynak Yayınları, Haziran 1985, s.39.
iii Documents on British Foreign Policy, Seri I, Cilt III, Londra 1949, Belge No. 630’dan aktaran: Stefanos Yerasimos, Ekim Devrimi’nden “Milli Mücadele”ye Türk-Sovyet İlişkileri, Gözlem Yayınları, Ocak 1979, s.137 vd.
iv Bkz. Betül Aslan, Türkiye-Azerbaycan İlişkileri ve İbrahim Ebilov (1920-1923), Kaynak Yayınları, Ekim 2004, s.27.
v Mustafa Kemal’in Kazım Karabekir’e 16 Haziran 1919 tarihli şifresi için bkz. Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.2, Kaynak Yayınları, Mayıs 1999, s.390 vd.
vi Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.6, Ağustos 2001, s.268.
vii Kurtuluş Savaşı’nın İdeolojisi/ Hâkimiyeti Milliye Yazıları, Kaynak Yayınları, Eylül 2003, s.107.
viii Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.8, Mayıs 2002, s.271.
ix Kâzım Karabekir, İstiklal Harbimiz, c.1, Emre Yayınları, c.1, s.665.
x Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.8, s.114.
xi Kâzım Karabekir, age, s.549.
xii TBMM Hariciye Vekili Ahmet Muhtar Bey’in 3 Ocak 1921 günlü konuşması için bkz. Mahmut Goloğlu, Cumhuriyete Doğru 1921-1922, Ankara, 1971, s.5.
xiii Mustafa Kemal’in Tiflis’teki Yetkili Temsilcisi Ahmet Muhtar’a telgrafı için bkz. RGASPİ f. 85, l. 20, d. 51, y. 2.
xiv Betül Aslan, age, s.29.
xv Kazım Karabekir, age, s.196.
xvi Age, s.374.
xvii Age, s.631 vd.
xviii Y.A. Bagirov, Kurtuluş Savaşı Yıllarında Azerbaycan-Türkiye İlişkileri, Bilim Yayınları, İstanbul, Şubat 1979, s.124 vd.; Dr. Salahi R. Sonyel, Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika, c.1, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 3. basım, Ankara, 1995, s.182; M. Taylan Sorgun, Bitmeyen Savaş Kütulamare Kahramanı Halil Paşa’nın Anıları, 7 Gün Yayınları, İstanbul, 1972, 318 vd.; Bülent Gökay, Bolşevizm ile Emperyalizm Arasında Türkiye (1918-1923), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, Aralık 1998, s.104; Dr. Rıza Nur, Moskova-Sakarya Hatıraları, Boğaziçi Yayınları, 2. basım, İstanbul 1993, s.64 vd.; Fahri Belen, Askeri, Siyasal ve Sosyal Yönleriyle Türk Kurtuluş Savaşı, Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı, Ankara, 1973, s.227, 237; Tevfik Bıyıklıoğlu, Atatürk Anadolu’da, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1959, s.19; General Sami Sabit Karaman, Trabzon ve Kars Hatıraları 1921-1922 İstiklal Mücadelesi ve Enver Paşa, Arma Yayınları, 2. basım, İstanbul, Mayıs 2002, s.77; Saime Yüceer, Milli Mücadele Yıllarında Ankara-Moskova İlişkileri, Bursa, 1997, s.91 vd.; Betül Aslan, age, s.34 vd., 59 vd.
xix RGASPİ fond 495, liste 181, dosya 135, yaprak 7.
xx RGASPİ fond 5, liste 2, dosya 92, yaprak 31, 31 arkası, 32.
xxi RGASPİ fond 2, liste 1, dosya 24461, yaprak 1.
xxii Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi, Türk İstiklâl Harbi Doğu Cephesi 1919-1922, c.3, Ankara, 1965, s.110 vd. Askerî ittifaka ve Nahcivan buluşmasına birinci elden tanıkların anlatımları için bkz. Veysel Ünüvar, Kurtuluş Savaşı’nda Bolşeviklerle Sekiz Ay 1920-1921, 2. basım, Göçebe Yayınları, 1997, s.55 vd.; Kâzım Karabekir, age, c.2, s.113; V. Tarhov, Zanyatie g. Nahiçevani i Pervaya Vstreça Krasnoy Armii S Voyskami Kemal Paşi, Voyennıy Vestnik, 15.04.1922, No. 8, s.33 vd.
xxiii Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.9, Ekim 2002, s.174.
xxiv RGASPİ fond 495, liste 181, dosya 13, yaprak 48.
xxv Kâzım Karabekir, age, s.112, 127; RGASPİ fond 495, liste 181, dosya 135, yaprak 7.
xxvi Veysel Ünüvar, age, s.8, 10 vd., 111.
xxvii Kâzım Karabekir, age, s.148.
xxviii V. Tarhov, age, s.35. vd.
xxix Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.10, Mart 2003, s.310.
xxx Kazım Karabekir, age, s.544.
xxxi Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.7, Ocak 2002, s.119.
xxxii Kazım Karabekir, age, s.545.
xxxiii Bkz. Saime Yüceer, age, s.87.
xxxiv Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.7, s.159.
xxxv Kazım Karabekir, age, s.592.
xxxvi Bkz. RGASPİ fond 558, liste 1, dosya 5584, yaprak 1.
xxxvii Cumhuriyet Müzesi Arşivi, Dos. VI/1, No: 3034’ten aktaran: Saime Yüceer, age, s.153.
xxxviii Borba Za Ustanovleniye i Uproçeniye Sovyetskoy Vlasti v Dagestane 1917-1921, İzdatelstvo Akademi Nauk SSSR, Moskva, 1958, s.369.
xxxix Kafkas provokasyonlarıyla ilgili örnek İngiliz belgeleri için bkz. İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye, inceleme: Erol Ulubelen, Yaylacılık Matbaası, İstanbul, 1967, s.249, 253, 255, 282 vd.
xl Mustafa Kemal’in bu konuyla ilgili Erzurum vilayetine gönderdiği 15 Temmuz 1920 tarihli telgraf için bkz. Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.9, s.56; Mustafa Kemal’in Türk-Sovyet ilişkilerini bozmaya yönelik İngiliz propagandası hakkındaki 30 Kasım 1920 tarihli talimatı için bkz. Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.10, s.128 vd.
xli Konferans’ın Fransızca tutanakları için bkz. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 30.11.1921, 930.1-3.40.1. Ayrıca görüşmelerle ilgili bkz. Kâzım Karabekir, age, c.2, s.280 vd.
xlii Dokumentı Vneşney Politiki SSSR, c.4, Gospolizdat, Moskva, 1960, s.373.
xliii Antlaşmanın ve eklerinin Türkçesi için bkz. İsmail Soysal, Türkiye’nin Siyasal Andlaşmaları, c.1, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1983, s.41 vd. Rusçası için bkz. Azerbaycan Cumhuriyeti Siyasi Partiler ve İçtimai Hareketler Devlet Arşivi fond 609, liste 1, dosya 94, yaprak 110-115’ten aktaran: Azerbaycan-Türkiye Münasebetleri 1920-1922, AzAtaM, Bakı, 2002, s.147 vd.; Fransızcası için bkz. Atatürk’ün Milli Dış Politikası, c.1, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1994, s.555 vd.
xliv Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.12, Aralık 2003, s.285.
xlv Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, Kervan Yayınları, Ekim 1973, s.168.
xlvi A. F. Myasnikyan, İzbrannıye Proizvedeniya, İzdatelsvo Ayastan, Yerevan, 1965, s.376 vd.
xlvii Aşot Ayrapetyan, “Kak Turki İ Bolşeviki V 1920 Godu Raspravilis S Armeniyey”, Pro Armenia, 1992, No. 6.

Yorum Yapın